MESAJ PANOSU

Mesaj Defterine Yazın


Hüseyin kocabaş    13 Mart 2007 22:46
http://www.elhankoyu.com
Bu siteye yazı yazan herkese teşekkür ve saygılar.

Levent KESMEN    13 Mart 2007 19:31
Kıymetli meslektaşlarım; Sitelerimizde birçok sorunlarımız yazılıyor,çiziliyor,görüşler sunuluyor,düşünceler paylaşılıyor ama her sabah bir umutla uyandığımızda,sitelerimizi açıp baktığımızda yine aynı sorunlarla bizler için hiç birşey yapılmadığını ve bir adım öteye gitmediğimizi üzüntüyle izliyoruz.Arkadaşlarım bu sorunlar içinde boğulmaktansa köklü çözümler üreterek sorunlarımızın çözüm yollarına başvurmalıyız.Temada gittiğimde masa başlarında oyun oynayarak,boş sohbetlerle günlerini geçiren,bu konulara son derece duyarsız,ilgisiz meslektaşlarımı görmek istemiyorum.2003 yılında yürüyüş kararı alındığında ben ilk defa emeklilerimizin dernekte bir araya gelerek sohbet ortamı oluşturduklarını,fikir beyan ettiklerini gördüm.Eylemler sonrası dernek normal haline dönerek üyelerimizin ben çıktım yürüdüm gerisini başkaları düşünsün zihniyetleriyle dolu.Çanakkaledeki yürüyüşümüz esnasında yaşlı bir teyze yanımıza gelerek;evladım kimsiniz ne için meydanlardasınız diye sordu.Kendisine açıklama yaptığımızda elini ağzına koyarak eyvahlar olsun bu ülkede askerdemi meydanlara indi diyerek ağladığına şahit olduk.Uluönder Mustafa Kemal Atatürkün üniformasını giydiği,Türk halkının büyük bir bölümünün en güvendiği kurum olan T.S.K.leri mensubu emeklilerinin meydanlara indirilmesi Ülkemiz ve kurumumuz adına utanç verici,utanmasını bilenler için.Geçen hafta posta kutusunu açtığımda askerlik şubesinden adıma gelen zarfı açıp baktım.Seferberlik emri gelmişti.Çağırdıklarında üniformamı giyerek belirtilen birliğimde olacağım,ama içim buruk ve kırgın olarak.Biliyorlar 60 yaşına kadar asker olduğumuzu,her an tekrar görev başına çağırılarak assubayım vatan tehlikede ülkeni koru diyeceklerini.Niye o zaman emekli olurken,tecrübemin en üst düzeyinde iken kovarcasına hadi bir an git zihniyetiyle emekli ettiklerini anlamıyorum.Arkadaşlarım vakit geç olmadan tekrar meydanlara inme vakti sizce gelmedimi?Derneklerimizdeki üyelerimizin çoğunluğuda ancak böyle bir araya gelebiliyor.Başkanlarımız ve duyarlı arkadaşlarımız 2003 yürüyüşünden bu yana geçen süreçteki gelişmeleri deneklerde üyelere anlatarak,bu mücadelelerin ne için yapıldığını ve yapılmakta olduğunu üyelere en iyi şekilde empoze ederek görüş ve fikir alışverişleri yapılmalı,Temada üye olunmakla temadlı olunmadığını,yanlışları ve yapılması gerekenleri izah ederek en kısa zamanda Ankara başkanlığınca dernekler arası koordinasyon sağlanmalı ve gereken neyse yapılmalıdır.Yıllardır sabrettik,daha nereye kadar sabredeceğiz?onunda sonuna geldik.Saygılarımla.

Arif ASLAN    13 Mart 2007 13:05
SAYIN ÖZTAŞ
Duygusal davranmayın diyorsunuz,ne alaka .Farzedin Sayın Kenan SAKA değerli gazetecimizi lüks bir lokantaya götürmek istemiş fakat ellerini ceplerine soktuğunda beş parası olmadığını görmüş, ve mecburen ETİLER Astsubay Orduevine götürmüş,hemde orada bir kaç arkadaşımızla görüşürüz umuduyla gitmiş.Sayın ÖZTAŞ gazetecilere ulaşmaya çalıştığımız bu günlerde yapılan bu hareketin neresi doğru.Siz yakınmıyormusunuz subay orduevlerine giremiyorum diye . Veya ben kardeşimi,çok sevdiğim bir arkadaşımı orduevine götürüp bir çay içemeyeceksem .....saygılarımı sunarım.

Mehmet AKPINAR    13 Mart 2007 13:00
http://Ankara
Saygıdeğer Meslektaşlarım,

Hissi davranmakmı gerçeklerle yüzleşememekmi,ben sadece şahsım adıma yazımı yazdım ama bundan önce Ordu evlerinde başıma gelenleri ve eşimin önünde çaresiz bir şekilde tartışmalarımı kolayca anlatabilirim,bu arada kendimde 2 yıl süreyle bir birlik gazinosunda yöneticilik yaptım ama iğrendiğim bana uygulanan davranışlardan hep uzak durdum,tam aksine arkadaşlarımın isteklerini kanuni sınırlar içinde hep karşıladım bu aslında o kadar da zor değil,ama biraz cesaret ve insiyatif gerekiyor ,şu anda görevli arkadaşlarımızı bir şekilde anlıyabiliriz cesaretleri var ama inisiyatifleri yok yada kullandırılmıyor baskı altındalar o zamanda erdemli olan görevden azlini istemektir..saygılar

KARTAL    13 Mart 2007 12:57
Soğuk kış gecelerinde küçük bir çocugu düşünün ; o çocuk genelde yere serilmiş bir yatak üzerinde karanlıklar içeriside rüzgarın o şiddetli ugultusu ve korkutucu sesi adeta içirisinde bir daha tamir olamıyacak yaralar açar ve hayatı boyunca hiç unutamaz o geceyi veya geceleri hemen irkilir sağına soluna bakar en yakını olan anne ve babısını arar ve bir çırpıda onların koltuğunda yatmak ve onların destegi ve şefkatine ihtiyacı vardır..ama ne yazikki anne baba hiç yanında olmayacaktır yan odada ayrı bir yerde kendi alemlerinde olacaktır ; buna rağmen o çocuk kendi dünyasını kurmaya çalışacak hayeller peşinde koşacak!! kimi kendini dünyayı kurtaran adam kimiside kendini gökkuşağı altında kır bahçesinde top oynayan çocugu görecek devam edecek belirli bir zaman hayali derken görmüş olduğu hayalin etkisiyle tebbessüm edecek masum ve ilgiye ihtiyacı olan çocuk derken camlara civiyle tutturulmuş muşambaların sesiyle irkilecek soğuk rüzğarın ugultusuyla içi titriyecek hemen hayellerindeki gibi sağına soluna bakıp anne babasını arıyacak ama malesef yine olmayak kimsecikler yanında ; ..............İŞTE BİZ ASSUBAYLAR olarak kendimizi ONLARA BENZETİYORUM Sözüm ona ORDU EVİ MÜDÜRÜ kendisine ancak rüyalarda BAHSEDİLEN bir makam verilmiş AMA HİÇ UNUTMASIN ŞU AN KENDİSİ RÜYANIN EN TATLI BÖLÜMÜNDE UYANDIĞINDA KİMSECİKLER OLMAYACAK YANINDA : Tıpkı Biz Assubaylara Görev ve sorumluluk verilirken hep yanındayız diyen SUBAYLAR Başımıza Bir İş geldiğinde veya ÖZLÜK HAKLARIMIZI aradığımızda GİT İŞİNE kendi işini kendin Hallet dedikleri gibi..........Sayın MÜDÜRÜM Rüyalar dan uyanmakta var saygılar

AHMET ÖZTAŞ    13 Mart 2007 12:13
Değerli meslektaşlarım.
Hiçbirzaman hissi davranmayalım. Etiler orduevi müdürü arkadaşımıza ben hak veriyorum.Gazetecilerin kışla ve askeri tesisler girmesi genelkurmay başkanlığınca izne tabi neden bu kadar fevaran ediyorsunuz. Orduevlerinden hizmet alamıyorsak sebibi bizleriz. Gördüğümüz aksaklıklar zamanında ve yerinde iletmemek ve takibini yapmamak. Belki muvazzaf arkadaşlarımız biraz ilersini düşünemeyebilir. İğneyi kendinize çıvaldızını başkasına batırın. Senelerdir TEMAD Sıhhıye Astsubay misafirhanesinin yanıda en yakınında temadın seçtiği delegeler devamlı orada 10 senedir değiştirilmiyen berber koltuğunu bizzat genelkurmaya giderek ben değiştirttim. Hakkımızı aramadığımız sürece devamlı adaletsizliklere maazur kalacağız. Saygılarımla

Tekin OKAY    13 Mart 2007 10:40
Evet,ne kadar güzel.Koskoca Temad Yönetim Kurulu Üyesi Kendi Orduevine bir misafirini sokamıyor.Bundan büyük koz olamaz herhalde.Hangi gazeteciyse bunu yazdırsın.O orduevlerine bugüne kadar kimler girdi çıktı hep duyduk,okuduk.Maalesef bizlere gelince yasaklar başlıyor.İşin en acı yanı da bu yasakları bizim arkadaşlarımız katı bir şekilde yine bize uyguluyor. :cry

Arif ASLAN    12 Mart 2007 21:40
SAYIN MEHMET AKPINAR ARKADAŞIMA KATILMAMAK MÜMKÜN MÜ .İLK ÖNCE BİZLER KRALCILIK OYNAMAKTAN VAZGEÇMELİYİZ Kİ.BAŞKALARINI KRALDAN DAHA FAZLA KRALCI DİYE SUÇLAMAMALIYIZ.İSTEDİĞİMİZ BİZLER SORUNLARIMIZI GAZETELERİN KÖŞE YAZARLARIYLA İRTİBATA GEÇEREK ANLATMA YOLUNA GİDELİM,ONLARLA İRTİBATA GEÇELİM DİYE DURALIM.TEMAD YÖNETİMİNDE GÖREVLİ SAYIN SAKA BÖYLE BİR GAZETECİ AYARLASIN VE O GAZETECİYE ELBETTE KENDİ ORDUEVİNDE YEMEK VERECEK.ORDUEVİ MÜDÜRÜNDEN HAYIR CEVABI ALSIN OLACAK ŞEYMİ BU.

Nurullah Çelik    12 Mart 2007 21:02
Siteyi düşünüp yaşama geçiren,emek veren meslektaşlarıma teşekkürler.Sanıyorum yeni olduğundan veya tanıtımı yeteri kadar yapılmadığından katılımcı sayımız bir hayli az.Yoksa arkadaşlardan gerekli ilgi mi görmüyor? Buna inanmak istemiyorum ama ne yapıp edip hem burada hem TEMAD sitesinde sesimizi daha gür çıkarmalıyız.Herkes tanıdığını haberdar ederse faydası olacaktır.saygılar.

Nurullah Çelik    12 Mart 2007 20:56
Arkadaşlar TEMAD sitesinin mesajlar bölümüne mesaj nasıl gönderiliyor?
Mesajı yazıyorum ama güvenlik kodu bölümü boş (çarpı işaretli) olduğundan kod giremiyor,mesajı da gönderemiyorum.Lütfen yardım edin.Bir yerde eksik veya hata yapıyorum sanırım.
Yönetici yorumu Yönetici yorumu:
Sayın Nurullah Çelik,sanırım tarayıcınız explorer ve java eklentileriniz eksik,java eklentilerini güncellemeniz yada ,firefox tarayıcısı kullanmanız gerekli,firefox internette ücretsiz ve daha kaliteli java ekleride birlikte geliyor,umarım size bir çözüm olur.saygılar. ;)

Mehmet AKPINAR    12 Mart 2007 20:34
Temad mesaj panosunda Kenan SAKA beyin yazısını okudum ve bunları yazmak içimden geçti..

Değerli Meslektaşlarım,sanırım Kenan SAKA beyin yazısını okumuşsunuzdur,kendileri derneğimiz Temad ın yönetim kurulu üyesidir,ancak acı duruma bakınki derneğin de yönetim kurulu üyesi olan ve bir gazeteci arkadaşını etiler ordu evine yemeğe götürmek isteyen Kenan beyin bu isteği malesef bizlerinde meslektaşı olan orduevi müdürü tarafından reddedilmiştir şimdi o ordu evine hiç bir sivil in girmediğini kim iddia edebilir sayın müdür ün hiç bir arkadaşı da mı orada yemek yememiştir ,işte bu sebeblerden ordu evlerinden hep uzak duruyorum ve duracağımda kraldan daha çok kralcıların oralarda bizlere hizmet değil adeta eziyet etmek için görevlendirildikleri kanısı bende hakim ve bu düşüncemdede hep haklı çıkıyorum,bu düzen devam ettikçede haklı çıkacağım bir gerçek.İşte bu yüzden çok methini duyduğum sürekli önünden ve çevresinden geçtiğim bu yere gerek çalışırken gerekse 3 yıllık emeklilik dönemimde hiç gitmedim zaten gidersem de iyi karşılanmıyacağımın bilincindeyim iyisimi asabımın bozulmasına sebeb olacak bir yere gitmektense sivil yerlere gitmeyi tercih ediyorum,ancak kimseyede gitmemesini önermiyorum hatta bende eşimi çocuklarımı alıp gideyim bir akşam yemeği yiyeyim diye düşünmüyor değilim ama daha önceki yıllarda ordu evlerinde yaşadığımız sıkıntı stres ve tartışmalar beni ve ailemi malesef bizlere hizmet vermesi beklenilerek kurulmuş bu tesislerden uzak durmama sebeb oluyor,düzelirmi ben 25 yıl artı 3 yıl boyunca bekledim ama olmadı benim ömrüm yetmesede belki 2007 mezunu gençler düzeldiğini görürler umudunu taşıyorum.Saygılar.. :sigh

Ersen Gürpınar    12 Mart 2007 15:23
Aziz Arkadaşlarım
Türk'ün aklı sonradan gelir derler az önce mesaj yazarken sizlerden bir istirhamım olacaktı yazmayı unuttum çok yoğun ve dalgınım özür dilerim. Profiliniz altında adresler bölümü var lütfen buraya kendinizi tanıtan bir yazı yazınız birbirimizi daha iyi tanıyalım dayanışma içinde olalım örneğin benim Ankara'daki sorunuma belki orada ikamet eden bir arkadaşım yardımcı olur ona yazabilmeliyim sanal alemde birbirimizi tanımıyoruz tanırsak daha iyi değerlendirme yapabiliriz bunu özellikle istirham ediyorum

Ersen Gürpınar    12 Mart 2007 15:15
Sevgili Arkadaşlarım
Bir yazımda belirtmiştim umut veren gelişmeler var iki yıl öncesine göre çok mesafe kat ettik Muhataplarımız değiştiremezsekte bizler değiştik artık haksızlıkları kader olarak kabul etmiyoruz Sevgili kardeşim Murat Atam ne kadar güzel ifade etmişler Temad şemsiyesi altında birleşelim arkadaşlarımızı bu konuda ikna edelim bizi bu sitenin okunma oranları ile bile değerlendiriyorlar Onurumuz için kendimizi ifade edebilmeli mücaadele etmeliyiz ama güç birliği gerekli Önce kendimize sahip çıkalım başkalarından lutuf beklemeden inanın ben umutluyum kendini bilmezlere elbet yanıtı vereceğiz ama önce biz kendimize saygı duyabilmeliyiz. Hoşçakalın

Not.Veysel Kardeşime teşekkürler gözlerinden öperim Sn. Rahip_34 kardeşime özel yanıt imkanı bulamadım bir yorumunu maalesef yayınlayamadım özür diliyorum

veysel    11 Mart 2007 23:20
http://www.egitimsel.net
Görsel basında, yazılı basında astsubaylar la ilgili çıkan olumuz yorumlarda, maaşımızı hep örnek gösterip açıklama yapan kendisine prim yapmak isteyen onurlu şerefli mesleğimize dil uzatan haberler nedeniyle, Genel Kurmay Başkanlığından herhangi bir tepki gelmemekte sesiz kalınmakta.Subayları ilgilendiren en ufak hatta önemsiz bir haberde en kısa sürede Genel Kurmay Başkanlığından bir yazılı açıklama yapılmakta.Yoksa biz astsubay lar Genel Kurmay Başkanlığına bağlı değimliyiz.Kim bize sahip çıkacak.

murat atam    11 Mart 2007 04:41
TOPLU İĞNE İLE TUTTURULAN RÜTBELER,ÇATAL İĞNE İLE İLİŞTİRİLMİŞ HAKLAR,KLİMALI VE KALORİFERLİ 5 YILDIZLI ODALARDA PLANLANMIŞ VE KARARLAŞTIRILMIŞ GÖREVLER, UYGULAMA HEDEF OKLARI KİMİN KULAĞINA GİRER BİLEMEM AMA UYGULANACAKTIR EMİRLERİ, BOYNUMUZDAKİ ÇANLARI ÇIKARDIK İADE EDECEĞİZ.TOPLU İĞNELER YOK ARTIK SAHİPLENDİK RÜTBELERİMİZİ,ÇATAL İĞNELER YOK ARTIK ZİNCİRLERLE BAĞLIYACAĞIZ HAKLARIMIZI.EMEKLİ ASSUBAYLARIM DERNEK ÇATISINA DAVET BEKLEMEYİN.SAHİPLENİN ÇATINIZI.

Ersen Gürpınar    10 Mart 2007 15:36
Saygıdeğer Meslekdaşlarım
4 ana konudaki haksızlıklarımızın düzeltilmesi isteğimizi ilettik ancak Temad Gn.Mrk. faksların fişlerinin çekildiğini bildirdi fişin çekilmesi önemli değil demekki isteklerimizden haberdar oldular konu çözüme yanaşmamalarıdır Bakınız Harp akademisi ile yüksek lisansı tamamlayanlara yeni haklar teklif edilmiş bizse bekçiler polislerle ayni dereceden bile başlıyamıyoruz bazılarımızda 9/1 e razı olalım diyorlar Bunu kabul etmemiz mümkünmü? Yeni bir eylem hazırlığı için sizlerin görüşlerinizi aldık ankara'daki arkadaşlarımız Temad yönetimi ile konuştular düşüncelerimizi ilettiler Yönetim kurulu kararını açıklayınca sizlerle paylaşacağız bu arada dava dışında olan arkadaşlarımızı ikna ediniz Temad üye aidatı istiyor onu içlerine sindiremiyorlarsa sitemize grubumuza üye olsunlar birbirimizle paylaşabililelim ortak kararlar alabilelim Bu haksızlıkları kimse içine sindirmemelidir.

Not. Temad dergisi için bilim-Sanat-dış politika gibi konularda yazı yazıp gönderebilirsiniz ancak 18 Mart Çanakkale için ivedi yazı bekliyorlar bilgilerinize.
Sn.Atam Uzman çavuşlarla ilgili yasa tekliflerini araştırmış bizi bilgilendirmiş teşekkürler, uyanık olmakta yarar var uzmanların assubaylar gibi sosyal tesislerden faydalanırlar düşüncesi ayrıdır Assubayların sosyal tesislerinden yararlanırlar ayrıdır. Özellikle Temad bu konuyu iyi araştırmalıdır ikinci şık kabul edilemez ayrı tesisler yapılsın memnun oluruz veya tüm tesisler birleştirilsin ona da varız ama zaten yetersiz olan assubay tesislerinden yararlanmaları mümkün değildir.

murat atam    08 Mart 2007 14:15
Komisyonda bekliyen kanun teklifleri.Yeni sunulmuş teklifler.

Uzman çavuşlar ve uzman erbaşların güç birlikleri taktire şayan seviyededir. Hak verilmez alınır. Prensibini inanmışlar ve haklarını söke söke alma çalışmasında ileri adımlar.atılmaya başlamıştır. Dernek kurdular dernekleri kapandı yasa ile kuracaklar tebrikler.Sosyal tesisleri yoktu onuda yasa ile alacaklar.Uzman alınacaktır ilanlarında astsubay orduevlerinden ve sosyal tesislerinden yararlanırlar diye ilanla personel aldılar .ama kandırmacanın sonu patladı tabiki.Arkadaşlarıma önerim olacak sizi yine kandırmasınlar.assubaylara ayrılan bölümlerde yararlandırılır diye bir ilave ile sizi yine kandırmasınlar ayrı size isminize tahsisli yer verilmesini sağlayın.assubaylara ayrılan bölümden yararlanır derlerse kandırılmış olursunuz.Assubaylara ayrılan bölüm derlerse vay halinize vay halimize .örnek Antalya sosyal tesisleri taoplam kapasitenin % 95 subay %5 astsubay zaten % 5 üzerinden payınızı verirlerse diye.Önerim nedir.Mevut tesislerin adam sayısına göre yeniden tanzim edilmesi.ek ilaveler yapılması. Ayrıca uzmanların 926 ya tabi olmaması konusuda incelenmelidir.


Milli savunma komisyonuna bu konularda uyarı yapılmasında yarar var.

Uzman erbaşların, sözleşmelerinin kırkbeş değil altmış yaşına girdikleri yıla kadar uzatılabilmesi ve uzman erbaşlara da derecelerine göre astsubaylar için belirlenmiş olan ek gösterge verilmesi öngörülmektedir.teklif.

Uzman erbaşlarla 56 yaşına kadar sözleşme yapılabilmesi, bu personelin uzman jandarmaların ek göstergelerinden yararlandırılmaları ve bu personelin Türk Silahlı Kuvvetlerine ait özel ve yerel eğitim kamplarından kendilerine ayrılacak kontenjan oranında istifade edebilmeleri teklif

Uzman jandarmalar ile emeklilerine dereceleri itibarıyla astsubaylara uygulanan ek gösterge tablosunun uygulanması ve uzman jandarmalar ile emeklilerinin sosyal tesisler ile orduevlerinden astsubaylar gibi istifade etmeleri yönünde düzenleme yapılmaktadır.ri öngörülmektedir.teklif

Teklif ile emekli uzman jandarmalar ve emekli izman erbaşların dernek kurabilmelerine imkan sağlanmakta, bu derneklerin Türk Silahlı Kuvvetlerinden emeklilik veya maluliyet nedeniyle ayrılan uzman jandarma ve erbaşlar tarafından kurulması ve söz konusu derneklere; ilgili dernekleri kurma hakkına sahip olanlar ile bunların eş, dul ve yetimlerinin üye olabilmeleri öngörülmektedir.teklif


13.3.1971 ile 26.1.1974 tarihleri arasında Türk Silahlı Kuvvetlerinden Re'sen emekli edilen subay ve askeri memurların mağduriyetlerinin giderilmesi amaçlanmaktadır.Buna assubaylar da eklenip 1984 yılına kadar eklenmesi gereklidir.yüz kızartıcı suçlar hariç.3 yılla sınrlandırılması adaletsizliğin ve sınıfçılığın tavana vurmuş halidir.seçimlerde görüşeceğiz.

ALİOSMAN    07 Mart 2007 12:17
Astsubayın Anayasal ve İnsani İstekleri

Yaptıklarımızdan sorumlu olan kim!
Her hangi bir şeye karar verirken; binlerce seçenek arasından seçimimizi kim yapıyor? Yapılan bu seçimden kim istifade ediyor? Beyin mi, böbrek mi, dalak mı, ellerimiz mi, ayaklarımız mı, milyonlarca kilometrelik damarlarımız mı, şifremizin gizli olduğu DNA'mız mı, yoksa kalbimiz mi? İçinde yaşadığımız bedende ''biz neredeyiz ve kimiz'' bize yapılanlar kimi üzüyor ve sevindiriyor?
Yaşam bu suallerin cevabında saklı. Ancak gözlerindeki perdeyi kaldırabilenler insanı keşfedip, insani davranabiliyorlar. İnsani davranmanın ilk şartı adaletli davranmaktan geçmektedir. Vicdanlarımızı ancak va ancak adaletli davranışlar rahatlatır.
İnsan, maneviyatla beslenen, beden, ruh ve nefisten oluşan bir varlık. Nihayetinde ölümü de tadacak olan nefis esas olarak bizi yönlendirmektedir. Kalbe yakın olan nefis, terbiye edildiğinde insanın feraha ulaşacağı düşünülmektedir.
İnsanın olduğu her alanda adalet, adaletin olduğu yerde maneviyat, maneviyatın olduğu yerde duyarlılık ve insanca yaşam... ne kadar güzel sözler değil mi?
Güzel olmasına güzel ancak gelin görün ki bunları gerçek yaşamda bulmak olanaksız.
Eğer bir ülkede devlet idaresinde görev alanlar, adaletten şaşıp en temel konularda ayrımcılık yapıyorlarsa şayet, onlar ülkeye en çok zarar veriyorlar demektir.
Çünkü ayrımcılık insani duygulara çok büyük zararlar vermektedir. İnsanlar vicdanları ile baş başa kaldığında ''hak etmediği bir muameleye tabi olduklarını idrak ederlerse'' kalben kırılırlar. Unutulmamalıdır ki kırılan kalbin tamiri zordur. Kalpleri kırılan insanların bir ve beraber olması şeklin ötesine geçemez.
Üzülerek ifade ediyorum ki ülkemizde yaşayan insanlarımızın çok büyük bir bölümünde maneviyat bitmiştir.
Müzik bir toplumun aynasıdır. Şarkı sözlerine bakarak ne kadar yüzeysel bir toplum olduğumuzu anlayabiliriz. Sadece müzik mi. Elbette hayır. Her alana bakmak lazım. Gerek basından gerekse güncel yaşantımızdan işlerin iyi gitmediğini gözlemlemekteyiz.
Toplumu oluşturan sosyal sınıflara baktığımızda; öğretmenin sorunu var, hemşirenin sorunu var, esnafın sorunu var, ihracatçının sorunu var, işsiz gencin sorunu var, işverenin vasıflı eleman bulamama sorunu var, çitçinin sorunu var, emeklinin sorunu var... bunlara ek olarak bizde iki yıldır yazılarımızla biz assubayların da sorunları var diyoruz.
Derneğimiz Türkiye emekli assubaylar Derneği (TEMAD) ise son dört yıldır görülmemiş derecede mesleki meselelerimizle ilgilenmektedir.
Evlerinde oturmak varken, pek çok assubayımızın bana ne menfaati olacak deyip yanından bile geçmediği derneğe sahip çıkan meslektaşlarımıza en içten saygılarımızı sunarım...
Assubayların, meslekten kaynaklanan sorunları vardır.
Assubayların manevi sorunları olduğu gibi gözle görülen maddi sorunları da mevcuttur. Manevi sorunları yazmaya kalksak derlerki ''densizin birinin yaptığını genelleyemezsiniz, o işi o şahıs yapmıştır'' halbuki assubayın manevi sorunlarını bir araya getirdiğimizde, yapılan manevi muamelelerin belli bir sistem içerisinde olduğu, belli bir kaynağa dayandığı, benzer tutumlardan ortaya çıkmaktadır. Fakat biz manevi sorunlardan ziyade anayasa ve uluslar arası anlaşmalara aykırı olanlara öncelik veriyoruz.
Şimdi gelelim, biz assubayların gözle görünür, anayasa ve insan haklarına aykırı hususlarına.

1. Hastanelerde A,B ve Diğer poliklinik uygulamaları ile ırklara göre muayene (A polikliniğinde Generaller,B polikliniğinde Üst subaylar,Diğer polikliniklerde assubaylar muayene edilir,kısaltılmış hali ABDdir) Hastanede ayrımcılık kaldırılmalıdır.

2. Mastır yapan subaya kıdem verilip assubaya kıdem verilmemesi. Mastır yapan assubaya kıdem verilmelidir.

3. Fakülte veya yüksek okul bitiren assubaya iki kademe eksik verilmesi,

Devlete hizmet eden iki kurum. Birisi Polis Teşkilatı diğeri Silahlı Kuvvetler.

Polis MYO mezunu bir polisimiz 9 ncu derecenin 2 nci kademesinden göreve başlıyor ,
Assubay Meslek Yüksek Okulu mezunu olan assubay ki O'da bu vatanın evladı, 9 ncu derecenin 1nci kademesinden göreve başlıyor. Bir kademe eksik başlatılıyor.

Öğrenim seviyesini lise düzeyinden üniversite düzeyine çıkartan bir sivil devlet memuru vatandaşımız bir derece iki kademe alırken, üniversite bitiren assubay sadece bir derece ile geçiştiriliyor.
Yine kendi imkanı ile yüksek okul bitiren sivil devlet memuru vatandaşımız bir derece alırken assubaya sadece bir kademe veriliyor.
Assubaylara öğrenimleri karşılığı eksik verilen derece kademe işlemi durdurulmalı.

4. Kendi imkanı ile yüksek okul ve üniversite bitiren assubaya kıdem verilmeyerek 6 ay KOMKARSU kursuna kıdem verilmesi. Öğrenim gören assubaylara kıdem verilmelidir.

5. TSK nın % 60'ı assubay olmasına rağmen lojmanın %45 'inin assubaylara % 50' sinin subaylara tahsisi edilmesi uygulaması. Lojmandaki adaletsiz dağıtım durdurulmalı.

6. On beş yıllık başçavuşa teğmen maaşı uygun görülmesi (ilkokul mezunu işçilerimizden bazıları yarbay düzeyinde maaş almaktadır).İnsan onuruna yaraşır maaş verilmelidir.

7. Zimmet ve idari sorumluluğu olan assubaya tazminat verilmelidir,

8. Birinci derecenin dördüncü kademesinin assubaylara da verilmesi. Birinci derecenin dördüncü kademesine yükseltilmeyen TEK TÜRK VATANDAŞI olmak istemiyoruz.

9. TSK'nın yükünü çekmiş, yönetenleri rahat ettirmiş olan emekli assubaylar aç ve sefil yaşatılmaktadır. Aç ve sefil yaşamak istemiyoruz.

10.Yirmibir yaşındaki gençlerimizin fakülte mezunu assubayların başına asteğmen olarak getirilmesi hiç bir yönetim ilkesine uymamaktadır. Yedeksubaylık kaldırılsın.

11.Yüksek okuldan mezun olan assubaylara dört yıllık fakülte mezunu kısa dönemlerin yönettirilmemesi. Assubaylar en az dört yıllık fakülte mezunu olmalıdır.

12.Hükümetimizce, her zaman ezildiği gündemde tutulan imam hatipli evlatlarımıza mesleği ile ilgili üniversite öğrenimi almada verilen puan avantajının assubaylara da verilmesi gerekmektedir. Assubaylar öğrenime teşvik edilmelidir.

13.Lise öğrenimi üzerine bir yıl öğrenim görülerek teğmen olunan Kara Harp Okulundaki öğrenim süreleri sırası ile 1971 yılında 3 yıla,1974 yılında 4 yıla çıkarılmasının ardından TBMMden kanun çıkarılarak, emekli ve o yıllarda görevde olan subaylar, hiç öğrenim görmeden derece ve kademelerinde gerekli intibaklar yapılmıştır.

Hali hazırda, lise mezunu olan ile bir yıllık,iki yıllık ve üç yıllık harp okulu öğrenimi görmüş olan bir emekli albay halihazırda 4 yıllık fakülte mezunu gibi işleme tabi tutulmakta, özlük haklarını almaktadır.

Assubayların öğrenin seviyeleri 2003 yılında 2 yıllık yüksek okul seviyesine çıkarılmıştır.
Vakti ile d e f a l a r c a subaylara uygulanan öğrenimle ilgili uygulamanın, çalışan ve emekli assubaylara da uygulanmasını.

Eğer Hak Verilmeyecekse!
Kimseye verilmez, bizde emsal göstermeyiz. Ya verin ya da verdiklerinizden geri alın.
Ekonomi kötü diyorsanız,
lise mezunu ,1-2 ve 3 yıllık harp okulu mezunu bir albay yüksek okul ve fakülte mezunu emekli bir assubayın 3 katı emekli maaşı almasın. Herkes fedakarlık etsin. Şimdiye kadar aldıkları da yanlarına kar kalsın.

14. Başta kendiniz tarafından, halk tarafından ve assubaylar tarafından benimsenmemiş rütbe adlarının ve görev adlarının düzeltilmesi. Assubay erbaş olmamasına rağmen, rütbe adları halen erbaş statüsü ile bitmektedir.

Görev adlarına gelince:
Müdürün yardımcısı olan assubaya müdür yardımcısı denmez, idari işler assubayı  denir. Müdür yardımcısı deseniz ne kaybedersiniz, ne kazanırsınız?

15. Ailelerinin rızıklarından yapılan kesintiler ile 1961 yılında kurulan Ordu Yardımlaşma Kurumu (OYAK)'na assubayın yönetici olarak alınmaması.
Yapılan iş çok yanlıştır. Konu yargıdadır. Dava sonucu beklenmeden, derhal yanlıştan dönülmelidir.

16. Kamp ve orduevlerindeki farklı hizmet ve kalite anlayışı. Sosyal haklarda eşitlik sağlanmalıdır.

17. Akıllı karttaki en renksiz rengin, gri rengin assubaylara verilmesinden daha da vahimi TSK personelinin yedi renge ayrılması, ayrılıkçı ve ırkçı bir zihniyetin en üst seviyelere ulaştığının açık delilleridir.

18. Rütbe işaretlerden maksat; statüyü, statüler arasındaki kıdemi belirtmektir. Sonuçta adı üstünde bir işarettir.
Assubaylar elbiselerini yıkatırken işaretlerini sökmekte, yıkamadan sonra tekrar dikmektedir. Eğer sökmeden yıkatırsa rütbe şekli ve rengi kötüleşmektedir. Veya tekstil fermuarı ile kola, sanki emanetmiş gibi tutturulmaktadır.. Assubay rütbeleri de apolete alınmalıdır. Eskiden Azeri assubayında olduğu gibi.
Pantolondaki siyah şerit ya tamamen kaldırılmalı ya da başka bir renk olmalıdır.
Gelelim bando okulunda okuyan assubay hazırlama okulu öğrencilerine.
Bu çocuklarımız grinin kötülüklerinden kurtarılıp, hayata dair anlamları olan elbise renklerine kavuşturulmalıdır. Renk bilimi incelendiğinde sonuçlar ortaya çıkar.
Assubaylığın uzun süreli bir meslek olduğu dikkate alınarak, her şey çağa uygun hale getirilmelidir.

19. Askerler; hem savcı hem de hakim yetkisine haiz subaylarımız tarafından çok ağır ve çoğunlukla da çeşitli bahanelerle, hissiyatla cezalandırılmaktadır. Bu işte en fazla da erbaş ve erler ile uzman erbaş ve assubaylarımız zarar görmektedirler.
Savaş şartlarında uygulanabilecek yetkiler barış şartlarında şimdiye kadar uygulandı. Bir yarbayın tek başına verdiği ceza sonucu mağdur olan meslektaşımızın İnsan Hakları Mahkemesindeki davası 2006 yılı başında sonuçlandı ve Ülkemiz yasal faizi hariç üç bin beş yüz avro tazminat ödemeye mahkum edildi. Dava sonucunun üzerinden neredeyse bir yıl geçmiş olmasına rağmen subaylarımız halen tek başlarına ceza vermeye devam etmektedirler.
20. Sicil yolu ile 1 inci dereceye düşme uygulaması 657 sayılı kanuna tabi Devlet memurlarına 1984 yılında uygulanmaya başlanırken assubaylara yönelik kanun tam 14 yıl sonra ancak çıkarılmıştır.
Burada yeri gelmişken şunu da arz etmeliyim: Assubayların yüksek okul seviyesine çıkarılma işi de aynı şekilde sivil Devlet memurlarından 10 yıl sonra ancak hayata geçirilmiştir. Onlar için assubayın okumamışı makbuldür çünkü.
Sivil devlet memurlarından 8 yıl sonra derece ile 1 inci dereceye düşebilme imkanı sağlanan kanun maddesi şöyle:
Kanun no: 3815
Kabul tarihi: 17.6.1992
EK MADDE 25.-Astsubaylardan EK-VIII sayılı aylık Gösterge tablosunda 2 nci derece için ön görülen üçüncü ve daha sonraki kademeleri kazanılmış hak aylığı olarak alanlar; üçüncü kademede en az bir yılını tamamlamak veya daha sonraki kademelerde bulunmak, son altı yıllık sicil notu ortalaması yüzde doksan ve daha yukarısı olmak ve kademe ilerlemesi yapma şartlarını taşımak kaydıyla, bulundukları aylık gösterge tablosonda 1 inci dereceye yükseltilirler.

Halbuki sivil devlet memurları 1984 yılında sicil yolu ile 1 inci dereceye almaktaydılar&
İş bu kanundan tam 6 yıl sonra işin farkına varan beyler, durumu düzeltmek adına şöyle bir yasa çıkartıyorlar:
Kanun no: 4376
Kabul tarihi: 29.7.1988
Ek geçici madde 73-Türk Silahlı Kuvvetlerinden 31.12.1984 tarihi ile 03.07.1992 tarihleri arasında emekli, adi malulluk veya vazife malulluğu aylığına mustahak olarak ayrılan astsubaylar ile bunlardan dolayıkendilerine dul ve yetim aylığı bağlananların emekli aylıkları, bu kanunun ek 25 nci maddesinde öngörülen şartları baz almak kaydıyla, aylık almakta oldukları gösterge rakamından az olmamak üzere 1 inci derecenin gösterge rakamlarına yükseltilir. Ancak bunlara geçmişe yönelik aylık ve ikramiye farkı ödenmez.
Tarihe dikkat edersek 1984 yılının son gününe kadar geriye götürülmüş.
Peki beyim, ağam, paşam 30.12.1984 tarihinde emekli olan assubay vatan haini mi, şerefsiz mi, vatanı mı sattı ? Ne yaptı ? Söyleyin, yazın da bilelim.
Sicil yolu ile derece almak durumunda kalan assubaylara yapılanları yazmaya kalksak dağ-taş ağlar !
Assubaylar, bu ülkede iyisiyle kötüsüyle hizmet etmiştir, etmektedir ve assubaylar kimlerin ne olup olmadıklarını da çok iyi bilmektedirler... Sessizlikleri vatan sevgisindendir.
Assubaylara yapılanlar yanlıştır. Hiç kimse bu konuda daha ileri gitmemelidir. Kimselerin bizimle oynama hakkı yoktur! TBMM tiyatro sahnesi olmaktan çıkıp adam gibi çalışmaya başlamalıdır !
Assubay sayıları ile ilgili zaman zaman farklı rakamlar söylenmektdir. Şu an çalışan assubayların sayısı yüzbine yakındır. İki nesil de emekli dersek assubay mevcudu ortaya çıkar.
Yukarıda saydığım hususlar ailelerimiz hariç, çalışanı, emeklisi yaklaşık üçyüzbin assubayı ilgilendirenmektedir...
Bir subayımızın sayın Umur Taluya dediği gibi, bizim sorunlarımız halkın yüzde doksan dokuzunu ilgilendirmemektedir (!)

Densizler assubaya saldırmanın dayanılmaz hafifliğini yaşamaktadırlar.
Sabah Gazetesi köşe yazarı Kazım Kanat 25.11.2006 günkü yazısında ..Paşa'yı başçavuş yaparsanız Beşiktaş'ın futbol kalitesi düşer. Zaten düştü de!... diye yazmış (1).
Nasıl olsa assubayı yerip paşayı yükseltip işi garantilemişsin, yaz kardeşim (!)&
Bize bizden başka dost yoktur.
Bakın, Danimarkaya giden bakan Ali Babacan protokol kapısı dururken depo kapısından içeri giriyor (2), sebep üst araması. Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Ergin Saygun, Beyaz Sarayda Milli Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dr.Jack D. Crouch ile görüşmeye girerken üstü aranmak isteniyor, Oda üstünü aratmayıp oteline dönüyor (3).
Türkiyeyi temsilen yurtdışına giden üst düzey kişilere böyle davranılırsa, temsilen gitmeyenlere nasıl davranılıyordur acaba?
Sonuç olarak;
Ne içeriyi ne dışarıyı adam gibi yönetemediğinizin ortada&
Yukarıda yazılı olan hususlar ABnin, ABDnin veya İMFnin istekleri değildir.
Bu hususlar; Türk halkının öz evladı olan Türk assubayının istekleridir.
Anayasanın, Hukukun ve İnsan Haklarının hiç kimseye iltimas geçilmeyecek şekilde uygulanması, bizlerin en büyük dileğidir& 26.11.2006
Astsubayın Anayasal ve İnsani İstekleri

Yaptıklarımızdan sorumlu olan kim!
Her hangi bir şeye karar verirken; binlerce seçenek arasından seçimimizi kim yapıyor? Yapılan bu seçimden kim istifade ediyor? Beyin mi, böbrek mi, dalak mı, ellerimiz mi, ayaklarımız mı, milyonlarca kilometrelik damarlarımız mı, şifremizin gizli olduğu DNA'mız mı, yoksa kalbimiz mi? İçinde yaşadığımız bedende ''biz neredeyiz ve kimiz'' bize yapılanlar kimi üzüyor ve sevindiriyor?
Yaşam bu suallerin cevabında saklı. Ancak gözlerindeki perdeyi kaldırabilenler insanı keşfedip, insani davranabiliyorlar. İnsani davranmanın ilk şartı adaletli davranmaktan geçmektedir. Vicdanlarımızı ancak va ancak adaletli davranışlar rahatlatır.
İnsan, maneviyatla beslenen, beden, ruh ve nefisten oluşan bir varlık. Nihayetinde ölümü de tadacak olan nefis esas olarak bizi yönlendirmektedir. Kalbe yakın olan nefis, terbiye edildiğinde insanın feraha ulaşacağı düşünülmektedir.
İnsanın olduğu her alanda adalet, adaletin olduğu yerde maneviyat, maneviyatın olduğu yerde duyarlılık ve insanca yaşam... ne kadar güzel sözler değil mi?
Güzel olmasına güzel ancak gelin görün ki bunları gerçek yaşamda bulmak olanaksız.
Eğer bir ülkede devlet idaresinde görev alanlar, adaletten şaşıp en temel konularda ayrımcılık yapıyorlarsa şayet, onlar ülkeye en çok zarar veriyorlar demektir.
Çünkü ayrımcılık insani duygulara çok büyük zararlar vermektedir. İnsanlar vicdanları ile baş başa kaldığında ''hak etmediği bir muameleye tabi olduklarını idrak ederlerse'' kalben kırılırlar. Unutulmamalıdır ki kırılan kalbin tamiri zordur. Kalpleri kırılan insanların bir ve beraber olması şeklin ötesine geçemez.
Üzülerek ifade ediyorum ki ülkemizde yaşayan insanlarımızın çok büyük bir bölümünde maneviyat bitmiştir.
Müzik bir toplumun aynasıdır. Şarkı sözlerine bakarak ne kadar yüzeysel bir toplum olduğumuzu anlayabiliriz. Sadece müzik mi. Elbette hayır. Her alana bakmak lazım. Gerek basından gerekse güncel yaşantımızdan işlerin iyi gitmediğini gözlemlemekteyiz.
Toplumu oluşturan sosyal sınıflara baktığımızda; öğretmenin sorunu var, hemşirenin sorunu var, esnafın sorunu var, ihracatçının sorunu var, işsiz gencin sorunu var, işverenin vasıflı eleman bulamama sorunu var, çitçinin sorunu var, emeklinin sorunu var... bunlara ek olarak bizde iki yıldır yazılarımızla biz assubayların da sorunları var diyoruz.
Derneğimiz Türkiye emekli assubaylar Derneği (TEMAD) ise son dört yıldır görülmemiş derecede mesleki meselelerimizle ilgilenmektedir.
Evlerinde oturmak varken, pek çok assubayımızın bana ne menfaati olacak deyip yanından bile geçmediği derneğe sahip çıkan meslektaşlarımıza en içten saygılarımızı sunarım...
Assubayların, meslekten kaynaklanan sorunları vardır.
Assubayların manevi sorunları olduğu gibi gözle görülen maddi sorunları da mevcuttur. Manevi sorunları yazmaya kalksak derlerki ''densizin birinin yaptığını genelleyemezsiniz, o işi o şahıs yapmıştır'' halbuki assubayın manevi sorunlarını bir araya getirdiğimizde, yapılan manevi muamelelerin belli bir sistem içerisinde olduğu, belli bir kaynağa dayandığı, benzer tutumlardan ortaya çıkmaktadır. Fakat biz manevi sorunlardan ziyade anayasa ve uluslar arası anlaşmalara aykırı olanlara öncelik veriyoruz.
Şimdi gelelim, biz assubayların gözle görünür, anayasa ve insan haklarına aykırı hususlarına.

1. Hastanelerde A,B ve Diğer poliklinik uygulamaları ile ırklara göre muayene (A polikliniğinde Generaller,B polikliniğinde Üst subaylar,Diğer polikliniklerde assubaylar muayene edilir,kısaltılmış hali ABDdir) Hastanede ayrımcılık kaldırılmalıdır.

2. Mastır yapan subaya kıdem verilip assubaya kıdem verilmemesi. Mastır yapan assubaya kıdem verilmelidir.

3. Fakülte veya yüksek okul bitiren assubaya iki kademe eksik verilmesi,

Devlete hizmet eden iki kurum. Birisi Polis Teşkilatı diğeri Silahlı Kuvvetler.

Polis MYO mezunu bir polisimiz 9 ncu derecenin 2 nci kademesinden göreve başlıyor ,
Assubay Meslek Yüksek Okulu mezunu olan assubay ki O'da bu vatanın evladı, 9 ncu derecenin 1nci kademesinden göreve başlıyor. Bir kademe eksik başlatılıyor.

Öğrenim seviyesini lise düzeyinden üniversite düzeyine çıkartan bir sivil devlet memuru vatandaşımız bir derece iki kademe alırken, üniversite bitiren assubay sadece bir derece ile geçiştiriliyor.
Yine kendi imkanı ile yüksek okul bitiren sivil devlet memuru vatandaşımız bir derece alırken assubaya sadece bir kademe veriliyor.
Assubaylara öğrenimleri karşılığı eksik verilen derece kademe işlemi durdurulmalı.

4. Kendi imkanı ile yüksek okul ve üniversite bitiren assubaya kıdem verilmeyerek 6 ay KOMKARSU kursuna kıdem verilmesi. Öğrenim gören assubaylara kıdem verilmelidir.

5. TSK nın % 60'ı assubay olmasına rağmen lojmanın %45 'inin assubaylara % 50' sinin subaylara tahsisi edilmesi uygulaması. Lojmandaki adaletsiz dağıtım durdurulmalı.

6. On beş yıllık başçavuşa teğmen maaşı uygun görülmesi (ilkokul mezunu işçilerimizden bazıları yarbay düzeyinde maaş almaktadır).İnsan onuruna yaraşır maaş verilmelidir.

7. Zimmet ve idari sorumluluğu olan assubaya tazminat verilmelidir,

8. Birinci derecenin dördüncü kademesinin assubaylara da verilmesi. Birinci derecenin dördüncü kademesine yükseltilmeyen TEK TÜRK VATANDAŞI olmak istemiyoruz.

9. TSK'nın yükünü çekmiş, yönetenleri rahat ettirmiş olan emekli assubaylar aç ve sefil yaşatılmaktadır. Aç ve sefil yaşamak istemiyoruz.

10.Yirmibir yaşındaki gençlerimizin fakülte mezunu assubayların başına asteğmen olarak getirilmesi hiç bir yönetim ilkesine uymamaktadır. Yedeksubaylık kaldırılsın.

11.Yüksek okuldan mezun olan assubaylara dört yıllık fakülte mezunu kısa dönemlerin yönettirilmemesi. Assubaylar en az dört yıllık fakülte mezunu olmalıdır.

12.Hükümetimizce, her zaman ezildiği gündemde tutulan imam hatipli evlatlarımıza mesleği ile ilgili üniversite öğrenimi almada verilen puan avantajının assubaylara da verilmesi gerekmektedir. Assubaylar öğrenime teşvik edilmelidir.

13.Lise öğrenimi üzerine bir yıl öğrenim görülerek teğmen olunan Kara Harp Okulundaki öğrenim süreleri sırası ile 1971 yılında 3 yıla,1974 yılında 4 yıla çıkarılmasının ardından TBMMden kanun çıkarılarak, emekli ve o yıllarda görevde olan subaylar, hiç öğrenim görmeden derece ve kademelerinde gerekli intibaklar yapılmıştır.

Hali hazırda, lise mezunu olan ile bir yıllık,iki yıllık ve üç yıllık harp okulu öğrenimi görmüş olan bir emekli albay halihazırda 4 yıllık fakülte mezunu gibi işleme tabi tutulmakta, özlük haklarını almaktadır.

Assubayların öğrenin seviyeleri 2003 yılında 2 yıllık yüksek okul seviyesine çıkarılmıştır.
Vakti ile d e f a l a r c a subaylara uygulanan öğrenimle ilgili uygulamanın, çalışan ve emekli assubaylara da uygulanmasını.

Eğer Hak Verilmeyecekse!
Kimseye verilmez, bizde emsal göstermeyiz. Ya verin ya da verdiklerinizden geri alın.
Ekonomi kötü diyorsanız,
lise mezunu ,1-2 ve 3 yıllık harp okulu mezunu bir albay yüksek okul ve fakülte mezunu emekli bir assubayın 3 katı emekli maaşı almasın. Herkes fedakarlık etsin. Şimdiye kadar aldıkları da yanlarına kar kalsın.

14. Başta kendiniz tarafından, halk tarafından ve assubaylar tarafından benimsenmemiş rütbe adlarının ve görev adlarının düzeltilmesi. Assubay erbaş olmamasına rağmen, rütbe adları halen erbaş statüsü ile bitmektedir.

Görev adlarına gelince:
Müdürün yardımcısı olan assubaya müdür yardımcısı denmez, idari işler assubayı  denir. Müdür yardımcısı deseniz ne kaybedersiniz, ne kazanırsınız?

15. Ailelerinin rızıklarından yapılan kesintiler ile 1961 yılında kurulan Ordu Yardımlaşma Kurumu (OYAK)'na assubayın yönetici olarak alınmaması.
Yapılan iş çok yanlıştır. Konu yargıdadır. Dava sonucu beklenmeden, derhal yanlıştan dönülmelidir.

16. Kamp ve orduevlerindeki farklı hizmet ve kalite anlayışı. Sosyal haklarda eşitlik sağlanmalıdır.

17. Akıllı karttaki en renksiz rengin, gri rengin assubaylara verilmesinden daha da vahimi TSK personelinin yedi renge ayrılması, ayrılıkçı ve ırkçı bir zihniyetin en üst seviyelere ulaştığının açık delilleridir.

18. Rütbe işaretlerden maksat; statüyü, statüler arasındaki kıdemi belirtmektir. Sonuçta adı üstünde bir işarettir.
Assubaylar elbiselerini yıkatırken işaretlerini sökmekte, yıkamadan sonra tekrar dikmektedir. Eğer sökmeden yıkatırsa rütbe şekli ve rengi kötüleşmektedir. Veya tekstil fermuarı ile kola, sanki emanetmiş gibi tutturulmaktadır.. Assubay rütbeleri de apolete alınmalıdır. Eskiden Azeri assubayında olduğu gibi.
Pantolondaki siyah şerit ya tamamen kaldırılmalı ya da başka bir renk olmalıdır.
Gelelim bando okulunda okuyan assubay hazırlama okulu öğrencilerine.
Bu çocuklarımız grinin kötülüklerinden kurtarılıp, hayata dair anlamları olan elbise renklerine kavuşturulmalıdır. Renk bilimi incelendiğinde sonuçlar ortaya çıkar.
Assubaylığın uzun süreli bir meslek olduğu dikkate alınarak, her şey çağa uygun hale getirilmelidir.

19. Askerler; hem savcı hem de hakim yetkisine haiz subaylarımız tarafından çok ağır ve çoğunlukla da çeşitli bahanelerle, hissiyatla cezalandırılmaktadır. Bu işte en fazla da erbaş ve erler ile uzman erbaş ve assubaylarımız zarar görmektedirler.
Savaş şartlarında uygulanabilecek yetkiler barış şartlarında şimdiye kadar uygulandı. Bir yarbayın tek başına verdiği ceza sonucu mağdur olan meslektaşımızın İnsan Hakları Mahkemesindeki davası 2006 yılı başında sonuçlandı ve Ülkemiz yasal faizi hariç üç bin beş yüz avro tazminat ödemeye mahkum edildi. Dava sonucunun üzerinden neredeyse bir yıl geçmiş olmasına rağmen subaylarımız halen tek başlarına ceza vermeye devam etmektedirler.
20. Sicil yolu ile 1 inci dereceye düşme uygulaması 657 sayılı kanuna tabi Devlet memurlarına 1984 yılında uygulanmaya başlanırken assubaylara yönelik kanun tam 14 yıl sonra ancak çıkarılmıştır.
Burada yeri gelmişken şunu da arz etmeliyim: Assubayların yüksek okul seviyesine çıkarılma işi de aynı şekilde sivil Devlet memurlarından 10 yıl sonra ancak hayata geçirilmiştir. Onlar için assubayın okumamışı makbuldür çünkü.
Sivil devlet memurlarından 8 yıl sonra derece ile 1 inci dereceye düşebilme imkanı sağlanan kanun maddesi şöyle:
Kanun no: 3815
Kabul tarihi: 17.6.1992
EK MADDE 25.-Astsubaylardan EK-VIII sayılı aylık Gösterge tablosunda 2 nci derece için ön görülen üçüncü ve daha sonraki kademeleri kazanılmış hak aylığı olarak alanlar; üçüncü kademede en az bir yılını tamamlamak veya daha sonraki kademelerde bulunmak, son altı yıllık sicil notu ortalaması yüzde doksan ve daha yukarısı olmak ve kademe ilerlemesi yapma şartlarını taşımak kaydıyla, bulundukları aylık gösterge tablosonda 1 inci dereceye yükseltilirler.

Halbuki sivil devlet memurları 1984 yılında sicil yolu ile 1 inci dereceye almaktaydılar&
İş bu kanundan tam 6 yıl sonra işin farkına varan beyler, durumu düzeltmek adına şöyle bir yasa çıkartıyorlar:
Kanun no: 4376
Kabul tarihi: 29.7.1988
Ek geçici madde 73-Türk Silahlı Kuvvetlerinden 31.12.1984 tarihi ile 03.07.1992 tarihleri arasında emekli, adi malulluk veya vazife malulluğu aylığına mustahak olarak ayrılan astsubaylar ile bunlardan dolayıkendilerine dul ve yetim aylığı bağlananların emekli aylıkları, bu kanunun ek 25 nci maddesinde öngörülen şartları baz almak kaydıyla, aylık almakta oldukları gösterge rakamından az olmamak üzere 1 inci derecenin gösterge rakamlarına yükseltilir. Ancak bunlara geçmişe yönelik aylık ve ikramiye farkı ödenmez.
Tarihe dikkat edersek 1984 yılının son gününe kadar geriye götürülmüş.
Peki beyim, ağam, paşam 30.12.1984 tarihinde emekli olan assubay vatan haini mi, şerefsiz mi, vatanı mı sattı ? Ne yaptı ? Söyleyin, yazın da bilelim.
Sicil yolu ile derece almak durumunda kalan assubaylara yapılanları yazmaya kalksak dağ-taş ağlar !
Assubaylar, bu ülkede iyisiyle kötüsüyle hizmet etmiştir, etmektedir ve assubaylar kimlerin ne olup olmadıklarını da çok iyi bilmektedirler... Sessizlikleri vatan sevgisindendir.
Assubaylara yapılanlar yanlıştır. Hiç kimse bu konuda daha ileri gitmemelidir. Kimselerin bizimle oynama hakkı yoktur! TBMM tiyatro sahnesi olmaktan çıkıp adam gibi çalışmaya başlamalıdır !
Assubay sayıları ile ilgili zaman zaman farklı rakamlar söylenmektdir. Şu an çalışan assubayların sayısı yüzbine yakındır. İki nesil de emekli dersek assubay mevcudu ortaya çıkar.
Yukarıda saydığım hususlar ailelerimiz hariç, çalışanı, emeklisi yaklaşık üçyüzbin assubayı ilgilendirenmektedir...
Bir subayımızın sayın Umur Taluya dediği gibi, bizim sorunlarımız halkın yüzde doksan dokuzunu ilgilendirmemektedir (!)

Densizler assubaya saldırmanın dayanılmaz hafifliğini yaşamaktadırlar.
Sabah Gazetesi köşe yazarı Kazım Kanat 25.11.2006 günkü yazısında ..Paşa'yı başçavuş yaparsanız Beşiktaş'ın futbol kalitesi düşer. Zaten düştü de!... diye yazmış (1).
Nasıl olsa assubayı yerip paşayı yükseltip işi garantilemişsin, yaz kardeşim (!)&
Bize bizden başka dost yoktur.
Bakın, Danimarkaya giden bakan Ali Babacan protokol kapısı dururken depo kapısından içeri giriyor (2), sebep üst araması. Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Ergin Saygun, Beyaz Sarayda Milli Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dr.Jack D. Crouch ile görüşmeye girerken üstü aranmak isteniyor, Oda üstünü aratmayıp oteline dönüyor (3).
Türkiyeyi temsilen yurtdışına giden üst düzey kişilere böyle davranılırsa, temsilen gitmeyenlere nasıl davranılıyordur acaba?
Sonuç olarak;
Ne içeriyi ne dışarıyı adam gibi yönetemediğinizin ortada&
Yukarıda yazılı olan hususlar ABnin, ABDnin veya İMFnin istekleri değildir.
Bu hususlar; Türk halkının öz evladı olan Türk assubayının istekleridir.
Anayasanın, Hukukun ve İnsan Haklarının hiç kimseye iltimas geçilmeyecek şekilde uygulanması, bizlerin en büyük dileğidir&
Saygılarımla...



...



____________________________________________ ________________________________

Ersen Gürpınar    06 Mart 2007 15:31
Saygıdeğer Arkadaşlarım
Bizim bu sitemiz ve mesaj grubumuz tamamen Temad a destek için kurulmuştur.Yazılarımızla çalışmalarımızla hem destek olacağız hemde gerekirse eleştiri ve öneri hakkımızı kullanacağız, burada fikirlerimizi daha özgürce ifade olanağı buluyoruz. Emeği geçen arkadaşlarımıza teşekkürler ancak bazen mesaj grubunda yazıların hemen yayınlanmamısı eleştiriliyor bu iki nedenle kaynaklanıyor birincisi MYNET kuralları gereği üye sayısı 100 kişiyi geçiyorsa mesajlar onaya tabi onay süreci gerek onay verenlerin bilgisayar başında nöbet tutmalarının imkansızlığından gerekse teknik nedenlerle uzamaktadır en az günde birkaç kez mesaj panosu kontrol edilmektedir.Çok acil konularda yöneticilerin mail adreslerine ve telefonlarına başvurmanız halinde gereği yapılacaktır. Anlayışınıza teşekkürler

Ersen Gürpınar    06 Mart 2007 15:25
Kartal Kardeşim bir yürekli meslekdaşımız çıkmış boynunu büküp haksızlığa rıza göstermemiş AİHM de dava açmış ve Türkiye yi oda hapsi cezasını ancak mahkemeler verebilir diyerek mahkum ettirmiş. AİHM kararı iç hukukumuzu bağlar hatadan dönmek Erdemdir ama düzeltmezler bilirlerki bu cezayı alanlar sessizdir tahakküm devam edecektir. Ama kale surun da bir gedik açılmıştır şahsen ben görevde olsaydım bana bu cezayı versinlerde canlarına okuyayım diye beklerdim. Emsal karar var buna rağmen bu ceza verilirse sonucu daha ağır olur Ama tüm bunlara rağmen ben dava açamam başım ağrır diyen olursa ona da hapis haktır .Özür diliyerek bir deyimi yazıyorum "Siz eşek olursanız semer vuran çok olur" ast olmak köle olmak demek değildir. İletişim çağında artık çok şey değişmiştir Onurumuza sahip olarak bu mesleği yücelteceğiz ve haksızlıklarımız sona erecektir. Sevgi ve saygılarımla

kartal    06 Mart 2007 14:44
Sayın büyüklerim komutanlarım, ve meslektaşlarım kim derki bir gün gelecek Assubayların dertlerini dile getirebileceği ve kendilerini ifade edebileceği böyle imkanları olacak o yüzdendirki tüm meslektaşlarım adına Bize bu imkanı sağlayan sizlere teşekkürlerimi bir borç bilerek gelelim asıl konuya; Değerli büyüklerim halen 2000 li yıllarda bir subayın iki dudağının arasında, işine geldiği gibi kullandığı oda hapsi denilen illet şeyin üstesinden bir türlü gelemedik,avrupa insan hakları mahkemesinin bu yönde Türkiye yi yani yarbayı mahkum etmesine ragmen birtürlü emsal gösterip davalar açıp yargıya vede TBMM ne konuyu götürüp engelliyememekteyiz bunun sebebi açıkcası korktugumuzdandır veya hakkımızı arıyamamaktandır.sözümü şöyle bitirmek istiyorum : Hiç kimse Yargıdan bağımsız olarak kimse aleyhine özgürlüğü kısıtlayıcı ceza veremez bu avrupa insan hakları sözleşmesine aykırıdır ODA HAPSİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİ konusunun üzerine lütfen daha çok gidelim hakkımızı alacağız.

Şerafettin Turgay    27 Şubat 2007 23:21
Şehit Assubayımız için Gn .Kur Başkanlığından yapılan açıklama..
http://www.internethaber.com/news_detail.php?i d=70962

Genelkurmay açıkladı; Şehit
27 Şubat 2007 Salı 13:40
Bir Jandarma Başçavuş'un evinde PKK'lılarca öldürüldüğü halde, Emekli Sandığı tarafından 'terör şehidi' sayılmamasıyla ilgili olarak, Genelkurmay'dan açıklama geldi. Açıklamada, ''Gerekli belgeler Emekli Sandığı'na ulaştırılamadı. İşlemlerin tamamlanmasının ardından şehidin statüsü 'görev malullüğüne' dönüştürülecek. Konu, hassasiyetle takip edilmektedir'' denildi.

Açıklamada, Beytüşşebap ilçesinde evine zorla girilerek 6 Ağustos 2006 günü şehit edilen Jandarma Başçavuş Çevik'in eşi ve çocuklarına, 15 Ağustos 2006 tarihinde Emekli Sandığı tarafından Adi Malul statüsünde 658 YTL aylık bağlandığı ve Jandarma Genel Komutanlığı'nca 41 bin 453 YTL nakdi tazminat, Türk Silahlı Kuvvetleri Dayanışma Vakfı tarafından 14 bin 212 YTL ve Ordu Yardımlaşma Kurumu'nca da 29 bin 335 YTL ölüm yardımı yapıldığı bildirildi.//

YUKARIDAKİ İNT ADRESİNE ŞU AN GİREMEDİM SORUN GÖSTERİYOR. ŞAYET BU AÇIKLAMA DOĞRUYSA Kİ ,(ARKADAŞLARIM ALDIĞINA GÖRE MUTLAKA DOĞRUDUR.) BU AÇIKLAMA , ŞEHİDİMİZİN ŞEHİT SAYILMAMASINDAN DAHA VAHİMDİR. ŞEHİTLİK TARİHİ. 6 AĞUSTOS 2006 , ARADAN 7 YEDİ AY GEÇMİŞ VE HALA GEREKLİ BELGELERİN EMEKLİ SANDIĞINA ULAŞMAMASINDAN SÖZ EDİLEBİLİYOR. ŞEHİT OLAN OLMUŞ ,OCAKLARA ATEŞLER DÜŞMÜŞ , DUL VE YETİMİN HAKKI YENİLEREK ,UTANMASIZCA ADİ MALÜL AYLIĞI BAĞLANMIŞ.GÜNAYDIN BEYLER GÜNAYDIN ÜSKÜDARDA SABAH OLDU. SİZLERDEN ÇOK ÇOK DUYARLI BASIN KONUYU GÜNDEME TAŞIMASAYDI HALA UYUYORMUYDUK.YOKSA UYANIKTINIZDA BİLEREK VE İSTEYEREK Mİ BÖYLE UYGULAMA YAPMIŞTINIZ.

Saygıdeğer Arkadaşlarım , bu sinir bozucu açıklamalara inat, TEMAD Genel Başkanımızın Konuya olan ilgi ve girişimlerine teşekkürlerimi iletir , Saygılarımı sunarım .

MUSTAFA EROL TEMAD GN. BŞK.
YER:
Ankara

Tarih:
27 Şubat 2007, Salı
10:28


DEĞERLİ ARKADAŞLARIM.

ŞIRNAKTA ŞEHİT OLAN ASTSUBAY KARDEŞİMİZLE İLGLİ GAZETEDE ÇIKAN YAZIYI OKUDUKTAN SONRA

DERNEĞİMİZİN AVUKATLARI OLAN ARKADAŞKDAŞLARIM. KADİR KOCALAR,KAYA YELEK,ALİM AKBAY VE İSA ÇETİN

VE YÖNETİM KURULUMUZ İLE KONU ÜZERİNDE DURARAK. ŞEHİT ARKADAŞIMIZIN ŞEHİT OLARAK KABUL EDİLMESİ

İÇİN HUKUKİ ÇALIŞMA BAŞLATIRSAK KAZANA BİLECEĞİMİZİ DEĞERLENDİRDİK. KARDEŞİMİZİN EŞİ İLE

İRTİBAT KURARAK HUKUK KOMİYONUMUZA DAVA AÇMAK ÜZERE VEKALET GÖNDERMESİNİ İSTEYECEĞİM. VEKALET

GELİRSE MASRAFLARIDA DERNEKTEN OLMAK ÜZERE DAVA AÇIP SONUÇ ALMAYA ÇALIŞACAĞIZ.

HEPİNİZE MUTLULUKLAR

Mehmet AKPINAR    27 Şubat 2007 16:17
Şehit Assubayımız için Gn .Kur Başkanlığından yapılan açıklama..
http://www.internethaber.com/news_detail.php?i d=70962

Genelkurmay açıkladı; Şehit
27 Şubat 2007 Salı 13:40
Bir Jandarma Başçavuş'un evinde PKK'lılarca öldürüldüğü halde, Emekli Sandığı tarafından 'terör şehidi' sayılmamasıyla ilgili olarak, Genelkurmay'dan açıklama geldi. Açıklamada, ''Gerekli belgeler Emekli Sandığı'na ulaştırılamadı. İşlemlerin tamamlanmasının ardından şehidin statüsü 'görev malullüğüne' dönüştürülecek. Konu, hassasiyetle takip edilmektedir'' denildi.

Açıklamada, Beytüşşebap ilçesinde evine zorla girilerek 6 Ağustos 2006 günü şehit edilen Jandarma Başçavuş Çevik'in eşi ve çocuklarına, 15 Ağustos 2006 tarihinde Emekli Sandığı tarafından Adi Malul statüsünde 658 YTL aylık bağlandığı ve Jandarma Genel Komutanlığı'nca 41 bin 453 YTL nakdi tazminat, Türk Silahlı Kuvvetleri Dayanışma Vakfı tarafından 14 bin 212 YTL ve Ordu Yardımlaşma Kurumu'nca da 29 bin 335 YTL ölüm yardımı yapıldığı bildirildi.//

Şerafettin Turgay    27 Şubat 2007 02:22
EMEKLİ SANDIĞI YÖNETİCİLERİ ;
Hala odanız açık,Koltuklarınız kalıbınızla doluysa
Kutlarım sizi. Kutlarım çünkü , Mübarek ŞEHİT ailesine çektirdiğiniz bunca azaba rağmen ,Yüce Milletimin yüzüne bakabiliyorsunuz .
Hala, yetimlerden esirgediklerinizi PKK tescilli Milletvekillerine emekli maaşı olarak verebiliyorsunuz.
Sıcacık odanız ve deri koltuklarınızda sizlerin bile emniyette olabilmeniz için ,kahpe kurşunlara siper olmuş vatansever insanlara gazi değildir, şehit değildir tanımlamalarını yapabiliyorsunuz.
Sahi, tüm bu yaptıklarınızı kalbi katılaşmamış,vicdanı yok olmamış çocuklarınıza anlatabiliyormusunuz.
Ne yapalım Mevzuat dediğinizi duyar gibiyim , Mevzuatsa şayet, çarpık mevzuata ve elinize tutuşturanlara önce sizin karşı çıkmanız itiraz etmeniz gerekmezmi. Etmediğinize göre. YAZIK SİZE ÇOK YAZIK

murat atam    25 Şubat 2007 04:07
HAYIRLI OLSUN yasalaşmasını bekliyouz
27.7.1967 Tarih ve 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 50 nci Maddesinin ( C ) Bendi İle 94 üncü Maddesinin (B) Bendinin Değiştirilmesine İlişkin Kanun Teklifi

Teklifin Özeti Disiplinsizlik ve ahlaki durum sebebiyle Silahlı Kuvvetlerde kalmaları uuygun görülmeyen subayların ve astsubayların, hizmet sürelerine bakılmaksızın TSK'dan gerekli ayırma kararının Yüksek Askeri Şura tarafından verilme yetkisinin ortadan kaldırılması bunun yerine ayırma kararının ilgili Kuvvet komutanlıklarınca ve Jandarma Genel komutanlığınca verilmesi, ayrıca bu ayırma sebeplerin neler olduğunun ayrı olarak subay ve astsubay sicil yönetmeliğinde gösterilmesi öngörülmektedir.
Yönetici yorumu Yönetici yorumu:
YASALAŞIRSA YAŞ KARARLARI İLE RESEN EMEKLİLİK DEVRİ BİTECEK .YARGI YOLU AÇILMIŞ OLACAK.


3753
Mesaj Defteri yazıları