MESAJ PANOSU

Mesaj Defterine Yazın


SELÇUK İÇER    19 Aralık 2008 22:37
HEM VARIM HEM YOKUM.!!!

Lafa gelince VARIM..
Kazanılan haklardan faydalanmaya gelince VARIM..
Assubay onur mücadelesine gelince yokum.
Davaya sahiplenmeye gelince yokum.
Temad'a üye olmaya gelince yokum.
Fax Mail kampanyasına gelince yokum..

YANİ DURUMA GÖRE VARIM DA YOKUM DA..TAM BİZE GÖRE DEĞİL Mİ? Saygılar.

Selçuk İÇER
E.Asb.976-26

doğan ünlütürk    19 Aralık 2008 21:08
NEDEN GELDİK BU HALE!

Arkadaşlar, yıllardır sorunlarımızın çözümü ve demokratik, insani haklarımızın tanınması için sesimizi duyuracak yetkili arıyoruz.Ulaşabildiğimiz yetkililer bugün söz veriyorlar yarın cayıyorlar.Bizleri yöneten insan kalitesi bu kadar.Bu ülke nitelikli yönetici çıkaramıyor.Bu ülke kimlere emanet!.Ülkemizde siyasetin gündemi ile halkın gündemi hiç bir zaman örtüşmedi.

Halkın gündemi GEÇİM, siyasetcinin gündemi SEÇİM olmuştur. Siyasetci hep ülkenin geleceğini değil, gelecek seçimi düşünmüştür.Sorunların çözümü için enerji harcamak yerine adeta sorun yaratmak misyonu üslenmiştir bizim siyasetcimiz.Yapay gündem oluşturularak, kronikleşmiş sorunlar ihmal edilerek çözümsüzleştirilmiştir.Ne acıdır ki bu siyasetci tipini yine bu toplum yarattı.Şimdi kendi yarattığımız siyasetci tipi ile insanca yaşayacağımız olanakları elde edebilmek için savaşım veriyoruz.Düşünebiliyor musunuz yaşamımızı kolaylaştırsınlar diye seçtiğimiz kimselerle yaşamımız zorlaşıyor.

Halkın gündemi çoçuğunun eğitimi, sağlıktaki sorunları aşarak doktora ulaşabilme tedavi olabilme, toplumun değişik kesimlerinin yüzlerce sorunu dururken lüzumsuz gündemle toplumu yoran ve yılgınlaştıran siyasetci tipi görmek istemiyoruz artık.
Kısacası BAŞIMIZA BAŞ EYLİYORUZ; BAŞIMIZA TAŞ EYLİYORUZ.

İSMAİL TURAN    19 Aralık 2008 18:36
VARMISINIZ YOKMUSUNUZ

Sayın Hüseyin SAVCI'nın 14 Haziran 2008 tarihinde VARMISIN YOKMUSUN başlıklı mesajını okuyunca, sanki mail kampanyası başladığı gün yazıp arkadaşlarımıza çağrı yapmış gibi hissettim.

Arkadaşımızın anlatmak istediği gibi herkes Acun Ilıcalı sorsun diye beklemeden kendi kedine sorsun. Hak arama kampanyası için FAKS veya MAİL kampanyasına katılmaya VARMIYIN YOKMUYUM. Ben haktan hukuktan anlamam banka hesabıma az çok ne yatırırlarsa razıyım diyenler YOKUUUUUMMMM diye bağırsın.

Ben elimden alınan haklarımı istiyorum diyenler de içten bir VARIIIIIIMMMMMMM diyerek en kısa zamanda faks ve mail göndersin.

Biz de VARIM diyenlere alkışlamaya VARIIIIZZZZZ.

Mehmet AKPINAR    19 Aralık 2008 14:47
ORADAN BURADAN DA NE DEMEK,ARKADAŞIMIZ ART DEN ALDIĞINI ZATEN YAZMIŞ,DUA EDİN Kİ YEREL SEÇİM VAR O NEDENLE MART SONUNA DEK İDARE EDERSİNİZ ,ONDAN SONRASI İSE MUAMMA,BUNU BİLMEK İÇİN ULEMA OLMAYA GEREK YOK,İNTERNET ELİNİZDE AÇIN EKONOMİ SAYFALARINI OKUYUN YORUMLARI,EĞER SEÇİM OLMASA İDİ GÖRÜRDÜNÜZ,BUGÜN GELEN DOĞALGAZ FATURAM 433 YTL BU BİLE ÜMÜK SIKMAK İÇİN YETMEZ Mİ?
Yönetici yorumu Yönetici yorumu:
Sayın Arkadaşlarımız,

Bireyi ilgilendiren iletilerinizi bundan sonra lütfen ilgili kişilere gönderelim ve gereksiz tartışmalara meydan vermeyelim.Saygılarımızla...

MUZAFFER KUZU    19 Aralık 2008 12:54
SAYIN AYAN, ORADAN BURADAN NE OLDUĞU BELLİ OLMAYAN EKONOMİK VERİLERİ BURALARA TAŞIMAYIN. ÖNCE IMF İLE BİR ANLAŞMA YAPILSIN ONDAN SONRA BURAYA TAŞIYIN. SPEKÜLATİF YAYINLAR BU SİTEYE TAŞINACAK BİLGİLER DEĞİLDİR. SİTE YÖNETİMİNDEN DE GERÇEĞİ YANSITMAYAN SPEKÜLATİF YAYINLARI BURAYA TAŞINMASININ ENGELLENMESİDİR.
Yönetici yorumu Yönetici yorumu:
Sayın Kuzu,

Sayın Ayan'ın yazısı basında yer alan ,"kamu personeline zam yok ", "sağlık harcamalarında kesinti yapılacak " vb. gibi bazı bölümleri bizi de ilgilendiren bölümlerdir,bu bilgilerle ilgili yorum ve dayatma yoktur,bu nedenle üyelerimizin bilgi ve değerlendirmesine sunulmuş olup yayınlanmasında mahsur görülmemiştir.Saygılarımızla...

mehmet emin atılgan    19 Aralık 2008 12:51
Saygıdeğer Talu,

Bu günkü yazınızda yine kanayan bir yaraya parmak basmışsınız, çok teşekkürler. Askeri liseden evlatları çeşitli nedenlerle ayrılan birçok aile dostumu ve arkadaşımı tanıyorum; haksızca çok mağdur edildiler, ailece ekonomik olarak ve sosyal yaşamlarında hiç de hak etmedikleri bir konuma sürüklendiriliyorlar, onarılmaz yaralar edindiriliyorlar.

Küçük yaşta çeşitli nedenlerle askeri öğrenci olan, bunun sonunda istese de istemese de subay ve assubay olan; ancak sonradan meslekten ayrılma kararında olanların önündeki en büyük engellerin en önemlilerinden birisi de değindiğiniz gibi mecburi hizmet süreleridir. Subay 4 yıl askeri lisede,4 yıl harp okulunda okur, mecburi hizmet süresi 15 yıldır.8 yıla karşılık 15 yıl.

Assubay ise liseden sonra 1 yıl okur - 2003 yılında MYO olduğundan bu yana 2 yıl okuyor - mecburi hizmet süresi 15 yıldır.1 yıla karşılık 15 yıl, bu durum nasıl izah edilir.15 yıl zorunlu hizmet, bir yıl da askeri okul 16 yıl oldu,20 yılda emeklilik; haydi ayrıl 15 yılda, hepimiz bu zor şartlarda çalışarak emekli olduk. Çağdaş Demokrasi ile yönetilen, insan hakları bildirgesini imzalamış bir devlette böyle bir şey hangi gerekçe ve mantıkla açıklanır. Bu okullara hepimiz küçük yaşlarda gerek bilgi gerekse bedeni kabiliyet ve mülakat testlerinden sonra seçilerek girdik; ama mesleğe başlayınca sonradan başka meslek tercih etmeye çalışanların karşısına haksız, mesnetsizce dayatma kanun maddeleri konuldu, ayrılmak isteyen subay ve assubayın yapacağı tek şey kalıyordu; firar edip ayrılmak.

İnsan istemediği bir mesleği yapmaya nasıl zorlanır, makul bir mecburi hizmet süresi olsa -örneğin 1 yıla karşılık 2 yıl gibi -bu şekilde ayrılma kararında olan askeri personel karşımıza, mühendis, doktor, gazeteci, vs. olarak kendi istediği mesleği, seçerek yapacağı için yine ülkesine hizmet etmeye devam edecektir.

Ülkemize hizmet etmek sadece askeri personel olmakla mı oluyor?

Bu şekilde ayrılan birçok genç subay ve assubay tanıyorum; ya ayrılmak isteyip de ayrılamayanlar...

Şimdiki Assubayların da okudukları 2 yıla karşılık mecburi hizmet süreleri yine 15 yıldır. Yıllardır insanlık ve assubay onuru adına verdiğimiz, bize 3 yıldır yılmadan, kararlılıkla büyük destek verdiğiniz mücadelemizdeki haklı taleplerimizden birisi de hatta en önemlisi çalışan assubayların önündeki bu zorunlu 15 yıllık mecburi hizmet maddesidir, bunun insan haklarına uygun bir süreye düşürülmesi sorunlarımızın çözümünde en önemli bir yer tutmaktadır.
Bu konudaki dile getirdiğiniz yazı dizinizi sabırsızlıkla bekleyeceğiz.

Yürekten saygılarımla...

mehmet emin atılgan    19 Aralık 2008 12:48
SAYIN UMUR TALU'NUN BU GÜNKÜ YAZISI...

Dipsiz Kuyu

Kefalet, kefaret!
Bir "Devlet lisesi"nde, yani devletin finanse ettiği, tabii özellikleri de olan yatılı okuldan dört yıllık "öğrenci maliyeti":
Yiyecek: 6 bin 832.86 YTL; Giyecek: 2 bin 412.75 YTL; Barındırma: 3 bin 752.74 YTL; Harçlıklar: 843.65 YTL; Atış: 19.45 YTL; Ulaştırma: 1049.96 YTL;Yabancı dil: 189.55 YTL.
Buraya kadar böyle. Ancak iki "maliyet" daha.
"Devlet lisesi" öğrencisine, vergiyle finanse edilen devlet diyor ki, "Senin için şu da harcandı": Personel: 17 bin 090 YTL 13 Yeni Kuruş.
Amortisman: 1878 YTL 98 Yeni Kuruş.
Toplam 35 milyar lira kadar.
Burası Askeri Lise. (Çok iyi bir devlet lisesinde, Galatasaray'da, yatılı öğrencinin barınma, yemek ve diğer masraf yükümlülüğü yıllık 2 bin 500 YTL kadar.)
Başarısız bulunan, derste başarılı olsa da bir nedenle atılan, şartlara dayanamayan bir genç "askeri okul" dan ayrıldığında, maliyet, faizle birlikte, zaten mütevazı geçim koşulları olan aileden isteniyor.
Belki beş yılda ödenmek üzere, ama asgari 50 bin YTL kadar. Mesela kamyon şoförlüğüyle ailesini geçindiren bir babadan 68 bin YTL...
Çocukların neden ayrılmak zorunda kaldığı, ailenin hali önemsiz!

Personel parası
Aile, 14 yaşında askeri liseye verdiği çocuk için "Yüklenme Senedi" imzalıyor.
Okuldan her tür ay(ı)rılma ihtimali var. Kendi hatası veya başka nedenle. Hepsi kayıtta. Hatta, subay çıkana kadar, "evlenmeyeceği, karı koca gibi yaşamayacağı, sara, işeme, uykuda gezme, bayılma, histeri, marazi çarpıntı gibi hastalık ve illetlere müptela bulunmadığı" da senede bağlı.
Hangi yaşta, ne sebeple giderse gitsin, isteyerek veya ister hiç istemeyerek; "zimmetine tahakkuk ettirilecek tazminatı, kanuni faiziyle birlikte, ayrıca hükme gerek kalmaksızın Hazine emrine ödeyeceğimi şimdiden kabul ederim" diye velisi imza atıyor. Bir de kefalet senedi:
Kefil de, "Öğrenci adına tahakkuk edecek okul masrafını ve masrafların sarf tarihinden tahsil tarihine kadar geçen süre içinde hesap edilecek kanuni faizi ile birlikte 4 yıllık 26 bin 807.454 lirayı geçmemek üzere ödeyeceğini" beyan ediyor.
Bu gençler bu okullara sınavla girmiş gençler.
Elbet onlar için özel harcama yapılıyor ama buralar "özel okul" değil. Siz devlette öğrenci başına yıllık 5 bin YTL'yi bulabilen, dört yılda 17 bin YTL'yi geçen bir "personel harcaması" ile 2 bin YTL'lik "bina kullanım parası" talebi gördünüz mü?

Senet, adalet
İşin tuhafı:
Personel, amortisman harcamaları, 2004'e kadar yok. 2004'te senede yazılıyor ama yönetmelik ancak 2006'da çıkmış.
Aşağıdaki maddeler, bir "Komutanlık" belgesinden. Yılbaşında hazırlanmış.
* Atış, personel, amortisman vb. giderler askeri öğrencilere 2006'ya kadar düzenlenen yüklenme senetlerinde yer almamaktadır. Bu nedenle bu giderlerin ödenmemesi konusundaki davalar Milli Savunma Bakanlığı aleyhine sonuçlanmıştır.
* Bunun üzerine ilgi yönetmelik değiştirilerek yüklenme senedine atış, personel, amortisman giderleri de dahil edilmiş, 14 Şubat 2006 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. 2006'dan itibaren yüklenme senetleriyle ilgili davalarda benzer problem yaşanmayacağı tahmin edilmektedir.
Oysa, 2006'dan önce, 2004 senetlerine de o kalemler sokulmuş, yönetmeliksiz senet imzalatılmış ve 2006'dan sonra ayrılana yönetmeliksiz senetten normalin misli tazminat talep edilmiş hep.
Öğrenci başına; sadece personel ve amortisman 20 bin YTL'yi aşıyor.
"Sosyal"i bırakın, normal "Hukuk devleti" bunu izahta zorlanırdı belki!
Masraftan ziyade bir ceza, adeta devlet misillemesi; ayrılmamış her çocuk ve ailesine bile gözdağı. 14 yaşındaki çocuğa rehinlik belgesi!
Kefalet değil, adeta kefaret! Kafiye isterseniz, belki esaret!
Tabii ki, askeri okulun özel harcamaları, özel koşulları, taahhüt gerekleri vardır; ama 50 milyarlık tazminat talebinin adaletle ilgisi şüpheli!
O yüzden geçmişte çok sayıda dava kazanılmış; ama şimdi eller daha da bağlı.

Mecburiyet
Elimde böyle çok sayıda bilgi, belge, mektup, mesaj var. Subaylık yolunda kazaya uğramışların kimi astsubay çocuğu. Albay çocuğu da var.
Bu insanlar tazminat ödemek istiyor; sadece personel, amortisman gibi ek ceza yükünü adaletsiz buluyor.
Çocukların hepsi başarısız da değil; 22 yaşında, Harp Okulu son sınıftan, 120 üstünden 116 disiplin notu, 4 üstünden 3.27 ortalama ile, 88 milyar lira tazminat yüküyle "lise mezunu" olarak atılıp en iyi makine mühendisliği fakültesini kazanan var.
Bu yıl bu duruma düşenlerin sayısı 170.
Aileler onca yıllık emeklerinin tek birikimi, oturdukları evi satıyor, icralar dayanıyor. Avukat, mahkeme masrafı zaten 10 bin YTL'yi buluyor.
2 bine yakın kişi aynı sorunu yaşıyor. Hepsinin bir hikâyesi var. En acısı, devre büyükleri yahut üstleri tarafından sadece manevi değil, maddi yıkıma da sürüklenenler.
Bir de subay, astsubay, uzmanın "mecburi hizmet" süresi var ki, o da ayrı bir zincirli hikâye!
Bunlar özel olarak sizi ilgilendirmiyor olabilir; ama kritik bir meslektekilerin daha çocuk yaştan hangi şartlarda yetiştiği, elendiği veya engel aştığı "memleket meselesi" sayılır!

Yayın tarihi: 19 Aralık 2008, Cuma
Web adresi: http://www.sabah.com.tr/2008/12/19//talu.html

aslan81(m ayan)    19 Aralık 2008 00:06
İşte "ümük sıktıracak" anlaşma!

25 milyar dolarlık anlaşma için IMF'den beş şart!

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın seçim yatırımına karşı çıkan IMF'ye diklenmesinden kısa bir süre sonra AKP Hükümeti'nin Uluslararası Para Fonu ile yürüttüğü görüşmenin detayları su yüzüne çıktı. IMF ile 18 ay vadeli 25 milyar dolarlık bir anlaşma imzalanacağı iddia edildi.

Hazine Müsteşarlığı kaynaklarına dayandırılan bilgilere göre, IMF anlaşma için Türkiye'nin önüne beş şart koydu. IMF şartlarının yerel seçimler öncesi seçim yatırımına fırsat vermeyecek nitelikte olması dikkat çekti.

"Bütçede harcama kısıcı önlem alınsın..."

IMF'nin ilk şartı, cari harcamaların azaltılması. Buna göre, bütçede, 8-10 milyar dolarlık harcama kısıcı önlem alınacak.

"Gıda ve tekstilde KDV yüzde 18'e çıkartılsın..."

Başta gıda, tekstil ve ilaç olmak üzere bazı ürünlerdeki KDV oranı yüzde 8'den yüzde 18'e çıkartılacak.

"Kamu personeline zam yok..."

Maaş artışına neden olacak kamu personel reformu askıya alınacak. Anlaşmadan sonra reformun ertelenmesi için yeni bir yasa çıkartılması gerekecek.

"Belediyelerin bütçesi küçülecek..."

Belediyelere, 2009 yılında yapılması öngörülen 4 milyar YTL'lik yardımın 1.7 milyarı kesilecek. Ancak, yerel seçimlerin derdine düşen iktidar partisinin talebi üzerine söz konusu kesinti yılın ikinci veya üçüncü çeyreğinde yapılacak.

"Sağlık harcalamalarında kesinti yapılacak..."

IMF ile imzalanacak anlaşma ile sağlık harcamalarında da kesinti yapılacak. İlk etapta, yeşil kart sayısı azaltılacak.

2009 yılı için gayrisafi yurtiçi hasıla büyümesinin yüzde sıfır olarak öngörüldüğü anlaşmanın detayları ekonomi gündemine bomba gibi düştü. Piyasaların olumsuz etkilenmesinden endişesi ile paniğe kapılan Hazine Müsteşarlığı ise, yazılı bir açıklama yapmak zorunda kaldı.

Anlaşmaya ilişkin detayların yalanlanmadığı açıklamada, Uluslararası Para Fonu ile yürütülen görüşmeler hakkında tam yetkili kurumlara dayanmayan haber ve yorumlara itibar edilmemesi istendi.


ART TV SİTESİNDEN ALINMIŞTIR


DEĞERLİ, ARKADAŞLAR BU HABER MORALLERİ BOZACAK AMA MAALESEF GERÇEK VE YAPTIRMAYIZ, EZDİRMEYİZ HERŞEY YOLUNDA ,ZAM YOK DİYEN YETKİLİLER (BURADA SÖYLENMEK İSTENEN ASLINDA PİYASAYA DEĞİL MAAŞLARA ZAM YOK DEMEK) ASLINDA ORTA DİREĞİN ÖLÜM FERMANINI DA İMZALIYOR MU İMZALAMIYOR MU GÖRECEĞİZ, HERKESE ÖZELLİKLEDE BİZİM GİBİ TEPKİSİZ TOPLUMLARA (YUNANİSTAN HARİÇ)HAYIRLI OLSUN, HAKLARIMIZDA İYİLEŞTİRME BEKLEYEN BİZLERE SANIRIM CİDDİ VE SES GETİRECEK BİR EYLEM GERÇEKLEŞTİREMEZSEK BAŞKA BAHARA ŞUTLANIYORUZ .

Basri Bayrak E.Ulş.K    18 Aralık 2008 19:45
Değerli Meslektaşlarım
Hepimiz çileler çektik kol kırıldı yen içinde kaldı bize kırık kolla görev yaptırdılar yılmadık üzülmedik ama değer verilmemek bizi kahretti Ben bu siteyi kuranlarla yaşatan sizlere nasıl teşekkür ederim bilmiyorum Umur beye duygularımı ifade edemedim bu site olmasaydı üç yıl önceki durumu yaşardık bazılar sözümden farklı anlam çıkartmasın bu gerçek değişmez size Umur beye yazdığım mesajı iletiyorum bir kelime çok şey ifade edecektir bir tek kelime olsun yazıp bu asil insana vefamızı belirtelim. İyi günler sizin olsun

Sayın Umur Bey
Bir teşekkür ederim demekle duygular anlatılmıyor biliyorum ama bizim yıllardır elimizi dilimizi bağladılar yazma ve konuşma özürlü olduk ne yazılır nasıl teşekkür edilir şükranlarımız nasıl ifade edilir bilmiyorum. Bildiğim tek şey var bu yaşıma rağmen utanmadan gözlerim yaşararak size sağ olun var olun diyorum.

MEHMET ALİ KILINÇ    18 Aralık 2008 19:05
Mail Faks kampanyasına gösterdikleri duyarlılık için, Sayın Antalya Temad İl Başkanlığı'na teşekkürler.

Bu tür mesajlara bile Temad Mesaj Panosunda, eskiden olduğu gibi hala kısıtlama devam ediyor olabilir. Bir Temad üyesi olarak benzer faaliyetleri ve yapılan faaliyetleri, Antalya İl Başkanlığı'nın yaptığı gibi bu faaliyetleri anlatan mesajları yine bu panoda görmek ve sevinmek istiyorum.

Bu panolar bu mesajlar için vardır ve 24 saat hizmete hizmet vermektedir efendim. Bekliyoruz...

TEMAD Antalya İl Bşk    18 Aralık 2008 18:39
Saygıdeğer meslektaşlarımız

24 Aralık 2008 tarihinde Genel Kurmay Başkanlığınca Assubayların sorunlarının görüşüleceği toplantıya esas olmak üzere; Antalya da başlatmış olduğumuz faks kampanyası sonucu 350 emekli assubay meslektaşlarımızdan imza alınmış olup, 18-12-2008 tarihi itibarı ile Genel Kurmay başkanlığımıza fakslanmıştır.Bilgilerinize
TEMAD Antalya İl Bşk.lığı
Yönetici yorumu Yönetici yorumu:
Sayın Antalya TEMAD yönetimi sizin şahsınızda bu kampanyaya destek verip sesimizi duyuranlara assubay onuru adına teşekkürlerimizi sunuyoruz

mehmet emin atılgan    18 Aralık 2008 16:38
Saygıdeğer Meslektaşlarım,

Önyargılar sonucunda yıllardır uğradığımız bu haksızlıklar karşısında ;adalet , eşitlik ve insanlık onuru adına ,- taleplerimiz asla ayrıcalık için değildir -haklı taleplerimizin dile getirilmesinde , yıllardır, bıkmadan usanmadan,susmadan ve de yılmadan bir kısım baskılara da uğramasına rağmen basındaki en gür sesi ve cesur yürek kalemiyle yılmaz savunucumuz olan, Sayın Umur TALU 'ya minnettarız ;kendisine şahsım ve zümremiz adına yürekten şükranlarımı ve teşekkürlerimi sunuyorum.Saygılarımla...

Hikmet BOLAT    18 Aralık 2008 14:37
Sevgili Meslektaşlarım,

Sayın Gürpınar ve Akpınar\'ın ileti ve mesajlarında Sayın Umur Talu\'nun aşağıdaki adreste kendisine gelen bir meslektaşımızın iletisinden hareketle yazdığı yazısı, gerçekten çok çok önemli.

Zamanlama ve destek acısından.

Haksızlıklar karşısında yine duyarlılığını yılmadan, bazılarımızın duyarsızlığı, adam sendeciliği ve sorumsuzluları karşısında dayanamayarak yine bizim adımıza dile getirdiği haykırışları okuyup dinlediğinizde, bütün bunları sorumluğumuzu üzerine almış bulunan Genel Merkezimiz ve Şubelerimizin el birliği ile Sitemiz de destek bekleyen TALEPLERİMİZE gösterecekleri meslektaşlık sorumluluğu ile katkıda bulunmaları gerekirken adeta taştan ses geliyor da etten gelmiyor desem siz anlarsınız. Hala lambayı yakmak için gaz arayanlara duyurulur.

Bunları unutmayalım unutturmayalım.

Sayın Umur Talu,

Etten sesin gelmemesi taştan gelmesi gerçekten ibretlik bir durum.
Haksızlıklar karşısında suskun kalmayışınız, size ulaşan en ufak bir haksızlık karşısında bunu kendinize görev addedip dile getirmenizi her zaman olduğu gibi yine kuru bir teşekkürle ama içten ve yürekten gelen, sizin sahiplendiğiniz CAMİAMIM bir mensubu olarak bir kere daha teşekkür etmekten başka elimden gelen bir şey yok.

TEŞEKKÜRLER SAYIN TALU.

Derneğimin ve Şubelerimin Değerli Sayın Yöneticileri:

Benlik senlik davasını bırakıp, destek bekleyen HAKLI TALEPLERİMİZE desteğinizi ama öyle ama böyle, AMMA BÜTÜN MESLEKTAŞLARIMIN EŞİT ŞEKİLDE İSTİFADE ETMESİ VE GERÇEKTEN SÜRE GELEN HAKSIZLIKLARIN ORTADAN KALDIRILMASI İÇİN ORTAK AKIL VE ORTAK KARARLA HAZIRLANAN METİNE DESTEKLERİNİZİ BEKLİYORUM.

KENDİM VE CAMİAM ADINA SİZDE BUNU SAHİPLENİN ARTIK.

Yine bizlerden giden ileti ve mesajlarla bizi bizden daha iyi tanıyan Sayın Talu\'nun aşağıdaki yazısını ve satırlarını okuduğunuzda bunu daha iyi anlayacaksınız.

Hepinizi selamlıyorum...

[URL=http://www.sabah.com.tr/haber,EA 4EEB50B3C24C8AB6699B1AB118961A.html]http://www.sabah.com.tr/ haber,EA4EEB50B3C24C8AB6699B1AB118961A.html[/URL]

Onu n \"aşağıdaki mesaj\" dediği de, kendisi gibi yüzlerce, binlerce kişiye ulaşmış, paylaşılmış, kibar ve yaygın bir eyleme dönüştürülmüş şu sözlerdi:
\"Yıllarca önyargılar sonucu haksızlığa uğradık. Kol kırılır, yen içinde kalır misali, ülkemize ve ordumuza hizmet ederek sorunların çözümünü bekledik.
Çözüm bir yana, yeni haksızlıklarla karşı karşıya kaldık.
Vaatler ve sözler aldık. 2007 Nisan ayında Sabah Gazetesine verdiğimiz ilanla taleplerimizi yeniledik.\"

Hikmet BOLAT

EMEKLİ ASSUBAYLAR    18 Aralık 2008 13:11
http://www.emekliassubaylar.org
Değerli üyelerimiz
TEMAD\'DA destek olmak,meslekdaşlarımız arasında birlik ve beraberliği tesis ederek sosyal ve ekonomik sorunlarımıza çözüm üretmek adına yaptığımız çalışmalarda elde ettiğimiz başarılara bir yenisini daha ekledik düzenlenen dilekçe faks kampanyamızı Basının özgürlük abidesi Sn.Umur TALU bugünki yazısında site yönetiminin siz değerli üyelerine gönderdiği mesajı(HAKLI TALEPLERİMİZ yazısı) aynen yayınlıyarak verdiği büyük destek ile kampanyamızın güçlenmesini sesimizi daha geniş kitlelere duyurmasını sağlamıştır. Kendilerine MİNNETTARIZ verdikleri destek hertürlü takdirin üzerindedir sizler ve site yönetimi adına sonsuz teşekkür ve saygılarımızı sunuyoruz.

Ersen Gürpınar    18 Aralık 2008 12:38
Saygıdeğer Arkadaşlarım,

Dilekçe Faks kampanyası için siz değerli üyelerimize gönderdiğimiz mesajımız, bugün sabah gazetesinde yüreğindeki adalet,eşitlik ve insan onuru adına bizlere destek veren Sn.Umur TALU'nun yazısında yer almıştır. Sesimizi duyuran bu cesur yürek yazara şahsım ve sizler adına sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.
Sağolasın Sn.Talu adalet ve insan onuru ile dolu yüreğinden sevinç ve mutluluk eksik olmasın ,siz Assubayların gönlünde abideleştiniz size minnettarız. Saygılarımla
Yönetici yorumu Yönetici yorumu:
Sayın Gürpınar,

Adalet ve eşitliğin yılmaz savunucusu ;basındaki haklı taleplerimizin gür sesi, Sayın Umur Talu'ya teşekkür ediyoruz.Saygılarımzla...

abdullah ektik    18 Aralık 2008 11:30
http://www.emekliassubaylar.org
Bize desteğini sürekli olarak veren Sayın Umur TALU\'ya sonsuz teşekkürler.
umur.talu@sabah.com.tr

Yusuf ÖZKARA    18 Aralık 2008 10:50
İMZA KAMPANYASI

24-12-2008 günü Genel Kurmay Başkanlığı Genel Kurulu'nda Astsubay camiasının Sosyal ve Özlük Hakları görüşülmesi nedeniyle TEMAD Antalya İl Başkanlığınca imza kampanyası başlatılmıştır.
Tüm Meslektaşlarımızın 23-12-2008 tarihine kadar derneğimize gelerek, bu imza kampanyasına katılmalarını diliyoruz. Ayrıca tüm Türkiye'de bulunan TEMAD İl ve İlçe Başkanlıklarının da, aynı imza kampanyasını sürdürerek elde edilen listelerin Genel Kurmay Başkanlığına gönderilmesinin sağlamalarını tavsiye ile takdirlerine ve bilgilerine tevdii ederiz.

Yusuf ÖZKARA
TEMAD Antalya İl Bşk.lığı
(Yönetim Kurulu adına)

Mehmet AKPINAR    18 Aralık 2008 10:11
Sayın Umur TALU, köşesinden yazdığı yazı ile bize destek vermiş kendisine minnet borçluyuz,

http://www.sabah.com.tr/haber,EA4EEB50B3C2 4C8AB6699B1AB118961A.html
[URL=http://http://www.sabah.co m.tr/haber,EA4EEB50B3C24C8AB6699B1AB118961A.html]Umur TALU[/URL]
Yönetici yorumu Yönetici yorumu:
Sayın Umur Talu'ya şükranlarımızla...

Halil İbrahim KURT    18 Aralık 2008 00:37
Özür bekliyorum sitesini ziyaret ettim. Ermeni'lerden özür beklemiyorum.Çünkü binlerce insanı katledenlerin insan olması beklenemez.Özürü insanlar diler, özür insanlardan beklenir.İnsan kendisini ısıran köpeğinden,kendisini tırmalayan kedisinden özür beklemez.

Ermeni'lerden özür dileyenlerin DNA'larını bile araştırmaya gerek yok sanırım.
Yönetici yorumu Yönetici yorumu:
Sayın Kurt,

Türkiye Cumhuriyeti'mizin yasalarına uyarak ,yıllardır ülkemizde yaşayan dürüst,sadık ve dost kalan bir çok Ermeni vatandaşımızı da bu hainlerden ayırdığımızı özellikle belirtmemiz gerekiyor.
Kendilerine aydın sıfatını veren satılık hainleri de kınıyoruz.
Saygı ve sevgilerimizle...

SELÇUK İÇER    17 Aralık 2008 21:32
HAYDİ HAYIRLISI..!!!

Temad Genel Başkanı Sayın Mustafa EROL Bey'in Başbakan ,Milli Savunma Bakanı,Genel Kurmay Başkanı ve diğer üst düzey yöneticilerle sorunları görüşmek ve yeni yönetim kurulunu tanıştırmak için randevu talebiyle ilgili, yoğun faaliyetlerde bulunduğunu ilgilenen meslektaşlarımıza duyururum.Saygı ve sevgilerimle.

ozgur gencer    17 Aralık 2008 15:24
Değerli Arkadaşlarım ,

http://www.ozurbekliyorum.com adresine yapacağınız desteklerde lütfen meslek hanesini emekli olarak değil," Emekli Assubay " olarak yazınız.

Saygilarimla...

Yurtsever Büyük    17 Aralık 2008 14:58
Sayın Selçuk İçer'in "Genel Kurmay bizden özür dilesin "içerikli yazısını hoş bir espiri olarak değerlendiriyorum.

Bir grup aydının 1915 olayları ile ilgili ermenilerden özür dileyen bildiri hazırlayarak imza kampanyası başlatmaları ve Amerika Başkanı'na Irak'ta ayakkabı atılması olayı sonrası yapılan yoğun espirilere benziyor. Bunlardan internet ortamı ekşi sözlük gibi yerlerde bolca var.

Selçuk abimizinki de yaratıcı ve hoş. Gülmeye de ihtiyacımız var. Bunu bu mesaj panosunda da arada bir yapmakta sakınca yok diye düşünmekteyim.

Hakan HEZER    17 Aralık 2008 13:30
OYAK'TAN BAĞIŞA DAYALI EMEKLİ GELİRİ İLE İLGİLİ GÖNDERDİĞİM E-MAİLE VERİLEN YANIT


-----Original Message-----
From: iletisim@oyak.com.tr [mailto:iletisim@oyak.com.tr]
Sent: Tuesday, December 16, 2008 3:50 AM
To: OYAK Uye Hizmetleri
Subject: null , Hakan HEZER

Ad Soyad : Hakan HEZER
KUN : null
Telefon : 5332269676
E-Posta : hhezer@gmail.com


Mesaj : LÜTFEN BAĞIŞA DAYALI FON YÖNETİMİ İLE ARTIK BİRAZ İLGİLENİN ,BU KADAR İLGİSİZLİKLE ÇOK KOMİK ARTIŞLAR OLUYOR.Bu fon yöneticileri hiçbir şey yapamıyorsa parayı bankaya yatırıp faizinden nema verilse bundan daha iyi,hiç olmazsa, personel gideri olmaz.Bu nasıl yönetim ,paramız yıllarca yerinde sayıyor.


kimdenOYAK Uye Hizmetleri
kimehhezer@gmail.com

tarih17 Aralık 2008 Çarşamba 11:27
konuRE: null , Hakan HEZER
gönderenoyak.com.tr

ayrıntıları gizle 11:27 (55 dakika önce) Yanıtla





Sayın Üyemiz,

OYAK Bağışa Dayalı Emekli Geliri Sistemi\'ne bağış adı ile yatırılan toplu paranın, OYAK tarafından yıllık olarak işletilmesi sonucu elde edilen gelirin yaş/100 oranındaki kısmı üçer aylık olarak müteakip yıl içinde dört parçada ödenmektedir. Yıllık elde edilen gelirin geri kalan kısmı ise ana hesaba yani rezerve eklenmektedir.

Sistem\'de iştirakçilerin birikimlerinden oluşan Fon, OYAK tarafından konjonktüre göre Hazine Bonolarında, Devlet Tahvillerinde, vadeli banka mevduatlarında, döviz hesaplarında vb. riski az getirisi mümkün olan en yüksek alanlarda değerlendirilerek, Sistem\'in enflasyonun üzerinde getiri elde etmesi sağlanmaktadır.

Sistem\'de iştirakçilere yapılan gelir ödemeleri katılım tarihlerine bağlı olarak, tahakkuk dönemlerindeki ekonomik konjonktüre, Fon\'un işletilmesi sonucunda elde edilen getiri oranına ve iştirakçinin yaşına göre, diğer bir deyişle kazanılan gelirin büyüklüğüne bağlı olarak oluşmaktadır.

Sistem içerisinde, piyasa koşulları çerçevesinde gerçekleştirilen ekonomik faaliyetler sonucu oluşan gelirin düzeyini belirleyen önemli iki faktör bulunmaktadır. Bunlar ;

a) Genel ekonomik faktörler;
* Ülke ve dünyanın ilgili dönemde içinde bulunduğu genel ekonomik konjonktür,
* Faiz ve enflasyon oranları,
* Fonun değerlendirilmesinde kullanılan para piyasası araçlarının değeri, süresi ve çeşidi ,

b) Sistemsel faktörler;
* Katılım miktarı (prim büyüklüğü),
* Katılımcının yaşı
olarak sıralanabilir.

Gelirin artışı ve azalışı durumu:

Sistem\'de gelir ödemeleri herhangi bir katsayı ya da artış oranına göre oluşmamaktadır. Geliri etkileyen faktörler göz önüne alındığında Sistem\'deki iştirakçilere yıllık dağıtılacak gelirde dönemsel olarak yıllar arasında azalış ya da artışlar olması doğal olmaktadır. Yıllar içerisinde dünya ve ülke ekonomisindeki gelişmelere bağlı olarak para piyasalarındaki dalgalanmalar, enflasyon oranlarındaki değişimler getiri oranlarında artışlar yapabildiği gibi azalışlar da yapabilmektedir. Sistem\'e ait Ekim/2008 nema oranı % 21,00 olup, alternatif yatırım araçlarının üzerinde gerçekleşmiştir.

OYAK Bağışa Dayalı Emekli Gelir Sistemi \'nin uygulamaya geçtiği 1989 yılından beri bu temel esaslar çerçevesinde rezerv ve üçer aylık gelir ödemeleri hesaplamaları yapılmaktadır.

24 Mayıs 2008 tarihli 48 nci Olagan Genel Kurul Toplantısı\'nda asagıdaki karar alınmistir.

\"Karar

Bağışa Dayalı Emekli Gelir Sistemi\'nin, hazine bonosu faizlerindeki düşme neticesinde cazibesini yitirdiği değerlendirmeleri yapılmaktadır.

Söz konusu sistemde daha yüksek getirilerin sağlanabilmesini gerçekleştirmek için gerekli çalışmaların yapılmasını,\"

Saygılarımızla,
Hizmet Sunum Müdürlüğü
ORDU YARDIMLAŞMA KURUMU
GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

Tayyar YILDIRIM    17 Aralık 2008 12:47
Çok kıymetli meslektaşlarım,

Bu kadar mazlum, bu kadar mahsun, bu kadar mütevazı, bu kadar sabırlı, bu kadar saygılı, bu kadar disiplinli, bu kadar hürmetkar, bu kadar vatansever, bu kadar şehit veren, bu kadar tehlikelere göğüs geren; görevdeyken mesai mefhumu gözetmeden; evini, eşini, çocuklarını ihmal etmek pahasına, kendi arzusuyla nöbet istirahati, izin, mazeret izni haklarının bir çoğundan fedakarlık, görev aşkını kendi sağlığına bile tercih eden bizler çok mu şey istiyoruz acaba? Bizler statümüzü biliyoruz. Bizler haddimizi de biliyoruz. Bizler hiyerarşinin ne manaya geldiğini de biliyoruz.

Bir devlet, her türlü sorumluluğu yükleyebildiği evlatlarının, "100 YTL için şımarabileceklerini", "askeri disiplini bozabileceklerini" nasıl düşünür?
"Nasıl olsa kanunlar elimizde, biz emrediriz onlar yaparlar. Buna da itiraz edemezler. Biz ne verirsek onunla yetinmek zorundadırlar" anlayışı devletimizin ve milletimizin yararına bir düşünce tarzı mıdır? Ben sıradan bir vatandaş olarak söylüyorum. Politika bizlerin menfaat sağlayacağı kendi, ihtiraslarımızı tatmin edeceği platformlar değildir. Oralardan nemalananlar nemalanıyorlar zaten. Bununla beraber, siyaset elbette bir hayat tarzıdır. Her insan gibi bizler de memleket meseleleri ile, çocuklarımızın ve milletimizin geleceği ile yakından alakalı insanlarız. Falan partinin, filanca politikacının hoş tutulması için değil bizim gayretlerimiz. Biz emekli olunca, "filanca şirketin boş duran masasını doldurmak maksatlı düşüncelere" de sahip değiliz. Biz bu milletin bir ferdi olarak 1980'li yıllardaki haklarımıza kavuşmak istiyoruz.

"Biri yer biri bakar, kıyamet ondan kopar" demiş atalarımız. Biz birilerinin aldığı maaşı da kıskanmıyoruz. Biz insanca yaşayabilecek kadar gelire kavuşmak istiyoruz. Bizler milletin diğer fertlerine tanınan hakların bizim de en doğla haklarımız olduğuna inanıyoruz. Devlet tarafından, eğitim için kampanyalar düzenleniyor. Teşvik edici önlemler alınıyor, imkanlar sunuluyor. Bununla beraber; "TSK mensuplarının bir bölümünün eğitimsiz insanlar olduğu" ithamlarına maruz kalınıyor. Aslında bu itham o mensuplara değil, devletin kendisine yapılan bir ithamdır. Bizler de bu ithamı bertaraf etmek üzere, geçersiz kılmak üzere, devletin eğitim kampanyalarına da uygun davranarak, "çağdaş uygarlık düzeyine çıkmanın" en önemli ayağı olan eğitim konusunu kendi imkanlarımız dahilinde halletmeye çalışıyoruz. Kimimiz 2 yıllık, kimimiz 4 yıllık üniversiteler, kimimiz yüksek lisans, kimimiz doktora yapıyoruz. Bu arada kendi görevimizi zerre miskal aksatmıyoruz. Biz bu fedakarlıklarımızın karşısında devletimizden ödül bekliyoruz. Aslında beklediğimiz bize özgü, bize ait bir istek de değil. Devletimizin diğer okuyan memurlara hak gördüklerini bize de görmesini talep ediyoruz. Hata mı yapıyoruz? Gerçekten de bir hata yapıyor isek bize çıkıp anlatılsın."Size şu şu nedenlerden ötürü, diğer memurlara tanınan bu hakkı tanıyamıyoruz. Bunun şöyle şöyle sakıncalarını görüyoruz" deyin, biz de "kaya kekliği" gibi boş boş ötüp durmayalım.

Saygılarımı sunuyorum.

Tayyar YILDIRIM
(E)Asb.

HARUN KURUOĞLU    17 Aralık 2008 12:42
Değerli meslektaşlarım,

Bireyleri ve toplumu bir amaç uğruna yönlendirmek için zaman harcamak,emek vermek hatta biraz da para harcamak gerekiyor.Bireylerde aman sendecilik,bu işlerden bir şey çıkmaz anlayışı,yaşam koşullarının yorgunluğu,bıkkınlık,yaşın getirdiği yıpranma vs. gibi nedenler insanların menfaatine de olsa, onları o yöne doğru kanalize etmek ve mücadeleye yönlendirmek gerçekten zaman zaman çok zor oluyor.Malumunuz bireyin kendisine göre bir doğrusu var.Her ne kadar onun doğrusu yanlış olsa da ona inanmış bir kere.Asıl doğruya, o bireyi inandırman için önce yapılacak iş, onu olduğu gibi kabul etmek,daha sonra da inanacağı ve kendisinin ikna edilebileceği yöntemler uygulayarak gerçek menfaatinin olduğu yöne onu çekmek , önemli ve sonuç alınacak yöntem tarzıdır diye düşünüyorum.

Sorunlarımızın çözümünün Genelkurmay Başkanlığı'nda düğümlendiği gerçeğini bu gün itibarı ile tartışmasız istesek de istemesek de hepimiz kabullenmek zorundayız.O halde yapılacak tek iş var.Tüm İl ve İlçelerdeki TEMAD örgütlenmesi ayın 23 üne kadar zamanının tamamını bu iş için harcamalıdır,"sorunun çözümüne nasıl katkı sağlarım,bunun için gerek bireysel olarak, gerekse toplu olarak ne yapabilirim " sorusunu her Emekli Assubay kendine soracak ve süratle eyleme geçecektir.Bana göre uygulanabilirliliği ve verimliliği olma ihtimali çok yüksek olan hareket tazı şöyle:

Sitelerde örneği bulunan sorunlarımızı özetle anlatan belge çoğaltılacak,nerede olursa olsun bulduğumuz Emekli meslektaşlarımıza imzalatılıp TEMAD derneğinin faksından veya ücreti tarafımızdan ödenerek PTT 'den ilgili yerlere fakslanacaktır.Belgenin fakslanması yeterli değil.Faksın başında bulunan görevli durumdan vazife çıkartıp,bu kadar yoğunluk arasında şimdi bu fakslarla Komutan meşgul mü edilir diyerek işgüzarlık yapıp gönderdiğimiz faksların Komutanın eline geçmeden sorumlular tarafından çöpe atılmasını önleyecek tedbirleri de almak zorundayız Biliyoruz ki, bu ülkede Kral'dan fazla Kral'cı kesilen çok.Emeklerimizin boşa gitmeyeceğine dair de bireyleri inandırmamız gerekir.
Bu gayretimizden bir sonuç alamazsak yapılacak son çare de,şimdiden tüm TEMAD şubelerinin Başkan ve yetkililerinin katılımı ile bir konsey oluşturup yapılacak eylemlerin planlarını hazırlamaya başlamalıyız.Bu yoldan asla dönülmemeli ve haklarımız verilene kadar tüm gücümüzle mücadeleye devam etmeliyiz. PİLAVDAN DÖNEN KAŞIĞIN SAPI KIRILIRSA KIRILSIN.Yunan Halkı bile Nazım HIKMET'İMİZİ örnek alıyor.Bizler bu kamburu artık taşımamalıyız diye düşünüyor,Saygılar sunuyorum.


3753
Mesaj Defteri yazıları