MESAJ PANOSU

Mesaj Defterine Yazın


halo    22 Ekim 2007 02:09
Değerli melektaşlarımİAz önce(gece yarısı haber bülteni) fox tv adlı kanalda şehidlerimizin görev yaptığı dağlıca da çekilmiş bir görüntü yayındayken,haber spikeri bayanın kendisinden bu görüntülere yorum yapması istenen,anılan kanalın haber müdürü olan şahıs(..askerlikte rütbe ve işaretler vardır,subayların omzunda yıldız falan işte..assubaylarında kazık...)gibi cahilce ve saygısızca bir ifade kullanmıştır.Böyle bir şahsın bir ulusal kanalda haber müdürü olabilmiş olmasıda ayrıbir ayıptır.Askerlik yapamamış olanlar bile milli güvenlik derslerinde rütbeleri öğreniyorlarsa,güya askerlik yapmış erkek bir vatandaşın kanal haber müdürü olarak ekranlarda, canlı yayın da böyle bir ifadeyi kullanması kabul edilemezdir.Değerli meslektaşlarımdan istirhamım bu tv ye kınama maillei göndermeleridir.Saygı ve selamlarımı sunuyorum. :sigh

Tekin OKAY    22 Ekim 2007 02:00
21 EKİM 2007 tarihinde Tv8'de ç1kan Gazi Meslektaşıma ve onun gibi diğer gazilerimize şükranlar1m1 sunuyorum.Sizlerle ne kadar gurur duysak azd1r.

cüneyt    21 Ekim 2007 21:33
sayin kiymetli buyuk abilerim bugun bir siteye girdim sitede PKK.orgutlerinin elebasi.olan.apoyu ve bircok.orgut.resmi.gordum busiteye.cok acil elkoyulmasi lazim bu site günümüzün genclerine kotu ornek oluyor bizler vatan seven bir insanlar ..oldugumuzdan bu insanlari yanliz daglarda degil sanalda da carpismamiz lazim benim fazla bilgisayarla ilgim olmadigi icin bu islemi siz vatan koruyan abilerime soylemek istedim isterseniz bu siteyi bir ziyaret edin ve gorun nekadar kotu ornek olduguna soyliyeceklerim bu kadar insalah elinizden birseyler gelir saygilerimla ben cüneyt....sitenin adresi ....http://www.awazakurdistan.com/index.php :cry

MEHMET    21 Ekim 2007 19:41
SAYGI DEĞER MESLEKTAŞLARIM;


BUGÜN 21 EKİM 2007 GÜNLERDEN KARA PAZAR. AĞZINDAN SALYA AKAN ELİ SİLAHLI KÖPEK SÜRÜSÜ KOKARCALAR YİNE BİR HAİN PUSU İLE İÇİMİZE KOR DÜŞÜRDÜLER. NEDİR BU GAFLET NEDİR BU AYMAZLIK ANLAMAK MÜMKÜN DEĞİL. BU UYKUDAN NEZAMAN UYANILACAK, NE ZAMAN BENLİĞİMİZE DÖNÜLECEK, ÜSTÜMÜZDEKİ ÖLÜ TOPRAĞI NEZAMAN SİLKELENİLECEK BİLİNMİYOR. ( SOĞUK KANLI OLALIM , GELİN SİYASETLE HALLEDELİM DİYENLER UTANSIN .)

ÜLKEMİZİN ÇEŞİTLİ BÖLGELERİNDE ŞEHİTLERİMİZE SAYGI , TERÖRE LANET YÜRÜYÜŞÜ YAPILIRKEN ANTALYA DA HERHALGİ BİR İŞLEVİN YAPILMAYIŞINI ANLAMAK MÜMKÜN DEĞİLDİR.

TABİKİ NASIL YAPILACAK ? TÜRKİYE CUMHURİYETİ NİN BAŞINDA BULUNAN CUMHURBAŞKANI , BAŞBAKANI BİR MİLYAR DOLAR KARŞILIĞINDA KUZEY IRAKA OPERASYON YAPILMIYACAĞI HAKKINDA GARANTİLİ PROTOKOL İMZALARSA OLACAĞI BUDUR. DAHA ÖNCEKİ ŞEHİT DÜŞEN VATAN EVLATLARIMIZIN HINCINI ALMADAN BUGÜN GÖRSEL BASINDAN ÖĞRENDİĞİMİZ ŞEHİT HABERLERİ İLE İÇİMİZ BİR DAHA YANDI. ŞEHİTLERİMİZE YÜCE ALLAH IMDAN RAHMET , YAKINLARINA BAŞSAĞLIĞI VE YARALILARIMIZA ACİL ŞİFALAR DİLİYORUM.

YARIN BELKİ ÇOK UZAK OLABİLİR. ANTALYA TEMAD OLARAK HEMEN ŞEHİTLERİMİZE SAYGI TERÖRE LANET YÜRÜYÜŞÜNÜN YAPILMASI İÇİN PLANLAMA YAPILMALIDIR.

BU VATANIN BAĞRINDA , BU ALBAYRAĞIN GÖLGESİNDE YAŞIYAN BU VATAN BU BAYRAK BENİM DİYENLERİN BAŞI SAĞOLSUN.

ŞEHİTLERİMİZİN ANISINA EVLERİMİZE VE İŞ YERLERİMİZE ALBAYRAĞIMIZI ASMAYI UNUTMAYALIM!!!!


MEHMET URAL
E.P.KD.BŞÇVŞ
ANTALYA TEMAD ÜYESİ

Tekin OKAY    21 Ekim 2007 15:44
21 EKİM 2007 yani bugün yine hain saldırılar neticesinde 16 şehit ve bir o kadar da yaralımız var.Ölenlere Tanrıdan Rahmet Ulusumuza ve şehit ailelerine başsağlığı,yaralı mehmetçiklerimize de acil şifalar diliyorum.İçerimiz yanıyor,üzülüyoruz.Halkın ve kendimizin moral ve motivasyonunu üst seviyede tutmak için derneğimizin de bu konuda bulunduğu her il ve ilçede gerekirse ölmeye hazırız,bizde varız diye tepki göstermelerini bekliyorum,gerekirse Derneğimizin önderliğinde sembolikte olsa Askerlik Şubelerine giderek göreve hazır olduğumuzu bildirmeliyiz diye düşünüyorum.Geri planda kalmak ağrıma gitmeye başladı. :cry

MESUT MAVİTUNA    21 Ekim 2007 14:38
Değerli Dostlarımız
Hakkaride yine hain pusu ve saldırı 16 Mehmetçiğimiz şehit, 14 de yaralı.
Ey milletim artık uyanın işte görüyorsunuz, bizi bölmeye parçalamaya çalışan iç, dış düşmanlar ve hainler boş durmuyor. Kalleşliği kendilerine ilke edinenler her fırsatta ortaya çıkarak bizleri sadece arkadan vurabiliyorlar. Bunların ne kadar kalleş ve şerefsiz oldukları açıkça orta da değilmi? Daha millet olarak neyi bekliyoruz. Ateş sadece düştüğü yeri değil, artık millet olarak çok uzun bir süredir hepimizin içini kanatıyor. Bunlara ve bunlara destek veren milletlere ve ülkelere onların silahları ile en iyi karşılığı vermeliyiz. Onların sattığı mayınlarını, salihlarını artık kursaklarının içine sokma zamanı gelmiştir. Bu mayınları onalrın midelerinde patlatalım ki onlarda bundan derslerini alsınlar artık. İstiklal mahkemelerinin artık yürürlüğe girme zamanının geldiğini görelim. Hainleri, şerefsizleri, özelliklede içimizdeki hainleri bu mahkemelerde en kısa zamanda yargılıyarak bütün dünyaya kalleşlerin ve onların destekçilerinin sonunun ne olduğunu gösterelim.
Şehitlerimize allahtan rağmet, yaralılarımıza acil şifalar, Ailelerine sabır ve metanetler diliyorum.
Tüm milletimizin başı sağolsun.
Saygılarımla

Ramazan TEKELİ    21 Ekim 2007 13:20
Değerli Arkadaşlarım,
Bu gün sabah yine 15 evladımızı şehit verdik.14 evladımızda yaralı olduğunu içimiz sızlayarak öğrendik..Yine bu aile ocaklarına ateş düştü.Daha bu nereye kadar devam edecek.Bu nasıl teskeredir,ne yapılacaksa yapılsın.Pkk kalleşlerine ve yandaşlarına ne yapılacaksa yapılsın ve en ağır darbe vurularak şehitlerimizin intikamı alınsın artık dayanacak gücümüz kalmadı.Toplum olarak ayağa kalkma zamanı gelmiştir.

NECDET TÖRE    21 Ekim 2007 13:11
Gazi assubay arkadaşımız İbrahim Bodur TV8 de bu gece (21 ekim 2007) 2100 de Gazeteci Yazar Candaş Tolga Işık’la BUNU KONUŞALIM programına çıkıyor .
BİLGİNİZE

Ahmet ÖZDEN    21 Ekim 2007 01:57
http://www.ahmetozden07.com
AHMET ÖZTAŞ 20 Ekim 2007 14:46 | ANTALYA

TEMAD 17 EKİM 2007 TARİHİNDE 23 NCÜ YIL KUTLAMALARINI GENEL MERKEZİMİZİN HATIRLATMASINA RAĞMEN TÜRKİYENİN EN BÜYÜK ÜYE SAYISININ OLDUĞU İLLEREN ANTLAYADA BU KUTLAMANIN BU YIL YAPILMAMASINA ÇOK ÜZÜLDÜM.

ANTALYA TEMAD YÖNETİMİNDE GÖREV YAPMAK İÇİN SEÇİLEN VE SEÇİLMESİ İLE YÖNETİMDEN İSTİFA EDEN YEDİ ASİL VE YEDEK YÖNETİM KURULU ÜYELERİ İLE HALEN YÖNETİMDE OLUPTA ANTALYA TEMAD BAŞKANIMIZA YÖNETİMDE DESTEK OLMADIĞI İÇİN YÖNETİM DIŞINDAKİ TEMAD ÜYESİNİN DERNEKTE ÇALIŞMASINA SEBEP OLAN YÖNETİMDE FORMALİTE GÖZÜKEN YÖNETİM KURULU ÜYELERİNE İSTİFAYA DAVET EDİYORUM.

TEMAD ÜYESİ OLMAYAN ARKADAŞLARIMIZI DERNEĞE KAZANDIRMAK İÇİN BÜTÜN TEMAD ÜYESİ ARKADAŞLARIMI DUYATLILIĞA DAVET EDİYORUM. DERNEĞİMİZE SAHİP ÇIKALIM. AHMET ÖZTAŞ ANTALYA TEMAD ÜYESİ.

Yukarıdaki satırları yazan arkadaşımız biraz karıştırmış.Anlam ifade etmeyen ve Dernek şubelerine ait yakınmaların yeri Genel siteler değildir.TEMAD ANTALYA Şubesinin sitesi mevcuttur.Orada yazarsın veya bu yönetimden memnun değilsen kongrelerde gerekeni yaparsın.Yönetim kurulunu karalayıcı yazı bu sitede yayınlanmamalıdır.
Yönetim kurulunun dışında ücretle başka birisi çalıştırılıyorsa yeni dernekler yasasınını 13 ncü maddesi ihlal edilmiş demektir.Çalıştırdığın kişiye maaş bordrosu yapıp gelir vergisi keseceksin ve bu meblağ ilgili maliyeye yatırılacaktır.Bunlar çocuk oyuncağı değildir.7 kişilik yönetim kurulunda dernekte fahri olarak çalışacak kimse yokmu da maaşla adam çalıştırılmaktadır.Hiçbir dernekte ihaleyi alıp taşerona devretme,hatta kiraya verme durumu görülmemiştir.Önceki yöneticilerin \\\"kaşlıkla topladığını kepçe ile dağıtan\\\" bu yönetimi akli selime davet ediyorum.Saygılarımla.
Yönetici yorumu Yönetici yorumu:
Bu yazı cevap olarak kabul edilmiş ve yayınlanmıştır bu konuda bundan sonra gelecek ve tartışma yaratmaya yönelik yazılar yayına verilmeyecektir.

AHMET ÖZTAŞ    20 Ekim 2007 15:46
TEMAD 17 EKİM 2007 TARİHİNDE 23 NCÜ YIL KUTLAMALARINI GENEL MERKEZİMİZİN HATIRLATMASINA RAĞMEN TÜRKİYENİN EN BÜYÜK ÜYE SAYISININ OLDUĞU İLLEREN ANTLAYADA BU KUTLAMANIN BU YIL YAPILMAMASINA ÇOK ÜZÜLDÜM.

ANTALYA TEMAD YÖNETİMİNDE GÖREV YAPMAK İÇİN SEÇİLEN VE SEÇİLMESİ İLE YÖNETİMDEN İSTİFA EDEN YEDİ ASİL VE YEDEK YÖNETİM KURULU ÜYELERİ İLE HALEN YÖNETİMDE OLUPTA ANTALYA TEMAD BAŞKANIMIZA YÖNETİMDE DESTEK OLMADIĞI İÇİN YÖNETİM DIŞINDAKİ TEMAD ÜYESİNİN DERNEKTE ÇALIŞMASINA SEBEP OLAN YÖNETİMDE FORMALİTE GÖZÜKEN YÖNETİM KURULU ÜYELERİNE İSTİFAYA DAVET EDİYORUM.

TEMAD ÜYESİ OLMAYAN ARKADAŞLARIMIZI DERNEĞE KAZANDIRMAK İÇİN BÜTÜN TEMAD ÜYESİ ARKADAŞLARIMI DUYATLILIĞA DAVET EDİYORUM. DERNEĞİMİZE SAHİP ÇIKALIM. AHMET ÖZTAŞ ANTALYA TEMAD ÜYESİ.
Yönetici yorumu Yönetici yorumu:
Gündemde çok daha önemli sorunlar dururken ,yine Anttemad tartışması başlatmak,ancak kişisel hırsla açıklanabilir bu konuda ki bu yazının ardından , gelecek olumlu veya olumsuz cevap dışında ki yazılar yayına verilmeyecektir..

erdoğan erşahince    20 Ekim 2007 12:37
haberturk sitesinde bu gün banyo konusu yayınlandı.yorumlardan birinde "assubaylar bilgisiz"şeklinde bir ifade var.benim haberturk üyeliğim onaylanmadığı için cevap yazamadım.
haberi okuyanlar bizim gerçekten cahil olduğumuz kanaatine kapılabilirlar. lütfen arkadaşların haberturk e mesaj yazmalarını bekliyorum.

alp    20 Ekim 2007 00:02
fıkra


-Askeri Yargıtay, gece kalkarak banyo yapan askere, banyo yapmadan yatağına girmesini emreden astsubayın emrine uyulmamasını emre itaatsizlik saymadı. Askeri Yargıtay, verilen emrin hizmete müteallik olmadığını belirtti.
- Askeri Yargıtay 4. Dairesi, banyo yapmamasını emreden amirinin emrine uymayan asker hakkında emre itaatsizlik suçunu işlediği gerekçesiyle verilen mahkumiyet kararını bozdu. Yargıtay, banyo yapılmaması konusunda verilen emrin hizmete dair olmadığına karar verdi.
Gece saat 23.30 sıralarında yatağından kalkarak, banyo ihtiyacı hisseden ve koğuşta kimseyi rahatsız etmeyen asker, banyo yapmadan yatması konusunda kendisine emir veren astsubayın emrini dikkate almadı. Emre itaatsizlik suçunu işlediği gerekçesiyle hakkında dava açılan sanık hakkında mahkumiyet kararı verildi. Kararın temyiz incelemesini yapan Askeri Yargıtay 4. Dairesi, askeri mahkemenin kararını bozdu. Kararda şöyle denildi: Saat 23.30 sıralarında kalkarak, banyo yapmak ihtiyacını hisseden ve koğuşta kimseyi rahatsız etmeyen sanığın, kendisine verilmiş herahangi bir görev olmadığı, sadece istirahat halinde olduğu saatler içinde, ihtiyacı olan banyoyu yapmak istediği, bu durumda sanığa banyo ypmayıp ytmsı konusunda nöbetçi subayı tarafından verilen emrin, hizmete müteallik bir emir olarak değerlendirilemeyeceği, dolayısıyla suçun unsurları itibariyle oluşmadığı cihetle, kurulan mahkumiyet hükmü yasaya aykırıdır.

askere yat saatinden sonra koğuşu neden terk ettin banyo sorumlusu olmadan burayı nasıl açtın diye soran yok

daha öncede yazmıştım bizim öncelikli sorunumuz statü ve yetki diye ama dikkate alınmadı

umarım adı geçen şanssız meslektaşımıza askere kese atmadı diye ceza vermezler

saygılarımla

A.YILDIRIM    19 Ekim 2007 23:36
NEDEN KONUŞMUYORUZ.

Temadın ve Asb.ların sorunları hakkında şu hakkı istiyoruz, bu hakkı istiyoruz veya yönetim niye şunu böyle yapmıyor gibi sürekli konuşuyoruz.
Tamam güzel hak istemek demokratik bir olgu; Ama bu istediklerimiz için nasıl bir çaba sarf ediyoruz ? Tabi ki kocaman bir hiç.
TEMADın kuruluş yıldönümünde Anıtkabirde niçin 67 kişi vardı acaba genel merkez kendine bu soruyu neden sormaz. AİHMne dava açmakla iş bitiyor mu ? neden dik bir duruş sergileyemiyoruz, bunları tartışmaktan neden korkuyoruz.
Acaba bizler de her şeyi çok bilen, yalaklığı dik duruş zanneden kişilerden miyiz. Sorarım sizlere görevde iken en çok zararı kimden gördünüz ? Veya söyle sorayım belli bir makamda iken astınız pozisyonunda olan Asb.lar size nasıl davrandı görevinizi yaparken size destek mi köstek mi oldular. Niye bunları konuşmuyoruz. Çünkü konuşulacak mevzulardan bile haberimiz yok. Sadece susup söyleneni yapıyoruz o kadar. Çünkü bizler böyle yetiştirilmişiz; Görevini layıkı ile yapan ancak konuşan, bilgili olan , hakkını arayan makbul değildir.
Her birlikten yeni emekli olan arkadaşlarımız var neden ekipler kurulup bir sistem içinde çalışan arkadaşlarımız bilgilendirilmez yapılanlar veya yapılmaya çalışılanlar neden anlatılmaz sadece cep telefonlarına mesaj gönderilmekle organizasyon yapılamaz.
Temad bu günlere mutlaka kolay gelmemiştir. Emekleri geçen ağabeylerimizin hepsinden Allah razı olsun.
Ama artık birlik zamanı, dik duruş zamanı, korkmadan konuşma zamanı, hadi ağabeylerim ve kardeşlerim korkmayın sizlerde bir mesaj yazın buraya birlik olduğumuzu herkese duyuralım ki Anıtkabirdeki o törene gelmeyenleri utandıralım.

Hüseyin SAVCI    18 Ekim 2007 12:54
SEVR ANLAŞMASI ve GÜNÜMÜZ TÜRKİYESİ
(Osmanlı İmparatorluğu'nun paylaşılmasını ön gören SEVR anlaşması hükümleri ile bu günkü Türkiye'nin durumu üzerinde düşünmemiz gerekiyor. Yorum yazacaktım ama, herşey o kadar açık ve net ki, yorum yapmaya hiç gerek yok..İbret için lütfen okuyun ve görün..Aradan 87 yıl geçmiş ama Avrupalı emperyalistlerle, emperyalist Amerika'nın politikalarında bir değişim olmamış. Bu gün yine aynı talepler geçerli. En acı olanı ise, bu gün ne yazık ki 87 yıl öncekinden çok daha güçsüz konumdayız. Ülkeyi yönetenler ya durumun farkında değil, ya da işlerine geliyor.. Ve Milli Mücadele Ruhu ne yazık ki yok olmuş durumda.. !)
Ana hatları 24 Nisan 1920\'de San Remo Kanferansı\'nda kararlaştırılan Sevr Antlaşması, 11 Mayıs 1920\'de incelenmek üzere Osmanlı Hükümeti\'ne verilmişti.
Antlaşması\'nın kabulünü kolaylaştırmak ve Sevr hükümlerini uygulamak üzere, İtilaf Devletleri\'nin teşvik ve desteği ile Yunan ordusu da 23 Haziran 1920\'de Anadolu\'da ve Trakya\'da saldırıya geçti. Bursa\'nın, Balıkesir\'in, Uşak\'ın ve Nazilli\'nin ardarda işgali ile Sevr\'in uygulanmasını sağlamak ve Antlaşma maddelerinde herhangi bir değişikliğe meydan vermemek bu saldırıda esas amaç olmuştu.

Sultan Vahidettin\'in başkanlığında toplanan Şüra-yı Saltanat 22 Temmuz 1920\'de \"zayıf bir mevcudiyeti, mahva tercih edilmeğe değer\" görerek Antlaşma\'nın onanmasına karar vermiştir. Tevfik Paşa\'nın, Türk topraklarını parçalayan, milli şeref ve haysiyetle bağdaşmayan bu antlaşmayı imzalamaması üzerine Damat Ferit Paşa tarafından görevlendirilen Reşat Halis Bey, Hadi Paşa ve Rıza Tevfik (Bölükbaşı) Bey Sevr Antlaşması\'nı 10 Ağustos 1920\'de imzaladılar.

Sevr Antlaşması\'na göre, Osmanlı İmparatorluğu parçalanıyor, Türk Milleti de yasama hakkından yoksun bırakılıyordu.
Rumeli sınırımız aşağıda yukarı İstanbul vilayetinin sınır olarak tayin olunuyordu. Batı Anadolu ( İzmir ve havalisi) Yunanlıları verilecekti. Güney sınırı ise, Mardin, Urfa, Gaziantep, Amanos dağları ve Osmaniye\'nin kuzeyinden geçmekte ve bu sınırın güneyini Fransa\'ya bırakmakta idi. Doğuda Bayazıt, Van, Muş, Bitlis ve Erzincan\'ı içine alan bir Ermenistan, Irak ve Suriye arasında bir Kürdistan kurulacaktı. Bunun dışında, Türkiye\'ye bırakılan topraklar nüfus mıntıkalarına ayrılmakta; İtalyanlar Antalya ve Konya, Fransızlar Adana, Sivas ve Malatya bölgesi üzerinde, İngilizler de Irak\'ın kuzey kısmında nüfus bölgeleri tesis ediyorlardı.
İstanbul\'da ise hükümet ve padişah oturacak fakat, İstanbul milletlerarası bir şehir olacak, Boğazlar\'da ordusu, donanması, bütçesi ve organize kuruluşları ile bir komisyon bulunacaktı, Türklere bırakılan bölge, hakimiyet hakkı en ağır şekilde sınırlanmış, Ankara ve Kastamonu vilayetleri ve dolayları idi. Sevr\'e göre, memleket dahilinde bulunan azınlık, Türklerden daha fazla haklara sahip oluyor, vergi vermeyerek, askeri hizmet yapmayarak imtiyazlı (ayrıcalıklı) bir durumda bulunuyordu. Türk tabiyetinden çıkanlar birçok yükümlülüklerden kurtulduğu gibi, yeniden hiç kimse Türk tabiyetine de giremeyecekti.

Devletin askeri kuvveti, her bakımdan sınırlanarak azami miktar 50.700 kişi olacak; Tank, ağır top, uçak bulunmayacaktı. Askerlik de gönüllü olacak, donanma ise 7 gambot ve 6 torpidodan ibaret olup, donanmada denizaltı da bulunmayacaktı. Diğer taraftan mali ve iktisadi hükümler, Osmanlı Hükümeti ile Meclisin yetkilerini hiçe saydıracak şekilde sınırlayıcı ve külfet teşkil eder mahiyette olup, Osmanlı Devleti\'ni İtilaf Devletleri\'nin müşterek sömürgesi haline, getiriyordu. İngiliz, Fransız ve İtalyan devletlerinin temsilcilerinden kurulu Mali Komisyon, Osmanlı Devleti\'nin gelir ve giderlerini düzenlemekte ve devletin yetkilerini devletlik sıfatı ile bağdaştırılmayacak şekilde bağlamakta idi.

Sevr Antlaşması\'nın Osmanlı Hükümeti\'nce imzalanması, Anadolu\'daki milli mücadele azmini kuvvetlendirmiş, halkın İstanbul Hükümeti\'nden ümitlerini kesmesine neden olmuştur.

Büyük Millet Meclisi 19 Ağustos 1920 tarihli toplantısında, Sevr Antlaşması\'nı imzalayan ve bunu onaylayan Şüra-yı Saltanat\'ta bulunanların vatan hiyanetiyle itham olunarak vatansız sayılmaları kararını aldı. Aynı zamanda Büyük Millet Meclisi Hükümeti bu antlaşma ile kendini hiç bir surette bağlı görmediğini de ilan etti.
1. Sınırlar (madde 27-36): Edirne ve Kırklareli dahil olmak üzere Trakya\'nın büyük bölümü Yunanistan\'a, Ceyhan-Antep-Urfa-Mardin-Cizre kent merkezleri Suriye\'ye bırakılacak, İstanbul Osmanlı Devleti\'nin başkenti olarak kalacak;
2. Boğazlar (madde 37-61): İstanbul ve Çanakkale Boğazları ile Marmara Denizi silahtan arındırılacak, savaş ve barış zamanında bütün devletlerin gemilerine açık olacak; Boğazlarda deniz trafiği on ülkeden oluşan uluslararası bir komisyon tarafından yönetilecek; komisyon gerekli gördüğü zaman Müttefik Devletlerin donanmalarını yardıma çağırabilecek;
3. Kürdistan (madde 62-64): İngiliz, Fransız ve İtalyan temsilcilerinden oluşan bir komisyon Fırat\'ın doğusundaki Kürt vilayetlerinde bir yerel yönetim düzeni kuracak; bir yıl sonra Kürtler dilerse Milletler Cemiyeti\'ne bağımsızlık için başvurabilecek;
4. İzmir (madde 65-83): Yaklaşık olarak bugünkü İzmir ili ile sınırlı alanda Osmanlı devleti egemenlik haklarının kullanımını beş yıl süre ile Yunanistan\'a bırakacak; bu sürenin sonunda bölgenin Türkiye veya Yunanistan\'a katılması için plebisit yapılacak;
5. Ermenistan (madde 88-93): Türkiye Ermenistan Cumhuriyetini tanıyacak; Türk-Ermeni sınırını hakem sıfatıyla ABD Başkanı belirleyecek (Başkan Wilson 22 Kasım 1920\'de verdiği kararla Trabzon, Erzurum, Van ve Bitlis illerini Ermenistan\'a verdi.)
6. Arap ülkeleri ve Adalar (madde 94-122): Türkiye savaşta veya daha önce kaybettiği Arap ülkeleri, Kıbrıs ve Ege Adaları üzerinde hiçbir hak iddia etmeyecek;
7. Vatandaşlık ve Nüfus Konuları (madde 123-139)
8. Azınlık Hakları (madde 140-151): Türkiye din ve dil ayrımı gözetmeksizin tüm vatandaşlarına eşit haklar verecek, tehcir edilen gayrımüslimlerin malları iade edilecek, azınlıklar her seviyede okullar ve dini kurumlar kurmakta serbest olacak, Türkiye\'nin bu konulardaki uygulamaları gerekirse Müttefik Devletler tarafından denetlenecek;
9. Askeri Konular (madde 152-207): Türkiye\'nin askeri kuvveti, 15.000\'i jandarma olmak üzere 50.000 personelle sınırlı olacak, Türk donanması tasfiye edilecek, Marmara Bölgesinde askeri tesis bulunduramayacak, askerlik gönüllü ve paralı olacak, azınlıklar orduya katılabilecek, ordu ve jandarma Müttefik Kontrol Komisyonu tarafından denetlenecek;
10. Savaş Tutsakları ve Mezarlar (madde 208-225)
11. Savaş Suçları (madde 226-230): Savaş döneminde katliam ve tehcir suçları işlemekle suçlananlar yargılanacak;
12. Borçlar ve Savaş Tazminatı (madde 231-260): Türkiye\'nin mali durumundan ötürü savaş tazminatı istenmeyecek, Türkiye\'nin Almanya ve müttefiklerine olan borçları silinecek; ancak Türk maliyesi müttefiklerarası mali komisyonun denetimine alınacak;
13. Kapitülasyonlar (madde 260-268): Türkiye\'nin 1914\'te tek taraflı olarak feshettiği kapitülasyonlar müttefik devletler vatandaşları lehine yeniden kurulacak;
14. Ticaret ve Özel Hukuk (269-414): Türk hukuku ve idari düzeni hemen her alanda Müttefikler tarafından belirlenen kurallara uygun hale getirilecek; sivil deniz ve demiryolu trafiği Müttefik devletler arasında yapılan işbölümü çerçevesinde yönetilecek; iş ve işçi hakları düzenlenecek; eski eserler kanunu çıkarılacak vb.
Padişahın şahsında sembolik bir egemenlik korunsa da, uygulamada Türkiye İtilaf devletlerinin ortaklaşa yöneteceği bir koloni durumuna indirilmiştir. Burada dikkati çeken, müttefik devletler arasında gözetilen dengelerdir. Bir dizi tedbirle, taraflardan herhangi birinin Türkiye üzerinde tek yanlı egemenlik kurmasının önüne geçilmiştir.
Türkiye\'nin Bulgaristan\'la teması koparılmıştır. Yunanistan\'la Türkiye arasında Oniki Adalar\'da bir İtalyan tamponu sokulmuştur. Suriye, Türkiye aleyhine güçlendirilmiştir. Ermenistan\'ın Bolşevik Rusya\'ya katılması halinde, Kürdistan koridoru, Rusya ile Ortadoğu arasında bir tampon olacaktır

Ramazan TEKELİ    18 Ekim 2007 11:48
Değerli Meslektaşlarım,
Derneğimizin 23.kuruluş yıl dönümünü kutlar,bu güne kadar ebediyete intikal etmiş tüm üyelerimizi rahmetle anar,hayatta olanlara sağlıklı bir yaşam diliyorum.Her yıl kuruluş yıl dönümlerimizin ülke genelinde il ve ilçe başkanlıklarımızca çeşitli etkinliklerle kutlanarak devam ettirilmesini ümit ediyorum.

2008 yılında yapılacak kuruluş etkinliklerinde,

1.Mesleğimizin ismini ön plana çıkararak hizmet etmiş ve ebedi hayata intikal etmiş büyüklerimizi en azından isimlerini sayarak saygı duruşunda bulunabilineceğini,
2.Yönetim kurullarımızca onursal üyelik verilenlerle,üyeliklerinde 24 ncü yılını dolduran üyelerimize plaket vermelerini her seviyedeki yönetimlerimize teklif ediyorum.
Sevgi ve saygılarımla,

Mehmet AKPINAR    18 Ekim 2007 10:47
17 Ekim sabah 09.00 da takım elbiselerimi giydim yakama TEMAD rozetini taktım ve 10.15 te Anıtkabre ulaştım,yol boyunca büyük hayallerim vardı gelişen ileşim çağında Gn.Mer imizin 1500-2000 kişiye mesaj yoluyla ulaştığınıda biliyor idim,bizlerde emekliassubaylar.org sitemizde bu katılımın artması için mesajlar yayınlamış mail grubumuz aracılığı ile de pek çok emekli meslektaşımıza ulaşmıştık,beklentim açıkca 100 lerce kişi ve Aslanlı yolun başlangıcındaki meydanın dolması idi,ama olmadı İstanbuldan gelen Gazi değerli büyüğümüz ve eşi de vardı ama Ankara da oturupta bu güzide törene katılmayan 1000 lerce side ,bu az katılım için kimi suçlayacağız kimi eleştireceğiz diye bütün gece düşündüm,zaman zaman ağır ca eleştirdiğimiz derneğimiz Temad mı suçlu idi ,Hayır burada suçlu olan henüz toplumsal bilinci uyanmamış olan 1000 lerce emeklimiz idi günlerce öncesinden ilan edilen duyurulan bir güne katılmamışlardı,böylesi bir güne katılmayanların bence ne eleştirme nede övgü hakları olamaz yılda 25 ytl yi vermekten kaçan, derneğe bir kez dahi uğramayan ,üye dahi olmayan emeklilerimiz için söylenecek çok söz var ama saygı sınırlarını aşmamak için bunları kendime saklıyorum .
Yapılan etkinliğe gelince oldukça hoş ve faydalı idi,67 kişi olsakta bu topluluk 67 bilinçli kişinin oluşturduğu bir topluluk idi,özellikle yapılan tören Misak i Milli kulesinde Gn.Bşk. ımızın defteri yazması imzalaması ve metni okuması bizleri duygulandırdı,sonrasında Etiler Ordu evinde müzik eşliğinde verilen resepsiyonda topluluğun kaynaşması ve tanışması açısından çok olumlu idi hatta burada yüz yüze bazı eleştiriler ve faydalı dialoglar da olduğu izlenimi edindim,seneye umarım yüzlerce katılım 25.yılda da umarım binlerce katılım ile böylesi günlerimizi kutlarız,Emekli Assubaylar haydi TEMAD a..

hakan33    14 Ekim 2007 23:14
SAYIN MESLEK DAŞLARIM BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN.SEVGİLİ TEMAD YÖNETİCİLERİ NEZAMAN TEPKİ GÖSTERECEĞİZ TERÖRE,BENİM BİR ÖNERİM OLACAK: BAŞTA ANKARA TEMAD BAŞKANLIĞI OLMAK ÜZERE TÜM İL VE İLÇELERDEKİ TEMAD ŞUBELERİ ANKARA TEMAD TARAFINDAN BELİRLENECEK BİR GÜNDE,TERÖRÜ NALETLEYEN BİR BASIN AÇIKLAMASI YAPILSIN.HAKAN AK

Abdurrahim BARIN    14 Ekim 2007 19:09
Çalışan ve emeklilerin Aileleriyle beraber sağlık başarı huzur dolu nice bayramlara kavuşmamız dileklerimle.
saygılar.

MESUT MAVİTUNA    13 Ekim 2007 18:36
MİNİK BİR YÜREKTEN BABAYA MEKTUP

Yine seni özledim. Yine aklım karıştı baba.. Özlem aklı karıştırır mı? Bunu öğretmemiştin bana.

Bugün benim doğum günüm. Şimdi sekiz yaşımdayım. Büyüdüm erkek oldum ama hala anlamıyorum sen neden yoksun baba. Önlük bana çok yakıştı. Senin hep görmek istediğin gibi pırıl pırıl bir öğrenci oldum ama sen göremedin üzgünüm çok üzgünüm baba... Karlı bir kış günüydü, seni bir tabutun içine koymuşlardı. Yine çok yakışıklıydın. Derin bir uykuya dalmıştın. Çağırdım defalarca seslendim sana,cevap vermedin küstüm sonra. Hani söz vermiştin. Kartopu oynayacaktık ilk kar yağdığında. Hava çok soğuktu ama babannem ağlarken ''oooyyy ciğerim yanıyor'' diyordu.

İnsanın ciğeri nasıl yanar baba?

Çok büyük bir kalabalık vardı. Herkes ama herkes ağlıyordu.Hep bir ağızdan '' ŞEHİTLER ÖLMEZ VATAN BÖLÜNMEZ '' diyorlardı. Sen şehitsen ölmüş olamazsın.

Ölmediysen nerdesin baba?

Kocaman bir Türk bayrağına sarmışlardı tabutunu. Sen onu hep göklerde görmek isterdin. '' Kutsal sevdam bayrağım '' derdin ya hani. Nedense biraz da kıskandım o zaman seni. Affet baba. Peki neden anlamıyorum hala.

Şimdi sen öldün mü? O zaman vatan bölündü mü?

Çok karıştı aklım baba. Vatanı kim bölmek ister ki. Bu büyük günah değil mi? Dedem anlatırdı ya hep '' benim dedem Çanakkalede şehit oldu vatanı kurtarmak için '' derdi ya... O zaman büyük büyük dedem yok yere mi öldü? neden tekrar vatanı bölmek istiyorlar baba? Hani okula gidince her şeyi öğrenecektim. Bunları neden öğretmiyorlar baba? Bildiğim tek şey var.

O da sen yoksun yanımda.

Annem çok özlüyor seni biliyorum. Babanla gurur duyuyorum diyor. İnsan gurur duyunca ağlar mı? Özleme alışır mı baba?

Peki gurur senin yerine kardeşimi koklar mı? Beni maça götürür mü acaba?

Biliyor musun baba, benim ciğerim yanmıyor elledim sıcak değildi fazla. Hem duman da çıkmıyor. Ama içimde bir yer var. Seni her düşündüğümde orası çok acıyor, sızlıyor, sanki kopacakmış gibi oluyor. Sanki birileri devamlı kalbimi sıkıyor. Galiba sen yokken hep hasta oluyorum baba.

Bu acı nasıl diner? Ellerin ellerimi nerde bekler? Koşabilmek için seninle yollar bizi nasıl özler? Vatanı hangi canavar böler? Onlara senden başka kim dur der?

Gel de anlat bana. Anlat, öğret ki bende şehit olayım baba..

AsTsuBAY    13 Ekim 2007 09:48
Merhaba,

Öncelikle tüm camiamızın Ramazan Bayramını kutluyorum.GazeteVatan\'ın dünkü sayısında çıkan aşağıda ki haberin ilgiye değer olduğunu düşündüğümden sizlerle paylaşmak istedim.

Saygılarımla,
AsTsb.
----------------- -------------------------------------
AYiğit Bulut ybulut@gazetevatan.com
12.10.2007


Avrupa Birliğinin OYAK takıntısına devam...


Sevgili dostlar, geçtiğimiz günlerde Avrupa Birliğinin OYAK ile ilgili takıntılarını sizlere aktarmış ve Türk Devletinin bir parçası gibi görülmesi itibarıyla Avrupada OYAKın neden yok edilmesi gerektiğine dair bana göre kasıtlı görüşleri aktarmıştım...

Bunları aktarırken Avrupada kullanılan tezin Türkiyedeki bazı yazar ve siyasetçilerin görüşlerinden derlendiğini de alıntılar ile belirtmiştim. Bu konuda teze temel olan görüşlerin sahibi olarak belirttiğim ve yazılarından alıntı yaptığım Bülent Akarcalı, konu hakkında bir açıklama gönderdi...

Detayların her açıdan tartışılması ve özellikle karşı görüşün en az kendiminkiler kadar duyurulması gerektiğine inanan biri olarak, bu açıklamanın bir bölümünü, yer sınırı ölçüsünde sizlere aktarıyorum...
***

(...) Sayın Yiğit Bulut... Ben ne Oyaka, ne kuruluşuna, ne varlığına karşı olmuş veya olan birisi değilim. 1973 Ekiminde, OYAK Yönetim Kurulu Başkanı rahmetli Nazmi Yavuzalp Paşanın Teknik Müşaviri olarak göreve başladığım tarihten itibaren OYAKta belirttiğim görüşlerin bir parçasını aktarmışınız. Bu görüşlerimi siyaset öncesi de sonrası da çeşitli platformlarda, hem OYAKın bünyesini daha sağlam hale getirmek hem de OYAK formülünün adil bir şekilde sivil memurlara örneğin öğretmenlere, polislere uygulanmasını sağlamak için savundum. Asteğmenlerden geri dönüşü olmayan bir şekilde yapılan yüzde 5 kesintiler için, teğmen olarak terhislerinde o zaman çok revaçta olan ORDU PAZARLARINDAN alışveriş haklarının devam etmesini ya da isteyenlerin dışarıdan prim ödeyerek OYAK ile bağını devam ettirmesini önerdik. Bu öneri OYAKa ek mali kaynak sağlayabilecekti. Subay ve astsubayların maaşlarından yüzde 10 kesinti vergi öncesi olarak yapıldığı için o paranın içinde vergiye tekabül eden üçte bir oranında bir miktar Hazineden ödenmiş oluyordu. Benzer imkânın yani daha rahat bir emeklilik için maaşından para ayırmayı kabul eden vergi mükelleflerine (maaşlı veya serbest meslek sahibi) hakkaniyet ölçüsü olarak tanınmasını teklif ettik. Şimdiki Axa-Oyakın eski şekli olan İttihad-ı Milli Sigortanın eski Genel Müdürü olarak, 1986da Milli Reasürans Genel Müdürü Cahit Nomerin de katkısıyla yenilediğimiz Sigortacılık Yasasına buna yakın bir uygulamayı; hayat sigortası primlerinden belli bir oranda vergiden düşmesi için katabildik. OYAKın işleyişinde ve uygulamalarında iyileştirilmesi gereken noktalar vardı. Biz de onların üzerine gittik. OYAK genel kurullarının tutanaklarını incelerseniz ne kadar haklı olduğumuzu görebilirsiniz. TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ\'NE DİĞER SUBAYLARDAN DAHA AZ FEDAKARLIK VE ŞEREFLE HİZMET ETMEYEN ASTSUBAYLAR, OYAK YÖNETİMİNE ALINMADIKLARI İÇİN Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine BAŞVURDULAR. ONLARDA MI TAKINTILI ? Ya da Oyak takıntılı bir kısım ABli kendi tezleri için kullanabilirler diye hak aramaktan vaz mı geçsinler? Sayın Bulut, ülkemizin sorunlarına değinirken savunduğumuz fikirlerin ABdeki kimi kişilerce Türkiye aleyhine kullanılmaya çalışılması bizim değil onların yetersizliğinin ve fikrî fakirliklerinin örneğini teşkil eder. Biz ancak Türkiyede ileri sürüdüğümüz fikir ve görüşlerimizin, kendi aramızda ve içimizde doğru mu değil mi, haklı mı haksız mı, tartışmasını yaparız. Yoksa acaba bu düşündüğümüzü ABdeki bir kısım önyargılı veya bilgi fakiri kişiler kullanabilir mi diye kendimize gem mi vuracağız?.. ABye üyeliğimizi hep savundum ama AB ülkelerini, insanlarını, yöneticilerini hiçbir zaman gözümde büyütmedim. Bugün bizim düşünce ve görüş parçalarını kendilerine tez diye kullananlar yarın yaptıklarının yanlışlığı hakkında ezilirler... ***
Sevgili dostlar, Akarcalının açıklamasını sizlere aktardım. Her şeyi masanın üstüne koymak bizden, sentez sizden... İyi bayramlar dileklerimle...
Yiğit BULUT
Gazete Vatan 12.10.2007

Halil Yaz    13 Ekim 2007 00:26
Hrant Dink öldürüldüğünde yayın akışını kesen, ancak
13 ŞEHİDİMİZDEN sonra dansöz oynatan kanalları;
Hrant öldürüldüğünde ''hepimiz hrantız hepimiz ermeniyiz'' diyerek sokağa çıkıp, 13 şehidimizde evde oturan umursamaz insanları ve Hrant'a 13 ŞEHİTTEN daha fazla üzülen bütün insanları kınıyorum
Bütün arkadaşlarımın Bayramını kutlarım,saygı ve sevgilerimle

alirizacakmak    13 Ekim 2007 00:10
emekli assubaylar camiasının ramazan bayramlarını en içten dileklerimizle kutlar sağlık ve mutluluk dolu nice bayramlar dilerim.

ENVER    12 Ekim 2007 12:12
İLK ÖNCE ŞEHİTLERİMİZE ALLAHTAN RAHMET KALANLARINA BAŞ SAĞLIĞI DİLER BÜYÜKLERİMİN ELLERİNDEN ÖPERİM. HERKEZE HAYIRLI BAYRAMLAR. ACİKİSTİHBARAT.COM DA DR. TAHİR KUMKALE NİN BİR YAZISI VAR. DİYORKİ EMEKLİ ASTSUBAYLARIN AİHM NE BAŞVURUSU GEREKSİZDİR. BÖYLE OLUNCA EMPERYALİZME HİZMET EDİLİYOMUŞ. DR. DİYO. BENDE HAKKINI ARAYINCA ZATEN EMPERYALİZME HİZMET EDİYOR DENİLİYOR. SİZE KOYUN GİBİ İNSANLAR LAZIM. ARTIK İNSANLAR SİZİN UMDUĞUNUZ VEYA BEKLEDİĞİNİZ GİBİ KOYUN DEĞİL, HAKKINI ARAYAN, HAKKINI YEDİRMEYEN İNSAN OLMA YOLUNDA CAHİL DEĞİL, BİZ EMPERYALİZME HİZMET ETMİYORUZ VE VATANIMIZI SİZDEN DAHA ÇOK SEVİYORUZ DİYE YAZDIM. ERSEN ABİM DE GÜZEL YAZI YAZMIŞ. SAYGILAR SUNARIM.

Şerafettin Turgay    12 Ekim 2007 11:53
Tüm Camia dostlarımın mübarek Ramazan bayramlarını kutlar,herşeyin gönüllerince olmasını diler, selam sevgi ve saygılarımı sunarım.

ziya    12 Ekim 2007 11:39
BURUK GEÇEN BİR BAYRAMDA ŞEHİT OLAN ARKADAŞLARIMIZA,TÜM ŞEHİTLERİMİZE ALLAHTAN RAHMET DİLİYORUM.TÜM MESLEKTAŞLARIMA VE AİLELERİNE,TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNE,YÜCE TÜRK MİLLETİNE,MÜSLÜMAN ALEMİNE HAYIRLI BAYRAMLAR DİLERİM.SAĞLIK, HUZUR VE BARIŞ DOLU NİCE BAYRAMLAR GEÇİRMEMİZ DİLEKLERİMLE SAYGILAR SUNUYORUM.


3753
Mesaj Defteri yazıları