MESAJ PANOSU

Mesaj Defterine Yazın


Selçuk içer    12 Ağustos 2008 20:46
İÇERİM YANIYOR;değerli meslektaşlarım bune büyük acıdır kahpeler 9 dağ gibi vatan evladına kalleşçe kıydılar.Bu kaçıncı acı yüreğimize düşen kaçıncı ateş,sönen kaçıncı ocak kaçıncı dul kalan kardeşlerimiz,babasız kalan kaçıncı evlatlarımız?Bizler onların eski silah arkadaşları değilmiyiz o kutsal ocakta yetişmedikmi?Ne yapıyoruz düşmüşüz kendi derdimize nelerle uğraşıyoruz dereceymiş kademeymiş temad mış başbakanmış dosyaymış canlar gidiyor uyanalım tepkisiz sessiz kalmayalım .Yaşımız geçmiş elliyi bu fidanlar yerine biz girelim kara toprağa.Çok acı çok zaman birlik beraberlik zamanı.O kahramanlar canlarını verip kara toprağa giriyor bizlerde burada birbirimizle uğraşıyoruz.Bizlerede yazıklar olsun bu mübarek şehitlere saygı adına..Kendimize gelmeliyiz.Lanet olsun,büyük Atatürkün meclisinde bunların ellerini sıkanlara,saltanat sürenlere,vatan evlatlarını kırdırılmasına göz yumanlara,içim kor kor yanıyor.Bu kaçıncı?Sırada kimler var?Yazıktır günahtır kıymayın vatan evlatlarına,söndürmeyin ocakları,ağlatmayın anaları babaları.Kelimeler yetersiz kalıyor ne yazılır ne söylenir.Lanet olsun yapanlara,yaptıranlara.Mekanları cennet olsun.Yaralılara ALLAHÜ TEALA ACİL ŞİFALAR VERSİN.
BAŞIMIZ VE VATAN SAĞOLSUN.Saygılar
Selçuk İÇER
E.Bnd.Kd.Bçvş

yaşar çakan    12 Ağustos 2008 16:03
Sayın İçer,
Genç subaylar rahatsız cümlesi,malum genç rütbedeki subaylar için söylenmemiştir.Bu sözü generaller rahatsız diyede çevirebiliriz.Asb.ın rahatsızlığı tuzu kuru insanlar için önemli değildir.Onlar için Asb.demek düşünmeden yapan demek.Asb.demek bir konu hakkında düşünmeyen,komutanın o konu hakkındaki düşüncelerini düşünmeden yapan demektir.En azından ben öyle düşünüyorum.Yanlışta olabilir.

Bizlere yıllardır haklarımız verilmedi.Eskiden okumamıza bile izin verilmedi.Şimdi okumayan hemen hemen yok gibi.Devran değişti,iletişim korkunç boyutlarda.Artık bilgiye ulaşamamak imkansız gibi bir şey.İşte bu ortamda bize haklarımızı vermeyenler,biz ne dersek bunlar yaparlar diye düşünenler yanıldı.Artık susmak yok,yılmak hiç yok.Zannediyorlar ki,biz söyleriz arkamızdan gelirler,biz işaret ederiz oraya oy verirler,biz ne dersek o olur.Yok artık bitti.Arkalarında durmamalıyız.Tuzu kurularla ortak hareket edenler biz olmamalıyız.(en son çelenk koydular.Sonuç malum.)Hem haklarımızı vermeyin hemde yamacımıza gelin.Gitmemeliyiz.Bizim haklarımızı vereceklerle ortak hareket etmeliyiz.Yürüyüş var,eylem var sizde gelin ha..Hayır hayır,bizim haklarımız almak için legal eylem yapacağız sizde gelin.Geliyormusunuz...

yaşar çakan    12 Ağustos 2008 15:45
Yanlış anlamak,anlaşılmak

Sizi yanlış anladıklarını düşünürmüsünüz çevrenizdeki insanların? Ya da sık sık yanlış anladın beni.. dermisiniz.?
Bence insan yanlış anlaşılmaz...Siz içten, doğru ve gerçekci iseniz..Biraz da dobra ve doğrucu Davut iseniz..Sizi yanlış anlarlar...
Yanlış anlamak isteyen karşı taraftır ve ne yaparsanız yapın o yanlış anlayacaktır.Siz ne denli doğrucu olsanızda...Karşınızdaki sizi istediği gibi anlayacaktır...
Bırakın nasıl isterlerse öyle anlasınlar.Siz inandığınız doğrularınızdan ödün vermeyin.Önemli olan budur. Sizi siz yapan değerler...Ne düşünürler, ne derler, nasıl anlarlar..Ya yanlış anlarlarsa... Diye bir kuşku taşımadan..Yolunuzda yürümeye devam edebiliyorsanız...Siz varsınız demektir&

Tabi bu yazdıklarım bana göre doğrular..Ya size göre.?

''Düşündüğün,
Söylemek istediğin.

Söylediğini sandığın,
Söylediğin.

Karşındakinin duymak istediği,
Duyduğu.

Anlamak istediği,
Anladığını sandığı,
Anladığı&
arasında farklar vardır. Dolayısıyla insanların birbirini yanlış anlaması için en az 9 ihtimal var."

Sylviane Herpin

Çetin DENİZALP    12 Ağustos 2008 14:08
http://www.akademiguvenlik.org
Kuzey Irakta savasan ve sonunda evine donecek olan Mehmet adinda bir askerin hikayesidir.

Mehmet evine gitmeden once, Istanbul'da bulunan anne babasina telefon acti.

Sevgili anne ve babacigim, sonunda eve geliyorum ama bir sey sormak istiyorum.

Bir arkadasimi da beraber eve getirebilir miyim?

Tabii ki ' diye cevapladilar. 'Onunla tanismaktan mutluluk duyariz'.

Ama bilmeniz gereken bir sey var' diye Mehmet devam etti,'o savasta agir yaralandi.

Kara mayinina basti ve kolu ile bacagini kaybetti. Baska gidecek hicbir yeri yok.

Onun bize gelmesini ve bizimle yasamasini istiyorum'.

''Bunu duyduguma cok uzuldum oglum, belki kalacak baska bir yer bulmasi icin ona yardimci olabiliriz'

'O hayir , onun bizimle yasamasini istiyorum der..''

'Oglum,' dedi babasi, 'sen ne istediginin farkinda degilsin. Boyle buyuk bir sorunu olan birisi bizi cok rahatsiz eder.

Bizim kendi hayatimiz var ve boyle farkliliga izin veremeyiz.

Bence sen eve gelmeli ve bu cocugu unutmalisin. O kendi yasamini devam ettirmenin bir yolunu bulacaktir..'

O andan sonra, Mehmet telefonu kapatti. Anne ve babasi ondan baska bir soz duymadilar...

Birkac gun sonra, Istanbul polisinden bir telefon geldi.

Ogullarinin bir binadan duserek oldugunu soylediler. Polise gore intihardi.

Anne ve baba telasla ucaga binerek ogullarinin teshisini yapmak icin atladigi ildeki devlet hastanesinde bulunan

teshis morguna gittiler. Mehmet'i teshis etmislerdi. Ama gozleri fal tasi gibi acilarak... ,

Bilmedikleri bir seyi fark ettiler.

Mehmet'in bir bacagi ve bir kolu yoktu...


Bu hikayede ki anne ve baba bircogumuza benzer.

Etrafimizda iyi gorunen ve neseli insanlari sevmek bize kolay gelir, ama bize rahatsizlik veren ozellikle bizim kadar saglikli olmayan,

bizim kadar guzel olmayan ve bizim kadar zeki olmayan insanlardan uzak durmayi tercih ederiz.

Cok sukur ki bizi bu kategoride goren birisi yok.

Karsiliksiz sevmeyi basaran birisi sonsuza kadar ailemizdendir ne kadar cirkin ne kadar fakir ne kadar engelli olursak olalim.

Bu gun yatmadan once ALLAH' a biraz daha dua ederek insanlari olduklari gibi kabul etmemizi saglamasini isteyelim ve ne kadar

farkli olurlarsa olsunlar onlara karsi daha anlayisli olabilmeyi isteyelim.


Arkadaslar cok nadir bulunan cevherlerdir. Onlar sizi guldurur ve basarmaniz icin destekler.

Bazen tek kelime bazen bir cumle paylasirlar ama her zaman kalbinizi ona acmanizi beklerler....!!!!

Saygılarımla...
Çetin DENİZALP

Selçuk içer    12 Ağustos 2008 01:44
Değerli meslektaşlarım ülkemizde bazı siyasiler,yazarlar,aydınlar tarafından sıkça kullanılan kısa ancak kullanıldığında büyük etkiler yapabilen zaman zamanda gizli baskı unsuru olan bir sözcük''GENÇ SUBAYLAR RAHATSIZ''ben çok merak etmişimdir genç Assubaylar niçin rahatsız denmemiştir,ülkedeki olumsuzluklardan kötü gidişattan bizler hiç etkilenmezmiyiz?Bizlerde Türk Silahlı Kuvvetlerinin ayrılmaz parçası değilmiyiz bizden bir şey olmayacağınımı düşünüyorlar yoksa bizlerin vatan sevgisi dahamı az,acaba öylemi görüyorlar yoksa biz rahatsızlığımızı ifademi edemiyoruz,gerçekten rahatsız değilmiyiz.Biz neyiz? onların gözünde yaptırımı olmayan rütbeli personelmi.Memleketin gidişatından sadece genç subaylarmı rahatsız mesela genç mimarlar,genç doktorlar,genç polisler,genç esnaflar,genç ormancılar hiçmi rahatsız değiller bu sözcüğü kullananların gözünde düşüncelerinde. Gerçekten çok anlamlı bir söz''GENÇ SUBAYLAR RAHATSIZ''Bu söz rahatsız olanlardan değilde,nedense sürekli başkalarınca dile getirilir.Kullanana görede etkisi değişir,koltuğuna yaslanıp hafif yan oturarak endişeli bir yüz ifadesi takınarak bazı harflerde vurgu yaparak davudi ses tonuyla genç subaylar rahatsız, dediğinde etki birden fazlalaşır.Çok sihirli bir söz.Gelde etkilenme...Saygı ve sevgilerimle.
Selçuk İÇER
E.Bando Kd.Bçvş

HARUN KURUOĞLU    12 Ağustos 2008 00:01
http://kuruoğlu
Terör örgütü tarafından düzenlenen saldırı sonucu şehit olan Yarbayımıza, Uzman Çavuşlarımıza, Erbaş ve Erlerimize Tanrıdan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar, ailelerine de sabır diliyorum.

Çetin DENİZALP    12 Ağustos 2008 00:00
http://ww.akademiguvenlik.org
Sevgili Meslektaşlarım,
Aranıza katılalı pek uzun bir süre olmadı. Şu ana kadar da fikirlerimle her hangi bir katılımım sağlayamadım. Sadece sizlerin yazdıklarınızı en ince detayına kadar okumakla yetindim. Kimi zaman yüksek beyinlerden fışkıran etkileyici fikirlerle gururlandım. kimi zaman fikir münakaşalarından kaynaklanan ve zaman zaman sertleşen usluplar nedeniyle hararetlenen konuşmalara tanık oldum. Kimi zaman da sadece yazı yazmış olmak için birkaç satır karalayan, ne zümresine , ne ulusuna, ne de ulusal geleceğimize katkı sağlamayacak, yön göstermeyecek, tam aksine, belli ideallere sahip insanları engelleyici, isteklerini kırıcı, içi boş yazılara tanık oldum.
Çok anlamlı bir sözcük grubu vardır, bunu sizlerle paylaşmak isterim sevgili meslektaşlarım;
"Küçük beyinliler,insanlarla;
Orta beyinliler;gelişmelerle;
Yüksek beyinliler ise teknoloji yani yeniliklerle uğraşır."
Bizler ülkemizin geleceği için,neslimizin sürekliliği için,Bayrağımızın ve Ülkemizin Bekaası için, Zümremizin refahı, yeni kazanımlarını elde edebilmesi için çabalamalı,fikirler üretmeliyiz.
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kazanımlarının gözgöre göre heba edildiği,Misak- Milli Topraklarının; "KİŞİLİKSİZ,MİLLİYETSİZ BİR TOPRAK PARÇASI" haline dönüştürülmeye çalışıldığı şu günlerde, Ulusal birlik ve Bütünlüğümüzü koruma amaçlı neler yapabilirizi konuşmamız gerekir diye düşünüyorum.
Bu uğurda yapıcı fikirler üreten arkadaşlarımızı,dostlarımızı,meslektaşlarımızı baltalamak, sindirmek, demorolize etmek amaçlı yazılan kişiliksiz yazı ve düşüncelerden lütfen vazgeçiniz.Her üretilen fikir inanıyorum ki, ülkemiz için, Ulusumuz için ve Zümremiz için yarar sağlayacaktır.
En içten sevgi ve saygılarımla...

Çetin DENİZALP
ANKARA

Cengiz ERTEN    11 Ağustos 2008 23:19
Saygıdeğer Meslekdaşlarım;

"Kötülerin kazanmasi icin, iyilerin meydani bos birakmasi yeterlidir....
Edmond Burke'un cok sevdigim bir sozu...Paylaşmak istedim...
SAygılarımla....

Cengiz ERTEN    11 Ağustos 2008 22:56
Saygıdeğer Meslekdaşlarım;
Amaç sadece bilgilendirmek..

Fatih Sultan Mehmedin insan hakları ahidnamesi.

Fatih Sultan Mehmed, Bosnayı fethettiği zaman Osmanlı Devlet politikasının sonucu olarak bölge halkına dini serbestiyet getirmiştir. Fatih Sultan Mehmed'in buradaki latin papazlarına verdiği 1478 tarihli ferman şöyledir;

'Ben ki Sultan Mehmed Han'ım; Üst ve alt tabakada bulunan bütün halk tarafından şu şekilde bilinsin ki, bu fermanı taşıyan Bosna rahiplerine lütufta bulunup şu hususları buyurdum: Sözkonusu rahiplere ve kiliselerine hiçkimse tarafından engel olunmayıp rahatsızlık verilmeyecektir. Bunlardan gerek ihtiyatsızca memleketimde duranlara ve gerekse kaçanlara emn-ü aman olsun ki, memleketimize gelip korkusuzca sakin olsunlar ve kiliselerinde yerleşsinler; ne ben, ne vezirlerim ne de halkım tarafından hiç kimse bunlara herhangi bir şekilde karışıp incitmeyecektir. Kendilerine, canlarına, mallarına, kiliselerine ve dışardan memleketimize getirecekleri kimselere yeri ve göğü yaratan Allah hakkı için, peygamberimiz Muhammed Mustafa (s.a.v.) hakkı için, yedi mushaf

hakkı için, yüz yirmi dört bin peygamber hakkı için ve kuşandığım kılıç için en ağır yemin ile yemin ederim ki, yukarda belirtilen hususlara söz konusu rahipler benim hizmetime ve benim emrime itaatkâr oldukları sürece hiç kimse tarafından muhalefet edilmeyecektir.'



Bu fermanın çıkması ile birlikte Bosna ve Hersek bölgesinde yaşayan azınlıklar yaşamlarını ve ibadetlerini serbestçe yapabilmişlerdir&.
Fatih Sultan Mehmed'in fermanı olarak 'Osmanlı Tarihindeki Yazılı Belgeler' arasında yerini alan bu uygulama, Osmanlılar'da gelenekselleşmiş, tarih boyunca sınırları içinde yaşayan tüm azınlıklara eşit olarak uygulanmıştır....

Bu gün "insan hakları, insan hakları" diye BİK,BİK,BİK konuşup kafa şişirenlere ithaf olunur&&

Cengiz ERTEN    11 Ağustos 2008 21:27
Değerli Meslekdaşlarım;
Çok sevdiğim bir dostumdan gelen maili paylaşmak istedim bilginize....

1783 yılı amerika birleşik devletlerinin akdenizde boy göstermeye başladığı yıldır&&....

ilk olarak, 25 temmuz 1785'te cezayir açıklarında abdnin bir gemisi osmanlı gemileri tarafından ele geçirildi.

1793 ekim ve kasım aylarında 11 abd gemisi daha osmanlıların eline geçti...

akdenizde çaresiz kalan abd, bugünkü donanmasının temelini 5 eylül 1795'te osmanlı devleti ile yazılı bir anlaşma yaparak atmayı başarmıştır&.. bu anlaşmaya göre abd osmanlı devletine, akdeniz'de abd sancağı taşıyan hiçbir gemiye dokunulmaması karşılığında, 642.000 osmanlı altını ve yılda 12.000 osmanlı altını ödeyecekti.

dili türkçe olan ve 22 maddeden oluşan anlaşmaya, başkanları george washington ve cezayir beylerbeyi imza koydular... (padişah g.washington'u muhatap almadığından bu iş için cezayir beylerbeyini görevlendirmiş)

abd tarihinde kendi dilinde olmayan tek uluslararası anlaşma türkçe'dir ve abd tarihinde vergi vermeyi kabul ettiği tek ülke osmanlı imparatorluğudur....

kaynak:gazi üniversitesi kırşehir eğitim fakültesi dergisi, cilt 6, sayı 1, (2005), sayfa 231.

Selçuk içer    11 Ağustos 2008 17:39
ŞEHİTLERİMİZE ALLAHU TEALADAN RAHMET YARALILARA ACİL ŞİFALAR AİLELERİNEDE BAŞ SAĞLIĞI DİLERİM.MEKANLARI CENNET OLSUN..9 FİDAN VATAN EVLATLARI PEYGAMBER AGUŞUNU AÇMIŞ BEKLİYOR.
Selçuk İÇER
E.Bnd.Kd.Bçvş

Selçuk içer    11 Ağustos 2008 11:50
SN SİTE YÖNETİCİLERİ dün saat10.58 itibariyle mesaj panosunda başka yazılara yer verilmedi teknik bir arızamı var yönetimin tasarrufumu merak ettim.İnşaallah problem yoktur.hayırlı günler.
SelçukİÇER
E.Bnd.Kd.Bçvş

Gürcan OĞUZHAN    10 Ağustos 2008 19:51
Yahu bir daha yazmayacağım diyorum yine yazıyorum.
Biraz önce TESUD un sayfasına bir baktım. Amaçlarını okudum. Sonra tekrar bizimkisini okudum. Ağlamaklı oldum. Gözlerim yaşardı. Meğer ne etik, ne milliyetçi, ne Atatürkçü insanlar varmış.....
Bilirmisiniz Türkiye"mize has bir zengin gurubu vardır. Bunlar SAVAŞ ZENGİNLERİ dir. Bunlar ya gayri müslim dirler ya da biraz varlığı olup BEDEL (yani para) ödeyip cepheye gitmeyenlerdir. Yiğitler savaşırken, bayrak uğruna, namus uğruna, vatan diye diye bir bir toprağa düşerken cansız bedenleri cephe gerisinde aç kalan yaşlı anaları, babaları, bacıları,eşleri kundaktaki çocukları açlık tan kurtulma uğruna bu şerefsiz çapulcu takımına son bir avuç topraklarını da kaptırırlar. Vatan evladı kanını dökerken namusu bildiği vatanı için bilmez ki cephe gerisinde yağmalanmaktadır asıl gerçeği............
Karar verdim ben bir partiye katılıp mücadele me orada devam edeceğim. Burada bunlardan insanlık hakkımızı dilenmenin bir alemi yok.
Hey gidinin Atatürk"çüleri, heygidinin devlet buyükleri sizlere bu yetimlerin haklarını kendi adıma haram ediyorum. Haram olsun.....!!!!!
Hey YÜCE ATAM Bunları sana şikayet ediyorum.

Cengiz ERTEN    10 Ağustos 2008 16:56
Değerli Meslekdaşlarım;
Mesaj panosuna yazmaya başladığımdan beri(ki aksi varsa site yönetimi beni ikaz etsin)kimseye hakaret etmedim.Genelde yazdıklarım zümremizi ilgilendiren konulardı.Son yolladığım rektör atamalarına yönelik yazılar onların koydukları tepkiyi bizim veremediğimizi anlatmak içindi.Ama bazı meslekdaşlarım bunu farklı yorumlamışlar.Hayatım boyunca herhangi bir siyasi partiye üye olmadım ve bu sitedede siyaset yapma gibi bir düşüncem olamaz.Meslekdaşlarım bilsinlerki 4 yıllık üniversite mezunu 1.dereceden emekli ve şu anda Alışverişmerkezleri olan büyük bir A.Ş.de toplam 20 birimden sorumlu olan müdür olarak çalışmaktayım.Yani aslında bahse konu olanların çoğu benimle alakalı değil.Ama Zümrem için onun Onurlu mücadelesi için görevdeykende ne gerekiyorsa yaptım,bundan sonrada yapacağım.Sesi soluğu çıkmayıp bir köşede oturup sırf polemik yaratmak için bazı konuları gündeme getiren bir kişi değilim.Bilginize...
Saygılarımla..
Not:Rahatsızlık verdiysem Affola...

Selçuk içer    10 Ağustos 2008 13:26
SAYIN GÜRPINAR her harfi her kelimesi çok doğru sağ duyu saygı sevgi tahammül şart bu kabüllenmemek nedir yazıda hakaret vs yoksa bu fikirler neden hemen başka yönlere çekilir,isim vermeden insanlar rahatsız edilir her önüne gelen saygı sevgi imla hatası gibi baskıcı deyimlere baş vurur?Neticede hepimiz emekli assubay değilmiyiz tabi farklılıklar olacak ancak zarar vermeyecek umarım böyle bir yazı yazmanıza sebep olacak olaylar gelişmez.Kişi ve kişiler adına ortaya çıkmamakta fayda var mesele güç gösterisine dönmemeli elele gönül gönüle omuz omuza birlikte davaya yürümeli doğada bin türlü çiçek,ayrı ayrı renk var ama hepsi işlevini görüyor ve aynı toprakta çoğalıyor.Saygılar
Selçuk İÇER
E.Bando Kd.Bçvş

Selçuk içer    10 Ağustos 2008 13:08
REKTÖR,PROF,DOÇENT.ÖĞR.GÖR.Değerli meslektaşlarım Cengiz ERTEN bey atamalarla ilgili rahatsızlık duyan üniversite görevlilerinden bazılarının istfasını iki yazı ile panoya taşıdı ancak yazunın mesajı ya anlaşılmadı yada konu başka yönlere çekildi.BURADA VERİLMEK İSTENEN MESAJ BU ŞAHISLARIN TEPKİ ADINA İSTİFASIDIR.Burada siyasi bir görüş veya şahısları koruma adına yazılan bir yazı değildir atama ve şekilleri bizi ilgilendirmez Sn Cumhurbaşkanı anayasa hükümleri onun adamı bunun adamı olması bizim sorunumuz değildir isterse çöpçü atasın öncekide öyle atamış böyle atamış,yok maaş meselesi bu toplumda assubayın aldığı maaş her meslek erbabının gözüne batar boşunamı haykırıyorum EKMEĞİMİZE KAN DOĞRAMAYIN DİYE!! Asker sivil herkese.bir emekli assubay bir konuda yazı yazınca neden tahamülsüzlük oluşuyor hani çağdaştık,demokrattık lafa gelince saygı sevgi ciddiyet bir çatı altında toplanma dava adamlığı vs.Bizler kendi derdimize düşmüşüz ne rektörü,ne generali,ne başbaknı ne de sn cumhurbaşkanı ve icraatları öncelikli sorunumuz değil onlar, görevlerini yapsaydılar biz böyle sürünmezdik neyini savunacağız bunların neyini koruyacağız hiç bir önem arz etmezler isterlerse itfaiyeci,zabıta memuru,yazar sanatçı atasın hiç ilgilendirmez, meslektaş olarak fikirlerimze saygı birbirimize tahammül göstermeliyiz. Kısacası verilmek istenen mesaj bizlerde kendi haklarımız için tepkisiz kalmayalım idi.Assubay bu ülkede dikendir,maaşınıda herşeyinide acımasızca eleştirirler BİZLER BİLE BİRBİRİMİZİ BÖYLE ACIMASIZCA ELEŞTİRDİKTEN SONRA..hoşçakalın
Selçuk İÇER
E.Bnd.Kd.Bçvş

Ersen Gürpınar    10 Ağustos 2008 12:58
http://blog.milliyet.com.tr/ersengurpınar
Saygıdeğer Arkadaşlarım
Hoşgörünüze sığınarak izninizle mesaj panosu konusunda birkaç kelime de ben yazmak ve bu konunun noktalanması arzumu belirtmek istiyorum.

Bizler yıllardır baskılar sonucu sustuk,susturulduk şimdi kendimizi ifade etmenin özgürlüğünü yaşıyoruz Bu site ve mynet mesaj grubumuzda bu nedenle kuruldu hakaret,dayatma içermeyen her konuda bu site ve mesaj grubu size bu özgürlüğü sunuyor.

Bizler elbet mesleki sorunlarımızın yanı sıra ülke sorunlarının da takipçisiyiz bundan doğal ne olabilir; Mesaj grubumuzda arkadaşlarımıza iletmeyi arzu ettiğiniz her konuyu yazabiliriz, Bu sitede ağırlık mesleki konularımızla ilgili olmalı diye düşünüyorum (Konu tahdit etmek haddim olamaz) Site yazarlarının ve Form konusunu başlatan arkadaşlarımızın yazılarına yorumlarımızla o konu hakkındaki özgür fikirlerimizi yazabiliriz

MESAJ panosu ise arkadaşlarımızı bir konuda bilgilendirmek,sorgulamak,eleştirmek,takdir etmek gibi konuları içermeli bu konuların neler olacağın takdiri arkadaşlarımızındır bu yazı gereklimi?Arkadaşlarımız bu yazıya ulaşabilirlermi?Polemiklere neden olabilirmi? gibi soruların yanıtını bularak yazmalıyız
ANCAK tek doğru tek düşünce olamaz benim önem verdiğim bir konu başkası için önemsiz olabilir bunun ölçüsü yok bu nedenle biraz da yazanlara hoşgörü gösterelim katılmadığımız konularda özeleştiriyi arkadaşlarımıza özel mesajlarla iletelim göreceğizki mutlaka ortak bir paydası olan insanlar ayni şeyi düşünüyorlar ama ifade ediş biçimleri farklı olduğunu göreceğiz.
Bizim birbirimize kenetlenmemiz sorunların çözümünü kolaylaştıracaktır İYİ NİYET-SAYGI-HOŞGÖRÜ temel ilkemiz bu olmalıdır Sitemizde EMEKLİ ASSUBAY köşesinde yayın ilkelerimiz mevcuttur lütfen birkez daha herkezin okumasını diliyor Hepinizi sevgi ve saygı ile kucaklıyorum

yaşar sığınç    10 Ağustos 2008 09:56
arkadaşlar,sorunlarımızla ilgili yazı yazıyorsanız lütfen tutarlı,olmalı bu siteyi binlerce insan okuyor,arkadaşlarım senelerdir sorunların neler olduğunu kimlerin bu haklarımızı gözardı ettiğini yazdı,rektörlerle bizim ne alakamız var siyasi düşüncelerinize bizim sorunlarımızı kimse alet etmesin saygılar

NECDET TÖRE    10 Ağustos 2008 03:23
Mesaj panomuzu amacı dışında kullananlar üzerine
alınanlar PANO muzu lütfen kirletmeyin.
Saygılarımla

Mustafa SEVİMLİ    10 Ağustos 2008 01:23
SİTEMİZDEN YARARLANMAK,YARARLI OLMAK NEDİR ?

Sitemizdeki Mesaj Panosu, Forum ve Yorum gibi üyelere açık yerlerin kullanımı, bu yerlerin adı ve buralardaki yazı içeriklerinden bellidir. Yazıların da bu içeriğe ve " Sitemizin Yayın İlkeleri " ne uygun olması gerekir. Bu amaçların dışındaki yazılar sitemizi, belirlenen ilkelerin dışına taşır,yönetimi,üyelerimizi,okuyucuyu ve yazıyla ilgili tarafları sıkıntıya sokabilir. Sonuçta sitemiz kısır bir döngüye girerek, anlyamadan bir "chat" sitesine dönüşür. Kesinlikle hiçbirimiz bunu istemeyiz.

Aynı kaynaktan gelen ve aynı potada yoğrulmuş bizler, aynı dili konuşarak " anlaşamamak " gibi bir zorluğu başarmak (?) durumunda olmamalıyız.!.

SÖZÜM,YİNE MECLİSTEN İÇERİ FAKAT ORTAYA...

Hiç kimse alınmasın.
Bu bir sataşma yada cevap değildir.

Adı X,W,Q,ÂÂ,ĞĞ ve ZZ ile başlayanlar dahil hiçkimseye söz hakkı vermemektedir.

Selamlarımla. / M.S / Ağustos'08

Cengiz ERTEN    09 Ağustos 2008 22:13
Değerli Meslekdaşlarım;
Rektör atamaları ile ilgili iki mesajı siteye taşımamdaki amaç Sayın İÇER'in yazısında açıklanmıştır.Bilgilerinize...
Saygılarımla...
Not:Dah a deteylı bilgiyi özelden verebilirim..

yaşar çakan    09 Ağustos 2008 20:31
Cengiz ERTEN 08 August 2008 20:39 | ANKARA
Sayın ÇAKAN;
O yazıları buraya taşımamdaki amaç farklı idi.
Sanıyorumki vurgulamak istediğim konu tarafınızdan anlaşılamamış.
Saygılarımla...


Sayın ERTEN,
Neyi vurgulamak istediğinizi açıklarmısınız.Farklı olan amacınızı bizimle paylaşırmısınız.Maaş artışlarında bile bizleri örnek gösteren bazı rektörlerin atama meselelerini buraya taşıma amacınızı yazarsanız sevinirim.Selam ve saygılar

yigit    09 Ağustos 2008 18:02
Sayın İlker Başbuğ, Sayın Büyükanıt\\\'ın hayallerinde bile yer alamayan bizlere hitaben yapmış olduğunuz konuşmalardaki sözleriniz, haksızlıkların hedef tahtası haline getirilmiş emekli assubay camiasını heyecanlandırmış ve umutlarını artırmıştır.

Düşüncelerinizin kuvveden fiiliyata geçirilerek adaletsizliklerin ortadan kaldırılacağı günleri sabırsızlıkla bekliyoruz.

Hiçbir yerde esamesi bile okunmayan emekli assubay camiası, bir türlü kendilerine verilmeyen yasal haklarının kazanımı için çalmadık kapı bırakmamıştır. Ancak, hiçbir yerden yardım alamayan bu güzide toplum, bütün sorunlarıyla bir başına ve yüzüstü bırakılmıştır.

Yasal haklarımızın kazanımı için bazı saygıdeğer milletvekillerimizin yapmış oldukları girişimler de boşa çıkarılılmıştır.

Bütün bunlar yetmezmiş gibi, bizlere reva görülen haksızlıklar ve hakkaniyetsizlikler, TBMM tarafından da bütün dünyanın gözleri önünde defalarca tescil edilmiştir.

İnsan onurunu en büyük değer kabul ederek insani değerleri etkin bir şekilde yaşamayı ve yaşatmayı düstur edinmiş bu güzide topluma diyorlar ki, \\\"Adaletin kapısı sizlere kapalı.\\\" Sanki memleketin köküne dinamit koyduk.

İnsan odaklı olmayan, insan onurunu hiçe sayan, hukuk ve ahlakla bağdaşmayan bu tür yaklaşımlar, bizleri sukutuhayale uğratarak ümitlerimizin yitirlmesine neden olmakta, güven duygularımızı zedelemektedir.

\\\"13.7.2001 gün ve 24461 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak 01.01.2002 tarihinden itibaren yürülüğe giren 631 sayılı kanun hükmünde kararnameyle yüksek okul personelinin birinci derecenin son kademesine kadar yükselmeleri sağlanmıştır.\\\" Bizler bu meri kanunların neresinde yer alıyoruz, bu kanunlar herkese hitap ediyor da bize hitap etmiyor mu, adalet bunun neresinde?

Harp okullarını iki ve üç yıllıkken bitirenler(Hatta Sanat enstitüsü ve lise mezunları) dört yıllık okul bitirmiş gibi işleme tabi tutularak kanunlarda gerekli düzeltmeler yapılmış ve bu düzeltmelere emeklileride dahil edilmiştir.

Assubaylardan MYO mezunlarının da bazı MYO mezunları gibi dokuzuncu derecenin ikinci kademesinden,lisans mezunlarının 8/1 den göreve başlatılması ve emeklilerinin de intibaklarının buna göre yapılması, haksızlığı ve hakkaniyetsizliği ortadan kaldıracaktır.

Biz kimseden iane istemiyoruz, lütufta bulunmasını da istemiyoruz. Haklarımızın verilmesi için yasal dayanaklarmız mevcuttur.

Sayın Genelkurmay Başkanımız Başbuğ, haksızlıkların ve hakkaniyetsiliklerin hedef tahtası haline getirilmiş bizler, insan onuruna yaraşır bir hayat sürmek istiyoruz. Sorunlarımızı çözeceğinize olan inancımla, saygı ve selamlarımı sunuyor, esenlikler diliyorum.
Hikmet Gülke
E.Kd.Bşçvş.

Galip DiRiCAN    09 Ağustos 2008 14:57
KEY ÖDEMELER0 HAK SAH0PL00

Saygıdeğer meslektaşlarım.
Uzun süredir mesaj panolar1na yazı yazmamaya karar vermiştim. Çünkü iki kez aç1klayıcı bilgi mahiyetinde yazdığım yazıma cevaplar yazıldı. Polemik yaratmamak adına yazmadım ve artık yazmamaya karar vermiştim. Ancak meslektaşlarımın yarar1na olan bir bilgiyi yine sadece bilgi amaçlı olarak sizlerle paylaşmak istedim.
Antalya TEMAD bünyesinde KEY ödemeleri konusunda yaptığımız çalşmada KEY kesintilerinin başladığı tarih olan 1.1.1987 den önce emekli olmuş ve o tarihlerde konutu olmayan meslektaşlarımızın adına 1 414 YTL tahakkuk ettiğini ve bu paraları tahsil ettiklerini, birçoğuna da yardımcı olarak öğrendik.
Bu konuda tüm meslektaşlarımızı bilgilendirmek ve hak sahibi arkadaşlar1m1z1n haklar1n1 almalar1 için 1986 y1l1 ve öncesi emekli olan meslektaşlar1m1z1n TC. numaralar1 veya Em.Sand.Sic. Numaralar1 ile sorgulama yapmalar1n1 bilgilerinize sunuyorum..
Antalya da ikamet eden meslektaşlar1m1z1n derneğimize gelmeleri halinde bu konuda derneğimizde yard1mc1 olunmaktad1r.
Hak sahibi arkadaşlar1n ağ1z tad1yla harcamalar1n1 diliyor sayg1lar sunuyorum.

Haz1rlayan:
Galip DİRİCAN
Antalya TEMAD üyesi
Yusuf ÖZKARA Antalya TEMAD İl Başkan1

cahit velibeyoğlu    09 Ağustos 2008 14:10
duyduğum kadarıyla genelkurmaydan 2 yarbay sayın dr.nurettin akman a giderek MSB nın cevabı olumsuz olacaktır demişlerdir...bu söylenti doğru mudur...doğru ise gerçekten çok yazık....


3753
Mesaj Defteri yazıları