SÖZÜN BİTTİĞİ YER PDF Yazdır E-posta
Cuma, 16 Ocak 2009

Bir süredir “Sözün bittiği yer” cümlesinin anlamlarını araştırıyorum ansiklopedilerden Internet ortamından.

“Sözün bittiği yer”; konuşulanların söylenenlerin yetersiz kaldığı, konuşarak tamamlanması gereken diyalogun çıkmaza girdiği, insanın söyleyemedikleriyle yalnız kalması, düşüncelerin fiile döküldüğü an anlamlarında kullanılıyormuş sevgili dostlarım. 

Yıllardır yüzlerce kez konuşuldu yazıldı çizildi Assubay camiasının haklı beklentileri hakkında, sorunlarımız hakkında, adalet ve eşitlik isteklerimiz hakkında. Sorunlarımızın çözümü için sözler verildi. Yine yine yeni yeni sözler verildi. Umutlar dağıtıldı. Gazetelere taşındı umutlar, beklentiler "Astsubay devrimi” başlıklarıyla boy boy.

Bugün yine karşı karşıya kaldığımız ve yüzleştiğimiz  sonuç; aldatılmışlık, kandırılmışlık ve aşağılanmışlık hissi. Kırgınlık, kızgınlık ve sözün bittiği yer.

Yani şimdiye kadar konuşulanlar, yazılanlar, çizilenler boş!.. Verilen sözler, söz verenlerin gerçek düşüncelerini yansıtmıyor. Artık Assubay camiasının yüreklerindeki yangını sözler, söndürmeye yetmiyor. Söylem değil eylem istiyor insanlar.

Haksızda değiller hani. Anayasamızın 2 , 5, 7, 8 ve 10 uncu maddelerinde sosyal hukuk devleti, yasama ve yürütmenin nasıl uygulanacağı, kanun önünde eşitlik konuları açıkça tanımlamıştır. Bütün bunlara rağmen, Anayasamızın teminat altına aldığı adalet anlayışı, insan haklarına saygı ve hukuk devleti ilkeleri açıkça ihlal ediliyorsa, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğu, temel hakları, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak şekilde sınırlandırılmaya devam ediliyorsa, herkesin kanun önünde eşit olduğu ilkesi yok sayılarak belirli bir sınıfa ve zümreye imtiyazlar tanınmaya devam ediliyorsa sözün bittiği yerdir.

Kendilerine uygun gördükleri hak, hukuk ve özgürlükleri başkaları içinde uygun göremeyen, devletin demokrasi, eşitlik ve adalet anlayışı ile bağdaşmayan kararlar alan ve demokratik ve temel hak ve özgürlüklere yönelik haklı isteklerimizi kazanılmış hakların sorgulanması tehdidi ile görmezlikten gelen yöneticiler hukuk, demokrasi ve adaletten bahsedemezler. Toplumda huzursuzluk ve kaos yaratırlar.

Hukuk devletinde, hukukun üstünde her hangi bir güç, kuvvet, kurum veya zümre yoktur. Doğabilecek eşitsizlik ve haksızlıkları, keyfilikleri önleyemeyen, herkese aynı şekilde uygulanmayan bir hukuk sistemi asla vicdanları tatmin edemez.

Bu gün, sözün bittiği yerdir. Hukuk çizgisinden asla sapmadan yasal hakları sonuna kadar kullanarak mücadele etmenin yolları derhal düşünülmeli ve uygulanmalıdır.

TEMAD Yöneticileri; artık TEMAD’ın, temel ilkeleri ortak çıkarlarımız doğrultusunda Assubayları bir araya getirmek, sosyal dayanışmayı sağlamak, sorunlarımıza sosyal ve ekonomik boyutlarda ortak çözümler aramak olan bir sivil toplum örgütü olduğunu hatırlamalıdırlar. Assubayların, temel hak ve özgürlükler konusundaki isteklerinin yerine getirilmesi ile ilgili verilen sözlerin tutulmadığını, tutulmamasının ve sürekli çözümsüzlük ortamları yaratılmasının nedenlerini bilinen ve bilinmeyen yönleriyle camiamıza açıklamalıdırlar.

Assubay camiasının sorunlarının çözümü yolunda Anayasayı, insan haklarına saygıyı, hukuk devleti ilkelerini hiçe sayarak dayatmacı bir zihniyetle sürekli engeller çıkaranlara karşı Assubaylık onuruna yakışan, kararlı ve ilkeli bir duruş sergilemelidirler.


Yorumlar
Yeni EkleAra
Sadece kayýtlý kullanýcýlar yorum yazabilir!

Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved.

Son Güncelleme ( Pazar, 18 Ocak 2009 )
 
Sonraki >