MESAJ PANOSU

Mesaj Defterine Yazın


EMEKLİASSUBAYLAR    12 Aralık 2007 13:53
SAYIN tokay80 İSİMLİ ÜYEMİZİN MESAJ GRUBUNDAKİ YAZISIDIR..
11.12.2007 tarihinde gece Meclis Tv'de Milli Savunma Bakanlığı bütçesi görüşmelerinde,hükümet aleyhine konuşma yapan MHP Milletvekili Kamil Erdal Sipahi konuşması içerisinde; assubayların haklarınının verilmediğini ve emeklilerinin zor durumda olduğunu konuşmasında belirtmiştir.

MESUT MAVİTUNA    11 Aralık 2007 12:50
SEÇKİN KİŞİ, ÜSTÜN KİŞİ

İnsanın " ÜSTÜNLÜK " haline varmasının, " BAYAĞI " insan olmaktan çıkıp " SEÇKİN " insan olmasının yolu " AKIL "dır.

Konfüçyüs, öğrencileriyle ya da kendisinden " AKIL " soran yöneticilerle yaptığı konuşmalarda "ÜSTÜN İNSAN - SEÇKİN İNSAN" tanımları getirir.

Seçkin ve üstün olmak için " GERÇEĞİ " görmek gerekir:

" Sabah erkenden gerçeği görmek ve o günün akşamına ölmek... Bir insan için hiç de kötü bir durum değildir bu..."

***

Konfüçyüs, " seçkin insan'nın kaçınması gereken üç şeyi anlatır:

" Bana ayıp gelen, bana bayağı gelen, bana tehlikeli gelen üç şey vardır:

* Kim ki gençliğinde öğrenmek için kendini yormazsa, onun ihtiyarlığında da öğretecek bir şeyi olmaz.. BEN BUNU AYIP SAYARIM.

* Kim ki memleketinden ayrılır ve uzakta bir hükümdarın hizmetinde başarı kazanır, sonradan eski tanıdıklarından birine rastlar ve eski günlerinden edilecek bir söz bulamazsa... BUNU BAYAĞILIK SAYARIM.

* Kim ki aşağı insanlarla düşüp kalkar ve saygıdeğer insanlara yaklaşmazsa ... BEN BUNU TEHLİKELİ GÖRÜRÜM. "

***

Üstün insanı, bayağı kişilerden ayıran üç özellik vardır:

" ADAMLIK onu basit acılardan kurtarır.

BİLGELİK onu anlamsız kuşkulardan kurtarır.

KARARLILIK onu gereksiz korkulardan kurtarır."

***

Seçkin insanın kaygıları ve " farklı " utançları vardır.

Konfüçyüs şöyle anlatır:

" Seçkin insan üç şey için tasalanır:

Bir şeyi henüz öğrenmemişse, onu öğrenemediği için tasalanır.

Bir şeyi öğrenmiş ama tam benimseyememişse, bunun için tasalanır.

Bir şeyi öğrenmiş, benimsemiş ama henüz uygulayamamışsa, bunun için de tasalanır.

***

Seçkin insan beş çeşit şeyden utanır:

Uygun fikri olup da, bunu aktarmak için doğru ifadeyi bulamamışsa utanır.

Gereken sözü ve ifadeyi bulup da sözüne uygun davranamamışsa utanır.

Bir değerli şeyi elde edip kendi yanlışı yüzünden kaybetmişse utanır.

Toprağı, mülkü olup da ona göre halkı olmamasından utanır.

Gücü kendisinin gücüne denk olan bir hasmının başarı bakımından kendisini geçmesinden utanır."

***

Konfüçyüs'ün " ÜSTÜN İNSAN - SEÇKİN İNSAN " tanımlarını dinleyen öğrencileri de kendi görüşlerini söylerler.

Birinci öğrenci: " Üstün insan önce güven kazanır, ancak ondan sonra emrindekilere iş yükler.

Eğer güven olmadan iş yüklerse, emrindekiler bunu zulüm sayar.

Üstün insan önce hükümdarının güvenini sağlar, sonra itiraz eder.

Eğer güven sağlamadan itiraz ederse hükümdar bunu isyan sayar. "


İkinci öğrenci: " Üstün insanın kötülüğü tıpkı Güneş ya da Ay'ın tutulması gibidir.

Üstün insan bir hata yaptığı zaman bütün insanlar onu görür.

Hatasını düzeltince de, insanlar yeniden başlarını kaldırıp ona bakmaya başlarlar. "

Levent KESMEN    10 Aralık 2007 21:11
Muğla Temad şubemizin yeni yöneticilerini kutlar,çalışmalarında başarılar dilerim. Levent KESMEN Em.Dz.Assb.

ali sütcü    10 Aralık 2007 13:02
ben her şeyden önce böyle bir site kurup arkadaşlarımızın kullanımına sunduğunuz için teşekkür ediyorum.Artık yaşadığımız çağ bilgi ve internet çağı kim bu alanı iyi kullanırsa isteği her şeyi elde edebilir.tabi her şeyden önce astsubaylığı bir markaya dönüştürmemiz gerekiyor.Bundan sonra komuoyu oluşturmamız lazım diye düşünüyorum. özellikle emekli siz değerli büyüklerizin bu konularda çalışmasını istiyoruz.Şu anda bazı çalışmalar va ancak yeterli değil.Birlik ve beraberliğimizi sağlamalıyız kontrolsüz güç güç değildir sözünden hareketle önce gücü oluşturmak daha sonra bu gücü kontrol etmek gerekiyor.Ben şimdilek bunları dile getiriyorum .Herkes sağlık ve mutluluklar diliyorum.

Ramazan TEKELİ    09 Aralık 2007 20:52
Değerli Arkadaşlarım,
2/69 sıra sayılı 14.11.2007 tarihinde CHP Milletvekili sayın Bülent Balatalı ve arkadaşları tarafından verilen önergenin,Gnkur ve MSB kanalı ile verdirilmesi hepimizin hem fikir olduğu gibi,Temad Genel Merkez Yönetimince de kabul görmüş ve çalışmalar bu istikamette iken,bu önergenin verilmesi anlaşılamamıştır.Önergenin verilmesi için kişisel gayret gösteren arkadaşlarımız varsa, Genel Merkezle koordine edilmeden yapıldığı anlaşılmaktadır.

Muhalefet milletvekillerinin vermiş olduğu önergelerin TBMM de kabul edilme şansının olmadığını geçmiş yasama döneminde, bir kez daha hep birlikte gördük ve yaşadık.

Temad Genel Başkanımız sayın Mustafa Erol ve Yönetim Kurulu Üyelerinin girişimleri ile önergenin yeniden eksiklikleri giderilerek,MSB kanalı ile iktidar partisi milletvekillerine verdirilmesi sağlanmalı,önerge gerçekleştirilince,bizler için her zaman desteğini esirgemeyen sayın Bülent Balatalı ve arkadaşlarının verdiği önerge geri çekilmelidir.

Bazı arkadaşlarımız özlük haklarımızın sabahtan akşama hemen gerçekleşmesini istiyorlar,hepimizde istiyoruz. Haklılarda,ancak,bu düzenlemeler hemen sabahtan akşama olacak işler değil.Top Gnkur.Per.Bşk.lığı ve MSB. lığındadır.Sonuç alınmasına katkıda bulunabilecek arkadaşlar varsa,girişimlerini bu yönde yoğunlaştırmalılar diye düşünüyorum.

4752 sayılı kanunla,bir kademesi verilmeyen,AMYO ları mezunlarının başlangıç dereceleri, 9/2,lisans mezunları 8/1 olarak düzenleme yapıldıktan sonra,görevde olan ve emekli olmuş Astsubayların intibaklarının buna göre yapılması sağlanmalıdır.
.
AMYO ları 9/2 başlangıç derecesine kavuştuktan sonra,halen çalışanlardan kendi nam ve hesabına üst öğrenimlerini bitirenlere 657 sayılı kanunla ön görülen haklardan yararlandırılarak, her bir yıl için bir kademe ve rütbe kıdem verilmelidir.

Orhan baba meslektaşımız Temad mesaj panosunda çok mükemmel konuları dile getirmiştir.Hepimizin gerçekleştirilmesini arzu ettiğimiz konulardır.Hatırladığım kadarı ile 2003 yılında Gnkur.Bşk.lığı her türlü teklifi değerlendirmek için bir yeniden yapılanma projesi başlatmıştı.Çalışan meslektaşlarımız niçin o projelere iki satır yazı yazmazlar bir türlü anlamış değilim.Her konuda tekliflerimizi sunduğumuz ölçüsünde belirli noktalara gelebileceğimizi düşünüyorum.Bu konuların dile getirilmesinden de son derece memnun olduğumu ifade etmek istiyorum.Sevgi ve saygılarımla,

kubilay akbulut    07 Aralık 2007 23:53
Değerli Meslekdaşlarım...

Geçmişe yani 30 yıl geriye dönüp baktığımızda Assubay'ların kazanımlarının teknolojiye ve gelişime bağlı olarak aynı oranda makul ölçülerde artmadığı ve de arttırılmadığını kesin olarak bilmekte ve görmekteyiz.Son birkaç yılda sesimizi duyurma yönünde bazı gelişmeler olsada maalesef henüz tam net bir kazanım söz konusu olmadığı gibi TEMAD'ın ilk andaki talepleriyle son istekleri arasındaki 9/1 'de mutabık kalma açıklaması bir çelişkidir.Eğer bir hak mücadelesi veriliyorsa derece ve kademesi ne olursa olsun tüm Assubaylar'ın kanayan yarasına çare aranmalıdır.Yalnızca 2'ci dereceye verileceği söylenen ki bunun da gerçek payı nedir bilinmez,bir derece büyük kırgınlıklara ve parçalanmalara neden olacaktır.Bu 3'cü derecedeki arkadaşlarımıza yapılabilecek en büyük yanlışlık ve haksızlıktır.Bu konuda sevgili arkadaşım ve dostum Turhan KALIN duygularını çok açık bir şekilde ifade etmiştir.Ayırım gözetmeksizin tüm Assubay'lar muvazaflık dönemimizde pek çok bedel ödedik,bize artık daha fazla bedel ödetmesinler..Asubaylar'la çatışmaya biraz ara versinler ve haklarını geç te olsa iade etsinler.Bu ülkenin barışa,huzura her zamankinden daha çok ihtiyacı var çünkü....
Saygılarımı sunarım.. :(
Yönetici yorumu Yönetici yorumu:
Temadın farklı yorumlara açıklık getirmesi gerekmektedir. Kesinlikle MYO mezunlarının 9/2 lisans mezunlarının 8 nci dereceden göreve başlatılarak 1/4 e yükseltilmelerinden taviz verilmemelidir. Bu sağlanarak 926 sayılı yasanın kabulünüde lise mezunu ve 2 yıllık harp okulu mezunlarına uygulanan intibak örneğindeki gibi yüksek okul mezunu olmayan assubayların MYO mezunu gibi intibak görmeleri sağlanmalıdır. BU YAPILDIĞI TAKTİRDE 3/3 DERECEDEN EMEKLİ OLANLAR DAHİL HERKEZE BİRİNCİ DERECEYE YÜKSELECEK VE 1/4 DERECE GERÇEKLEŞECEKTİR. TEMADIN BUNDAN TAVİZ VERECEĞİNİ DÜŞÜNMÜYORUZ 9/1 İ KABUL EDELİM GERİSİ KOLAY YAKLAŞIMINDA BULUNACAĞINI DA TAHMİN ETMİYORUZ ANCAK BU KONUDA KESİN BİR TAAHÜTÜN YAPILMASININ DA ENDİŞELERİ YOK ETMESİ AÇISINDAN GEREKLİ GÖRÜYORUZ TEMAD BU KONUDAKİ AÇIKLAMASINI BURADAN VE TEMAD SİTESİNDEN YAPMALIDIR

Turhan KALIN    07 Aralık 2007 03:06
DEĞERLİ MESLEKDAŞLARIM.

TEMAD Mesaj Panosuna yazdığım bazı yazılarım yayınlanmamıştır.Mesajım hakaret içermiyor veya yasal olarak sıkıntı yaratmıyorsa neden yayınlanmıyor? Şayet böyle bir sıkıntı varsa sebebi e-mail ile bildirilemez mi? Tarafıma yayınlanmayan mesajlarım ile ilgili menfi veya müsbet sebep bildirilmemiştir.Peki geçerli bir sebep gösterilmediği halde neden mesajlarımız yayınlanmaz? O zaman keyfiyet ön plana çıkmıyor mu? İşime geleni yayınlarım, işime gelmeyeni yayınlamam.Demokratik davranışmıdır? Sesimizi, düşüncemizi iletemeyecekmiyiz? TEMAD Yönetiminin işine gelsede gelmesede yasal sorumluluk içersinde olan ve hakaret içermeyen mesajlar neye göre yayınlanmıyor, bu işin yazılı bir prosedürü olması gerekmiyor mu? 26 KASIM 2007 tarihinde yayınlanan mesajıma aldığım cevap beni tatmin etmediğinden, akabinde tekrar, TEMAD GENEL BAŞKANIM SAYIN MUSTAFA EROL A SORULARIM VARDI, başlıklı aşağıdaki mesajımı gönderdim.Fakat bu mesajım, yayınlanmayan bazı mesajlarım gibi yayınlanmamıştır.Belki e-mail adresime, sorularımı içeren cevaplarını gönderirler düşüncesiyle bu güne kadar bekledim.Maalesef hiç bir cevap alamadım.Bu nedenle yayınlanmayan bu yazımı sizlerle paylaşmak istiyorum.Saygılarımla.



TEMAD GENEL BAŞKANIM SAYIN MUSTAFA EROL A SORULARIM VARDIR.

Genel Başkanımız Sayın Mustafa EROL un 26 KASIM 2007 tarihinde mesaj panosunda yayınlanan mesajımın altında verdiği cevabı, (DEĞERLİ KARDEŞİM. BİZİM TALEBİMİZ 1. DERECEDEKİ ARKADAŞLARIMIZ 1-4 KADEMESİNE GETİRİLMESİ İLE DİĞER DERECELERİN TAMAMI BİR ÜST DERECEYE GETİRİLMESİDİR. ) okuduğum andan beri çok huzursuzum.

Bu güne kadar mesaj panosunda hep eşitlikten söz edilmedi mi? Başta siyasiler olmak üzere ilgili kurumların 1 nci derece ile 2-3 ncü derece arasında uçurum yarattıklarından şikayet edilmedi mi? Sayın Başkanım peki şimdi siz ne yapıyorsunuz? Bu sefer 3 ncü derece ile 1-2 nci derece arasında uçurumun devam etmesine sebep olmuyormusunuz?

Gen.Kur.Per.Bşk nı ile 1 nci görüşmenizi mesaj panosunda ayrıntılı olarak anlattınız. Neden 2 nci görüşmenizi de aynı şekilde ayrıntılı olarak bizlere anlatmıyorsunuz? Oysa bundan önceki mesajlarınızda görüşmeler ve yaşananlar hakkında bizleri ayrıntılı olarak bilgilendireceğinizi belirtmediniz mi? 2 nci görüşme ile ilgili ancak sorulunca bilgi veriyorsunuz, oda çok kısa ve öz.Taban 9/2 sinde ısrar ettiği halde ne oldu da evet diyerek 1 derece + 1 kademe yerine sadece 1 dereceye razı oldunuz? Neden gazete ilanındaki isteklerimiz konusunda geri adım atıyorsunuz, tabanın olmazsa olmaz istekleri konusunda ortak hareket etmiyorsunuz?

Bizler 30 yıldır köklü bir iyileştirme için beklemedik mi? Bir 30 yıl daha mı bekleyeceğiz? Ne kadar ömrümüz var, ne zaman terki dünya eyleyeceğiz, ömrümüz beklemekle mi geçecek ? Yaşarken biraz olsun 3 ncü derecedekilerin de nefes almaya hakları yokmudur? Aile içerisinde bir babanın evlatlarına nasıl eşit davranması gerekiyorsa, sizinde alınacak sonuçlarda tüm meslekdaşlarımızı kucaklamanız gerekmiyormu? ( Sözde değil icraatlarda.)

Halen benim çocuğumda üniversitede okumaya devam ediyor.Askeri yurtlarda ( TSK. Eğitim Vakfı, Öğrenci Yurtları ) 6 yıl hizmet vermiş bir meslekdaşınız olarak muvazzaf ve emekli yüzlerce veli meslekdaşımızla sorunlarımızı ve sıkıntılarımızı paylaşma fırsatı buldum.Yurtlarımızdaki öğrencilerin % 65-70 i meslekdaşlarımızın çocuklarıdır.Buda gösteriyorki hepimiz çocuklarımızın yüksek öğrenimlerini yapmalarını ana hedef olarak belirlemişiz.Meslekdaşlarımızın hepside çektiği sıkıntılar ile, çocuklarının okuması için kendi ihtiyaçlarından kesmek zorunda olduklarını, bu özverinin dahi yetmediğini belirtmişlerdir.Bu öğrenim döneminin başlangıcında, daha önce vefat etmiş bir meslekdaşımızın hanımının anlattıkları beni çok etkilemiştir.Yurt aidatının 269 ytl. olduğunu öğrenince, eşimin emekli maaşı vefat edilince daha da azaldı , emekli sandığı oğlum, kızım ve bana kalan maaşı 3e bölerek verdi.Üçümüzün aldığını bir araya topluyoruz işin içinden çıkamıyoruz.Ya devlet yurduna ( Yurtkur ) müracaat edeceğiz, ya da okutamayacağım demiştir.Bu ve benzeri örnekleri çoğaltmak mümkündür.Görüştüğüm meslekdaşlarıma TEMADa üye olmaları konusunda devamlı öneride bulundum.TEMAD olarak hoşnut olanlar ve hoşnut olmayanlar olarak iki kesim yaratmayacakmısınız? Üye sayımız mevcudumuza göre istenen seviyede değil hepimiz biliyoruz.Katılımı artırmak için çevremizdeki arkadaşlarımıza nasıl üye olun gücümüzü birleştirelim diyeceğiz?

Bütün bu anlattıklarımın sonucunda ¼ ü ile 2 nci dereceden 1 nci dereceye yükselecek arkadaşlarımız sakın olumsuz düşünmesinler.Onların haklarını almaları hepimizi çok sevindirir.Benim anlatmak istediğim hep beraber haklarımızı almak, bunun içinde bu yolda ilerlerken TEMAD olarak taviz vermemektir.Yoksa 40-50 ytl. lik bir iyileştirme 3 ncü derecedekileri rahatlatmayacaktır.

Yola çıkarken gazete ilanında yazılı maddelerde taviz verilmeyeceği yönetiminiz tarafından teyit edilmedi mi? Fakat gazete ilanında belirtilen işaret ettiğimiz nokta ile şu an vardığımız nokta aynı değildir.Bu kırılma noktası nedendir anlamakta güçlük çekiyorum.
Lütfen yazımı tek açıdan bakarak değerlendirmeyiniz, empati kurarak, kendinizi bizim yerimize koyarak değerlendiriniz.Sonuca ancak bu şekilde ulaşabiliriz.

Tüm olumsuzluklara rağmen asla küserek bir köşeye çekilmeyecek, yasal çerçeve içerisinde hakaret içermeden görüşlerimi iletmeye devam edeceğim. Çünkü TEMAD tüm meslekdaşlarımızın, yani hepimizindir.

Gen.Kur un MSB lığına yazdığı veya yazacağı yazı elinize ulaştığında mesaj panosunda yayınlamanız temennisiyle Saygılarımı Sunarım.

Mehmet AKPINAR    06 Aralık 2007 13:05
http://www.emekliassubaylar.org
Muğla Temad Şb.sinin genel kurulu sonun da yeni seçilen yöneticilerini candan kutlar başarılar dilerim..

Duran SARIOGLU    06 Aralık 2007 10:59
Muğla Şubemizin seçilen yöneticilerini kutlar yeni dönemde başarılar dilerim.
Duran SARIOĞLU
ANTTEMAD

Hakan HEZER    06 Aralık 2007 00:53
MUĞLA Temadın 02 aralık 2007 tarihinde yapmış olduğu genel kurulunda yönetime seçilen arkadaşları kutluyor, çalışmalarında başarılar diliyorum.

Mehmet AKPINAR    06 Aralık 2007 00:07
http://www.emekliassubaylar.org
Sevgili Meslektaşlarım,bir süre önce Mynet mesaj grubumuzdan Nevşehir Avanos tan aydın bir öğretmen kardeşimiz kitap isteğinde bulunmuştu,minicik yavrular için uğraşan bu öğretmenimize bizlerde kitap göndererek katkıda bulunmaya çalıştık ,bu saygıdeğer Cumhuriyet Öğretmeni bir E-Posta ile teşekkürlerini bildirmiş bana anlamlı geldi sizlerlede paylaşmak istedim..

\"Merhaba,kitaplar daha dün akşam elimize geçti.Size çok teşekkür ederim.Dün teşekkür etmek istemiştim ama hala benim nette problem var.O yüzden yanıtım geç oldu.Özür dilerim.Ayrıca mutlaka sitenize uğrayıp da sizlere minnet duygularımı ifade edeceğim.Çünkü gerçekten grubunuzdan birçok kişi bize elinden geldiğince yardım etti.Ne desem ne söylesem azdır.Sağolun,varolun.Ama şunu demeden geçemeyeceğim.Birçok meslek grubuna yazmama rağmen tek yanıt sizlerden,askerlerden,geldi.Üzülsem mi sevinsem mi bilemedim.Doğrusu oldukça düşündürücü bir durum.Ben öğretemen olarak gereken yargıya vardım ama.Teşekkür ederim.

Duran SARIOGLU    05 Aralık 2007 16:49
Kuzey Iraktan kaçan teröristlerin Ermenistana geçtikleri yolunda çıkan haberlerin yayınlandığı şu günlerde Bugün bir mail aldım mail arkadaşım Hüseyin DÖNMEZ\'den. Aşağıda tam metnini verdiğim Mailde Ermeni meselesine değinilmiş. Osmanlı döneminde bazı paşaların da ermeni olduğundan dem vurarak ermenilerden zarar gelmeyeceğini, onların 70 milyonluk ülkemizde 10 binlerle ifade edildiğini devede kulak olabileceklerini belirtmiş. Bir de hepimiz ermeniyiz demekle ermeni olunmayacağını, hepimiz filistinliyiz demekle arap olunmayacağını özellikle vurgulamış ve hoşgörüye davet etmiş.


Hüseyin DÖNMEZ kadeşim ya tarih bilmiyor, ya bu dünyada yaşamıyor ya da güncel olaylara kulaklarını tıkamış ve kendi dünyasında yazılar yazıp gönderiyor başkasına. Bu gün 17 ülke ermeni katliamı safsatasını tanımış, bu ülkelerden fransa \'Ermeni katliamı olmamıştır\' diyene ceza vermek için yasa çıkartmış. Hüseyin bey de bana hoşgörüden bahsediyor.


Hüseyin bey! Nerede yaşıyorsun bilmiyorum ama internet elinin altında. Uzağa gitmeye gerek yok. Yıl 1992 Azerbaycan Karabağ\'da Ermeniler hamile kadınların karınını deşerek henüz doğmamış çocukları çıkardılar. Futbol sahasında azeri çocuğu keserek başıyla top oynadılar. İnsanları diri diri yaktılar evlerinde. Evet hoşgörüyü özümüzden alalım. Mevlana\'da olduğu gibi, Yunus Emre\'de olduğu gibi, Pir Sultan Abdal\'da olduğu gibi, Hacı Bayram-ı Veli\'de olduğu gibi. Ammaaa. Hak edene. Vatandaş olarak yaşayana. Ülkemde insanca yaşayıp, iki yüzlü olmayanlara. Ülkemde birlik beraberlik mesajları verip, dışarıda bizi şikayet etmeyenlere karşı hoşgörü. Türk, Kürt, Ermeni, Laz, Çeçen, Rum ayrımı yapmayanlara hoşgörü.


Sevgili Hüseyin bey. Ben bir emekli Asssubay olarak derim ki: Bu memlekete hizmetlerim bitmemiştir. Sizler yazdığınız bu yazılarla gençlerimizin beyinlerini yıkamaya çalışsanızda, 1915_1918\'de Çanakkale\'de 1919-1922\'de Anadoluda, 1974\'te Kıbrıs\'ta olduğu gibi karşınızda yine bizleri bulacaksınız. Çünkü biz Türk\'ler BİR ÖLÜR BİN DİRİLİRİZ. Bizim tek bir sevdamız var. O da TÜRKİYE sevdası.


Yanlışsınız hüseyin bey yanlışdasınız. Sizin gibiler nedeniyle TÜRKÜM demeye korkan bazı insanlarımız elimizde kalan bir avuç toprağı da kaybetmemek için susuyorlar. Bilmiyorlar ki sustukça ellerindeki o bir avuç toprak ta gidecek.



Şu andaki Ortadoğuya bir bakın \'Ben Büyük Ortadoğu Projesinin (BOP) eş başkanıyım\' diyen başbakanın tavırlarına bir bakın. Çizilen haritalara bir bakın. Kızıldenizden Karadenize yani Rusyaya bağlantı kuruyor adamlar. Biz de bunları seyrediyoruz. EK-teki haritalara da bir bakın. 1915-1922 arasındaki ermeni olaylarına hatta ve hatta 1930 lu yıllardaki KÜRT isyanlarını bir inceleyin altından ne çıkıyor. ERMENİ MESELESİ ÇIKIYOR HEP. Yani. Yanisi yok. Adamlar bal gibi zaman mefhumu gözetmeksizin 1910 larda 1930 larda yapamadıklarını 1980 lerde 1990 larda 2000 lerde yapmaya çalışıyorlar. Biz de bunlara bireysel toprak satışıyla, Temel İşletmelerimizi, finans dünyamızı, damarlarımızdaki kanı satmaya devam ediyoruz.

Size bir şey sorayım. 1910 LARDA BAŞLAYAN BU HAREKET DURUR MU DERSİNİZ? Durmaz çünkü siz bile bunlara çanak tuttuğunuza göre durmaz. Aslında size en güzel cevabı Yılmaz ÖZDİL vermiş ama yine de bir de ben söyleyeyim dedim. Ya yazıyı siz hazırlamadınız ve hiç de okumadınız, ya da kasıtlı olarak ermeni propagandası yapıyorsunuz. YANLIŞ YÖNDESİNİZ HÜSEYİN BEY. YANLIŞDASINIZ.

SAYGILARIMLA.

Duran SARIOĞLU

Emekli Jandarma Assubay Kıdemli Başçavuş

ANTALYA Temad.



Tarikatlar iktidar. Türkler azınlık. Hem Türk, hem laiksen, çare yok, tası tarağı toplayıp gideceksin bu topraklardan.

Bavulları hazırlayın... Yılmaz Özdil

\'Hepimiz Ermeniyiz...\' Alkış.

\'Hepimiz Türküz...\' Nazi.

*
Evet, Türk Tarih Kurumu Başkanının lafları yakışıksız da... Öbürü şık mıydı?

*
Kürt milliyetçiliği yapıp, Türklüğü reddedenin Ahmet Türk olması, ayrı bir dram tabii...

*
Bakın, çıkıyor ağızdaki baklalar tek tek... \'Herkesi kucaklayacağım\' diyen Başbakan, bi anda karakucağa daldı,

\'benim seçtiğimi cumhurbaşkanı olarak tanımayan, vatandaşlıktan çıksın\' deyiverdi...

Neden?

Ananı da al git, kesmedi.

Defol gite geldi sıra.

Ondan.
*
Sezeri yuhlamak, serbest...

Güle itiraz, vatana ihanet!

*
Ben size söyleyeyim...

Tayyip Erdoğan \'ya sev, ya terk et\' dediği için, oyu en az 5 puan artmıştır...

Atatürk Türkiyesi, kendi halkı tarafından inkár edildi çünkü.

*
Böyle bundan sonra...

Tarikatlar iktidar.

Türkler azınlık.

Hem Türk, hem laiksen, çare yok, tası tarağı toplayıp gideceksin bu topraklardan.

*
Peki, yolculuk ne zaman?

İki küçük pürüz halledilir halledilmez...

*
Anayasa, madde 66.

\'Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür.\'

Anayasa, madde 23.

\'Vatandaş sınır dışı edilemez ve yurda girme hakkından yoksun bırakılamaz.\'

*
Niye harıl harıl \'sivil\' anayasa hazırladıklarını zannediyorsunuz...

Belli ki, bu iki madde burundaki \'sivilce...\'

Sıkıp attıklarında, tamamdır!



HÜSEYİN DÖNMEZ\'DEN ALINTIDIR

HIRAT DİNK VE İMPARATORLUK RUHU ÜZERİNE

Hemen hepimiz tarihten konuşmaya başlarken 3 kıtaya hakim olduğumuzdan, 72 millete egemenlik ettiğimizden, dünyayı titrettiğimizden bahseder ve mangalda kül bırakmayız.

İyide imparatorluk nasıl kurulur? Yüzlerce değişik, dil, din, ırka nasıl hükmedilir? Ya da bu kadar çeşitli etnik gruplar nasıl olurda yüzlerce yıl imparatorluk bünyesinde problemsiz yaşamaya devam eder?

Düşünün bir kere bir mahallede oturuyorsunuz kapı komşularınız Ermeni, Arnavut, Boşnak, Rum. Çatınızı tamir ettireceksiniz Ermeniye gidiyorsunuz, halı alacaksınız Ruma.

Onlarda bakkal Mehmet Efendiye, nalbur Arnavut İlyas Efendiye gidiliyor. Ramazanda Hıristiyan komşular davet ediliyor. Paskalyada onlarda Müslüman komşularını davet ediyorlar.

Bu anlatılanların hepsi zamane neslimiz için hayal gibi değil mi? ama bu topraklarda, bu coğrafyada yüzyıllarca bunlar yaşanmış ve pek çoğumuzun hatıralarında hala taze anı olarak kalmıştır.

Bu ülkede Galatalılar yaşardı, Cenevizliler yaşardı. Bu ülkede Rumlar yaşardı, Bulgarlar yaşardı& Bu renkli mozaiğin siyah beyaz fotoğraflarıydı onlar& Peki ne oldu bu insanlara? Nereye kayboldular? Ya da bizim hoşgörü medeniyetimize ne oldu? Nereye kayboldu? Neden komşularımız, Agop iken Hırant iken Salomon iken bir anda Kayseriden Mehmet efendi, Diyarbakırdan Ali, Kastamonudan Hasan oluverdiler. Neden Şirketi Hayriye vapurları gibi kaybolup gittiler?

Kimileri Amerikaya, kimileri Fransaya, kimileri Yunanistana ve hatta kimileri Arjantine gitmişler. Oralarını kendilerine yeni meskenler tutmuşlar.

Yıllardır kapı komşumuz olan beraber yaşadığımız bu insanlarla ne olduysa beraber yaşayamaz olmuşuz. Bir yerlerde hata mı yaptık? Ya da yapmaya devam ediyoruz?

Şimdi çoğumuzun aklından geçen kendileri bu ahengi bozdu gibi bir cümle olabilir. Şöyle dönüp bir bakalım arkamıza kendimizde hiç mi suç yok diye. Lozan antlaşmasından sonra Yunanistanla nüfus mübadelesi yapmışız. Yüz binlerce Rum vatandaşımızı evlerinden yurtlarından ayırıp hiçbir zaman kültürlerine ait olmadıkları Yunanistana göndermişiz. Bu toprakların evlatları bu insanlar, uzunca yıllar bu kültür çatışmasını Yunanistan da yaşamışlar, her fırsatta Türkiye özlemleri ni dile getirmişlerdir. Olayın sosyal, kültürel boyutunun yanında ekonomik boyutu da ağır olmuştur. Nüfus mübadelesini takip eden yıllarda Türkiyenin zeytinyağı ve halı ihracatı yarı yarıya düşmüş, daha pek çok kalem malda da kısmi üretim düşüşleri yaşanmıştır. Bunun nedeni de Yunanistana gönderdiğimiz Rum vatandaşlarımızın daha çok ticaret, imalat, sanayi, gibi ekonomik değeri yüksek işlerle uğraşmaları; Yunanistandan gelen Türk vatandaşlarımızın da daha çok, Türkiyede nüfusun büyük bir kısmının yaptığı, tarım ve hayvancılıkla uğraşmalarıdır.

Bizler bu topraklarda sayısız devletler ve imparatorluklar kurmuş bir milletin torunlarıyız. Yaptığımız eylemlerde, devlet geleneğimizde uluslar arası ilişkilerde buna göre davranıp buna göre makro boyutlarda düşünmek zorundayız. 19. yüzyılda her milletin kendi ulus devleti olmalıdır savını savunan ve bunları Balkanlara Ortadoğu ya Kafkaslara ihraç eden, Amerika İngiltere gibi devletler, kendileri imparatorluk kurarak yayılmacı politikalarını ta o zamandan ortaya koymuşlardır. Günümüzde de bundan farklı bir uygulama görünmemektedir. Hoşlarına gitmeyen ülkeleri ve hoşlarına gitmeyen yönetimleri güçsüz kılmak için uyguladıkları yöntemler yüzyıllar öncesinde uyguladıkları yöntemlerle aynıdır. Bölgedeki milliyetçilik akımlarını desteklemek, başlarına diktatörler getirerek bu milliyetçiliği daha da pekiştirmek. Bu milliyetçiliğe karşı bölgedeki diğer milliyetçilikleri desteklemek ve sarmalı atomlarına ayrışana kadar devam ettirerek kendi varlıklarını sürdürmek. Tüm bunların üzerine, 50 yıldır serisi çekilen, başrollerindeki oyuncunun değiştiği ama konunun asla değişmediği, James Bond filmlerinde ki gibi bölgede bu senaryolar uygulanırken, Gazeteci yazar, Hırant Dinkin öldürülmesi tuz biber oldu. Ülkelerini çok sevdiğini söyleyen, ulusalcı, milliyetçi, mukaddesatçı, kardeşlerimiz şunu çok iyi bilmelidirler ki, Bu toprakların evladı, TC kimliği taşıyan, Hırant Dink in katledilmesi hepimizin üzerine sürülmüş kara bir lekedir. Bunu tüm Türk milletinin yüreğinde hissetmesi, dosta düşmana karşı tek vücut tek yürek olması gerekir.

Ermeni azınlığımıza sahip çıkmamız gerekir.

70 milyonluk ülkede günümüzde sayıları on binleri bile bulmayan gene bu ülke vatandaşı, azınlıklar (onların kabul etmediği) mı bu ülkenin esas problemi?

Hepimiz Filistinliyiz demek ne kimseyi Filistinli yapar nede Arap yapar. Hepimiz Ermeniyiz demekte kimseyi Ermeni yapmaz ama bu yaralı insanlara tüm Türk halkının arkasında olduğunun moralini verir.

Osmanlının armasını araçlarında işyerlerinde taşımanın gereği, bu armayı oluşturan tüm oluşumlara sahip çıkmaktan geçer. Kaldı ki, Ermeniler tüm Osmanlı tebaasında  Millet-i Sadıka yani sadık millet olarak anılır. Osmanlıda Maliye Bakanlığı bile yapmış Ermeniler mevcuttur. Şunu unutmayalım ki bölünerek büyüyen tek canlı Amip tir. Ama tek hücreli bir canlıdan da büyük bir organizma olmaz. Sadece mikroskopla görünürler.

Atalarımızın yıllar öncesinde oluşturduğu hoşgörü ve tahammül kurallarını, bugün Avrupa Birliğinden değil kendi özümüzden alsak fena olmaz mı?

Yılmaz Türkoğlu    05 Aralık 2007 12:41
Sivil toplum olmanın gereklerini teröre tepki mitinglerinde insiyatif alarak gösteren şubelerimizin başında gelen TEMAD MUĞLA şubemizin yeni yönetim kurulu hayırlı olsun kendilerini sorumluluk almalarından dolayı kutluyorum.

MESUT MAVİTUNA    04 Aralık 2007 22:15
Muğla TEMAD İl Başkanlığının 1. Olağan Genel Kurulunda yönetime seçilen arkadaşlarımı kutluyor.

Bundan sonraki çalışmalarında başarılar diliyorum. :)

Mehmet EROL    04 Aralık 2007 19:31
MUĞLA Temadın 02 aralık 2007 tarihinde yapmış olduğu genel kurulunda yönetime seçilen arkadaşları kutluyor, çalışmalarında başarılar diliyorum. :p

Ersen Gürpınar    04 Aralık 2007 13:25
http://blog.milliyet.com.tr/ersengurpınar
Saygıdeğer Meslekdaşlarım
Örgütlü toplum olma yolunda maddi ve manevi sıkıntılarına rağmen TEMAD MUĞLA şubesini kuran ve ilk genelkurul toplantısını yapan arkadaşlarımıza teşekkürler Varlıkları ile assubay onuruna güç katmaya devam edeceklerdir. Yeni yönetimin hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Saygılarımla

NOT: OYAK yeni kredi kartları başvuru formunda meslekleri subay-astsubay olarak yazmış bilgilerinize sunuyorum

Haluk TIRAVOĞLU    04 Aralık 2007 02:09
TEMAD MUĞLA nın yeni Yönetim Kuruluna görevlerinde başarılar dilerim.

TEMAD Muğla Şubesinin, emekli assubayların sorunlarıyla ilgili olarak ürettikleri bilimsel verilere dayalı projeler ve nitelikli sivil toplum örgütü yapısıyla tek yasal temsilcimiz TEMAD Genel Merkezimizin yoğun mücadelesine de güç katacağına inancım tamdır.

TEMAD MUĞLA ile birlikte, bulundukları bölgelerde yaptıkları olumlu çalışmalar ve yoğun mesailerle her gün güçlenerek tüm meslekdaşlarımızı akın akın derneğimize kazandıran ve sürekli üye kazandırma gayreti içinde olan TEMAD YALOVA, TEMAD MANİSA, TEMAD AYVALIK şubelerimizin de nitelikli işleyiş/işletim ve fiziki yapılarıyla diğer şubelerimize de örnek teşkil etmesi en büyük dileğimdir.

Her emekli assubay TEMAD lı olmalıdır.

En derin saygılarımla.

Haluk TIRAVOĞLU
(E)Dz.Assb.

MESUT MAVİTUNA    03 Aralık 2007 23:07
okuyamayanlar icin
http://my_know.bloggum.com/yazi/sgk-yasasi-erteleniyor.html< br>
Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası bir kez daha erteleniyor

Yürürlüğü iki kez ertelenen Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasasının bir kez daha ertelenmesi gündeme geldi.


AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, 1 Ocak 2008'de yürürlüğe girecek olan Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasasında değişiklik öngören yasa tasarısının, bu hafta önce TBMM Sağlık Komisyonu, ardından da TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülmesi planlanırken, komisyonlar tasarıyı gündeme almaktan vazgeçti.


Düzenlemenin zaman darlığı nedeniyle "yılbaşına kadar yetişmeyebileceği, bundan doğacak yasal boşluklar ve uygulamada ortaya çıkabilecek sorunlar" gözönünde bulundurularak, yürürlük tarihinin 3. kez ertelenmesi seçeneği gündeme geldi.


Sağlıklı bir düzenleme yapılabilmesi için yasanın yürürlüğünün 1 Temmuz 2008 tarihine ertelenmesi görüşü ağırlık kazandı.


Buna göre, tasarının görüşmelerinin ertelenmesi halinde, 2008 yılı bütçe görüşmelerinin ardından, yasanın yürürlüğünün ertelenmesini öngören bir düzenleme TBMM gündemine getirilecek.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, AK Parti grup yöneticileri ve TBMM Sağlık Komisyonu ile TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu başkanlarının konuyu değerlendirdikleri öğrenildi.

Halil ERGENLİ    03 Aralık 2007 21:47
12 Haziran 2007 Tarihinde kurulan Muğla TEMAD İl Başkanlığının 1. Olağan Genel Kurulu 02 ARALIK 2007 Tarihinde yapılmıştır.
Genel Kurulda Şubemizin Kurulları oluşturulmuştur. Genel Kurulumuz geleceğe dönük somut projelerin dillendirilmesi ve katılan tüm üyelerimizin düzeyli paylaşımları ile sona ermiştir.
Yapılan seçimler neticesinde Yönetim Kurulu Üyeliklerine,
1. Halil ERGENLİ
2. Ahmet TURAN
3. Ömer BERKUL
4. Mehmet GÜCÜYENER
5. Ahmet SELÇUK, seçilmiştir.
Yönetim Kurulu görev bölümü henüz gerçekleştirilmemiş olup gerçekleştiğinde bildirilecektir.
Camiamıza ve üyelerimize hayırlı olması dileklerimizle.
YÖNETİM KURULU Adına
Halil ERGENLİ

MEHMET ALİ KILINÇ    03 Aralık 2007 18:46
KINIYORUM....

Mynet Emekli Assubaylar mesaj grubundan duyduğu rahatsızlık nedeniyle üyesi olduğu bu gruptan çıkmak isteyen, ancak bu isteğini üyesi olduğu mesaj grubu platformunda gerçekleştirmeye uğraşmak yerine, Temad Genel Merkez yöneticilerine sahip çıkma adına( ne demekse) bu isteğini Temad Genel Merkez mesaj panosuna yazan kişinin bu mesajına, hepimizin bildiği üzere bin bir sıkıntımız olduğu bu dönemde, bu mesaj panosu öncelikle bu sıkıntılarımızın dile getirilmesi amacı ile kullanılması gerekirken, ısrarla tekrar tekrar yer veren Temad Genel Merkezi mesaj panosu yöneticisini kınıyorum. Temad, sitesi ve mesaj panosu hepimizindir. Panonun böyle ucuz konulara alet edilip ayaklar altına alınmasına müsade edilmemelidir. Saygılarımla...

MESUT MAVİTUNA    01 Aralık 2007 23:28
Atatürkçülük Ne Demektir?

UĞUR MUMCU 6 Ocak 1981

(Uyan Gazi Kemal!)

Atatürkçülük, kısaca ulusal bağımsızlık ve ulusal onur demektir. Atatürkçülük, özetle antiemperyalist bir kurtuluş savaşını başlatan ve sürdüren bir eylem ve öğretidir.

Amacımız, ulusal sınırlarımız içinde toprak bütünlüğümüzü ve ulusal tam bağımsızlığımızı sağlamaktır. Buna engel olmak üzere karşımıza çıkacak kuvvet, kim ve ne olursa olsun hiç duraksamadan çarpışırız ve başarı kazanırız. Bu konuda karar ve inancımız kesindir. Atatürkçülüğü, tam bağımsızlık inancından ayırmanın ve çok yönlü uluslararası ipotekleri Atatürkçülük adına savunmanın hiç olanağı yoktur. Kurtuluş Savaşı'nın başlarında Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin bütün programlarına dayanağı, şu iki temeldir: Tam bağımsızlık, kayıtsız koşulsuz ulusal egemenlik!..

- Tam bağımsızlık demek, elbette, siyaset, maliye, iktisat, adalet, askerlik, kültür gibi her alanda tam bağımsızlık ve özgürlük demektir. Bu saydıklarımın herhangi birinde bağımsızlıktan yoksunluk, ulusun ve ülkenin gerçek anlamı ile bütün bağımsızlığından yoksunluğu demektir. Biz, bunu sağlamadan ve elde etmeden başarıya ve esenliğe erişeceğimiz kanısında değiliz...

İşte Atatürk budur, işte Atatürkçülük budur...

Kurtuluş Savaşı, kökeninde antiemperyalist ve antikapitalist düşüncelerin kutsal harcını taşır:

- Biz bu hakkımızı saklı tutmak, bağımsızlığımızı emin bulundurmak için genel kurulumuzca, ulusal kurulumuzca bizi mahvetmek isteyen emperyalizme karşı ve bizi yutmak isteyen kapitalizme karşı kavga vermeyi uygun gören bir yolu izleyen insanlarız.

Bu sözleri söyleyen ve her adımında ulusal bağımsızlığı, devrimci ve ilerici bir dünya görüşü ile sağlayıp pekiştiren Atatürk'ü bugün içine itildiğimiz ekonomik tutsaklığın temeli ve adı gibi görmek, Atatürk'e ve Atatürkçülüğe karşı yapılabilecek en ağır ve de en sinsi saldırıdır.

Atatürkçülük bağımsızlık demektir, Atatürkçülük ulusal onur demektir,

Atatürkçülük devrimcilik demektir. Kurtuluş Savaşımızın ve ulusal devrimlerimizin önderi Mustafa Kemal, bugünkü emperyalist ilişkileri daha o günden görmekteydi:

- Karşılıklı güvenlik ve esenlik, bütün dünya uluslarının üzerinde titremesi gereken bir mutluluk ilkesidir. Ancak bu ilke bütün uluslar için gerçekleşmedikçe, genel bir barışma sağlamaktan çok, sömürülmek istenen birtakım uluslara karşı, bir takım güçlü ulusların yeni davranış ve ayrıcalıklar kazanmasını sağlamak niteliğinde görülse yeridir. Hele uluslararası silah alışverişinin, birtakım ulusların denetimi altında tutulmasını sağlayacak önlemlerin alınması bu kuşkuyu artırmaktadır...

Unutturulan, unutturulmak istenen Atatürk ve Atatürkçülük budur! Televizyon ekranlarında Türk halkına tanıtılmayan, anımsatılmayan sözler de işte bu sözlerdir:

- Biz Batı emperyalistlerine karşı yalnız kurtuluş ve bağımsızlığımızı korumakla yetinmiyoruz. Aynı zamanda Batı emperyalistlerin güçleri ve bilinen her aracı ile Türk ulusunu emperyalizme araç yapmak istemelerine engel oluyoruz. Böylece bütün insanlığa hizmet ettiğimiz kanısındayız...

Ezilen uluslar bir gün ezen ulusları yok edeceklerdir diyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü, yeniden ezilen ulusların, Asya ve Afrika halklarının bayrağı yapmak, biz Atatürkçülerin, biz devrimcilerin namus borçlarıdır.

- Bütün dünya bilsin ki benim için tek yanlılık vardır. Cumhuriyet yanlılığı, düşünsel ve sosyal devrim yanlılığı...

Atatürk'ün bütün dünyaya duyurduğu bu ilerici ve devrimci düşünceleri ne yazık ki, ülkeyi Atatürk'ten sonra yöneten, yönettiğini sanan politikacılar eliyle hançerlendi ve Atatürk, gerçek nitelikleri ile değil, beylik anma törenlerinin donmuş kalıpları olarak tanıtılmak ve benzetilmek istendi.
Atatürk'ü hiç olmazsa bu yıl, gerçek nitelikleri ile tanıtabilirsek, geçmiş dönemlerin ihanetleri bir ölçüde unutulmuş olur.
Kurtuluş Savaşı'nın yüce önderini Atatürk Yılı nda inançla selamlıyoruz:

HOŞ GELİŞLER OLA MUSTAFA KEMAL PAŞA...

Ramazan TEKELİ    29 Kasım 2007 22:07
Sayın Veli Yıldız,
Haftada 100 ileti geldiğinden şikayetle, guruptan ayrılmak istediğinizi bir türlü başaramadığınızı ifade etmişsiniz.Kendi isteğinizle geldiğinize göre kendi isteğinizle ayrılmanız gayet doğaldır.Kimse sizi gurup üyeliğine davul zurnayla zorla çağırmadı.Guruptan çıkma becerisini bilgisayarınızda gösteremediğiniz anlaşılıyor&Guruptan bir hafta içine en fazla gelen ileti sayısı toplamı yirmiyi geçemez .Bende gurup üyesiyim aynı iletilerin bana da gelmesi gerekir.Arkadaşlarım kesin rakamı verebilirler.Siz başka guruplarınızdan veya derneklerinizden gelen iletilerle karıştırmış olabilirsiniz.Gurup üyesi 1200 kişiye giden ileti size de gittiğine göre,1200 kişiye karşı mahçup olmamak için iletilerinizi tekrar gözden geçirmenizde yarar görüyorum.Yoksa sizin posta kutusunun dibi delik de fazladan ulu orta iletimi alıyor?
Astsubay toplumunu ilgilendirmeyen kişisel gurup üyeliğinizi Temad Mesaj panosuna taşıyarak, kirlilik yarattığınız gibi; kişisel sorununuza ortak ettiğinizden dolayı, Astsubay birlik beraberliği adına iyi bir izlenim veremediğinizi düşünüyorum.

Ramazan TEKELİ    29 Kasım 2007 20:53
Sayın Sabahattin Önkibar,
29 Kasım 2007 tarihli Yeniçağ Gazetesindeki köşe yazınızı her gün olduğu gibi dün ve bu günde okudum.Ayrıca yazılarınızı meslek guruplarından en çok biz Astsubayların
okuduğunu biliyorum.Ancak yazınızda kullandığınız aşiret başının karakol
Komutanı Gedikli Başçavuş ile Muhatap olan  şeklindeki yazınızın aceleyle
gözünüzden kaçtığını ve biz Astsubayları incitecek anlamında
kullanmadığınızı düşünüyorum.TSK mensubu olmaktan onur duyan Astsubaylar
büyük Atatürkün düşünce sisteminde ülkenin bölünmez bütünlüğü için
canlarını ve kanlarını vermeye devam etmişlerdir ve aynı inançla vermeye
bundan sonrada devam edeceklerinde hiçbir kuşku yoktur.Bu böyle olduğu
halde geçenlerde aynı şekilde,BBP Gn.Bşknı sayın Muhsin Yazıcıoğlu da
Barzani kimle konuşsun tartışmasında,Başçavuşla konuşsun ifadesini
kullanmasına arkadaşlarımız büyük tepki vermişlerdi.
Aynı şekilde benzer yazının tekrar ifade konusu olunca açıklama yapma gereği
duydum.Bu gün ise,aşiret başına kırmızı pasaport verilmesi ve
T.C.Cumhurbaşkanı köşkünde karşılanması ve Ankarada temsilcilik açılması
muhatap olayı şeklini bir hayli değişmiştir,değiştirilmiştir.Bundan öncesi
ise;aşiret başı birkaç gün önceden randevu alarak, sınır güvenliğinde
sorumlu T.C.devletini onurlu bir şekilde temsil eden,karakol komutanı
Başçavuş ile ancak görüşebiliyordu şeklinde yazılması gerektiğini
düşünüyorum.Bu dansöz tipli destursuz ve kişiliksiz aşiret başını kimse
muhatap kabul etmiyor da , sadece Astsubay Başçavuşlar kabul ediyor anlamı
çıkabileceğinden, ifadenin tam olarak yansıtılması Astsubay camiasına
verilen önemi ortaya koyacaktır.Bizler sizler gibi ülkenin bölünmez
bütünlüğünü savunan taraf olduğumuzu düşünüyorum.Size bazıları düşük karne
notu vermesi o kadar önemli değil,asıl biz okuyucuların verdiği notun önemli
olduğunu düşünüyorum.
Söz bizden açılmışken,kısaca Astsubayların tarihçesinden bahsetmek
istiyorum. Çanakkale ve İstiklal savaşlarının unutulmaz kahramanları
TK.Komutanı Yahya ve Haydar çavuşlar,havacı pilot Vecihi ve Halil çavuşlar,
serdümen Ali, makinist Rıza çavuşlar (Astsubaylar) bizim ilk
meslektaşlarımızdır. l927 yılında çıkarılan 1001 sayılı GEDİKLİ KÜÇÜK ZABİT
kanunu ile ilk meslek tanımı yapılmış 1937 yılında çıkarılan 3l34 sayılı
yasa ile Astsubaylar tahsil süreleri orta okul üstü 2 yıllık sınıf okulu
yani Sanat Enstitüsü seviyelerine çıkarılmıştır.Astsubaylar ordudaki
başarıları vazgeçilmezliği kanıtlanınca 1951 yılında 5802 sayılı kanun
çıkarılarak Gedikli küçük zabit unvanı ASTSUBAY olarak değiştirilerek
Astsubaylar *Komuta kademelerinde eğitim,sevk idare ve diğer işlerde subaya
yardımcı olan astsubay çavuştan astsubay Kd.başçavuşa kadar rütbe sahibi
askeri şahıslar astsubaydır* denilmiştir.Bilahare 1961 yılında çıkarılan 2ll
sayılı İç hizmet kanunu ve l967 yılında çıkarılan 926 sayılı Askeri Personel
Kanunu ile bütün askeri personel statüleri yeniden düzenlenmiştir.
Assubaylar ne iş yapar isterseniz kısaca ona da bakalım;
" Assubaylar dünyanın en gelişmiş uçaklarından biri olan F-16 uçaklarının
bakım ve onarımından,
" Bildiğiniz tüm askeri kara vasıtalarının (tank, zırhlı araç, binek aracı
vs) bakım, onarım ve işletmesinden,
" Tüm askeri deniz araçlarının bakım, onarım ve işletmesinden sorumludurlar.
" Türkiye Cumhuriyeti Topraklarının %70 inde astsubay karakol komutanları
görev yapar asayişi sağlar.
" Depremde eratın başında, sel olduğunda köprü kuran assubaydır. Çok fazla
detaya girip vaktinizi almak istemiyorum.
Şimdi size ve vicdanınıza soruyorum; bu insanlar biraz daha fazla saygıyı
hak etmiyorlar mı? Biraz daha özenli olmak gerekmez mi?

Personel kanunun kabulünden sonra, ülkemizin genel eğitim seviyesi gelişme
sürecine paralel olarak,astsubayların öğrenim durumları lise üstü 1 yıl
sınıf okulu olarak uygulanmaya başlamış, şimdi ise; tamamı 4752 sayılı kanun
ile meslek yüksek okul olmuştur. Şimdi ise geç kalmakla birlikte TSKleri
AMYO larının lisans seviyesine çıkarmak için çalışmalarına devam
etmektedir.Saygılarımla,

Emekli Astsubaylar gurubu adına

www.emekliassubaylar.org
Ramazan Tekeli
(E) Ord.Kd.Bçvş.
Yönetici yorumu Yönetici yorumu:
Sn.Ramazan Tekeli'ye teşekkürler Örnekte görüldüğü gibi kamuoyu bizi yeterince tanımıyor her platformda tanıtmalıyız .Tepkilerimiz öfkemizi değil gerçekleri yansıtmalıdır

MESUT MAVİTUNA    29 Kasım 2007 16:39
Kıssadan hisse bir hayat hikayesi

Hayat

Günlerden bir gün, köylerden birinde, adamın birinin eşeği, kuyunun birine düşmüş.

Niye düşer, nasıl düşer sormayın. Eşek bu. Düşmüş işte.

Belki kör bir kuyuydu, ağzı tahtayla kapatılmıştı belki, üzerine de toprak dökülmüştü.

Zamanla tahta çürüdü, zayıfladı, toprakta biten otları yemek isteyen eşeğin ağırlığını çekemedi ve güm.

Hayvancık saatlerce acı içinde kıvrandı, bağırdı kendi dilinde.

Ayıptır söylemesi, anırdı yani.

Sesini duyan sahibi gelip baktı ki vaziyet kötü.

Zavallı eşeği kuyunun dibinde melül mahzun bakınıyor.

Üstelik yaralanmış.

Karşılaştığı bu durumda kendini eşeği kadar zavallı hisseden adamcağız köylüleri yardıma çağırdı.

Ne yapsak, ne etsek, nasıl çıkarsak soruları havada kaldı.

Sonunda karar verildi ki kurtarmak için çalışmaya değmez.

Tek çare, kuyuyu toprakla örtmek.

Ellerine aldıkları küreklerle etraftan kuyunun içine toprak attılar.

Zavallı hayvan, üzerine gelen toprakları, her seferinde silkinerek dibe döktü.

Ayaklarının altına aldığı toprak sayesinde her an biraz daha yükseldi .

Ve sonunda yukarıya kadar çıkmış oldu. Köylüler ağzı açık bakakaldı.

Hayat, bazen hatta çoğu zaman bizim de üzerimize abanır.

Toz toprakla örtmeye çalışanlar çok olur.

Bunlarla baş etmenin tek yolu, yakınıp sızlanmak değil, düşünüp silkinmek ve kurtulmak, aydınlığa adım atmaktır.

Kör kuyuda olsak bile...

Sevgiyle....

Yılmaz Türkoğlu    29 Kasım 2007 11:38
Sayın Meslekdaşlarım
Birileri sistematik bir şekilde bizlerin bugüne kadar yapılmayan birlikteliğimizden rahatsızlığını bizans oyunları ile belli ediyor. Mynet mesaj grubunun yarattığı kıvılcım sitemizle bir yangına döndü bundan kim rahatsız olabilir bunu biliyoruz Yıldız ve Erdinç efendiler sahte mail adresi ile yazanları ciddiye almayalım ve bu konuyu kapatalım tartıştıkça bunlar kendilerini bir halt sanacaklar. Temad bu tür mesajları neden yayınlar herhalde özgürce tartışılsın diye (!) Temad genel başkanının 9/2 yi alacağız tüm arkadaşlarımız bir derece yükselecek sözünde bence ya ifade hatası var yada başka birşey düşünüyorlar. Daha önce 9/1 e razı olalım gerisi kolay demeselerdi ben yorum farkı var diyecektim Temad sitesine de yazdım Genel Merkez KESİNLİKLE 9/2 VE 8 NCİ DERECEDEN TAVİZ VERİLMİYECEKTİR şeklinde bir açıklama yaparak bu endişelere son vermelidir Yoksa Gnkur. 9/2 hak olmasına rağmen sonu 1/4 e gidecekti şeklindeki açıklaması ile yaptığı adaletsizliğe TEMAD ortak olur ki bu assubay zümrasine İHANETTİR Ben bunun olabilirliğine inanmıyorum ve açıklama talebimi buradan birkez daha yeniliyorum. Saygılarımla


3753
Mesaj Defteri yazıları